|
Kanat ATKAYA
FAITHLESS No Roots (DMC/BMG)
SİZE bir iyi bir de kötü haberim var. Önce kötü haber verilirdi di mi? Ama benim vereceğim haberleri düşünürsek, önce kötü haberi verince, iyi haberin pek kıymeti kalmayabilir. Öyleyse önce iyi haber: Faithless’ın yeni albümü çıktı. Kötü haber ise, Rollo’dan geldi: Bu son albümümüz olacak. Faithless’ın ürettiği tarzdaki müzik, çok sıkı takip ettiğim bir türe dahil değil. Sevdiğim birkaç grubu yakın markaja aldım; gerisiyle çok ilgilenmiyorum. Fakat Faithless’ın durumu biraz farklı. ‘Reverence’, dinlediğim en güzel, en yaratıcı albümlerden biriydi. ‘Sunday 8 PM’ için de güzel şeyler söylerim. Bu yeni albüm, bir ‘Reverence’ değil. Ama zaten bir ‘Reverence’ daha yapmalarını bekleyen yoktu. Hatta iyi ki de yapmamışlar. Albüm, Faithless’ın ilk (dağılacaklarını düşünürsek, bu durumda son oluyor aynı zamanda) konsept albümü. Şarkılar, Maxi’nin farklı isimlerle sürdürdüğü diyaloglar halinde akıp gidiyor. Canım Faithless dinlemek istediğinde, ‘No Roots’un ilk tercihim olmayacağını biliyorum ama iyi bir albüm. Kulaklıkla dinlendiğinde daha iyi gelen albümlerden dersem, sanırım meramımı anlatmış olurum. Bir de buralara geliyorlar şimdi; hatıra niyetine alın dinleyin bence... Bir de Dido’nun bir zamanlar böyle işlerle uğraştığını hatırladım yine Faithless sayesinde... Bu bile kendi başına albümün faydalı olduğunu gösterir. Saygılarımla...
CHRIS REA The Blue Jukebox (Topkapı/V2)
CHRIS Rea büyük bir suçu olmamasına rağmen (Road to Hell’i saymıyoruz bu durumda di mi?) ‘persona non grata’ (istenmeyen kişi) ilan edilmişler kontenjanında gözüküyor hayatımızda. Seveni vardır, sayısı çoktur belki onları bağlayıcı manada konuşmuyorum elbet. Chris Rea müziği bilen, temiz temiz şarkılarını söyleyen, söylediği şarkıları geniş kitlelere kabul ettirebilen biri. Yani kötü bir müzisyen demek ayıp olur. Ama nasıl diyeyim, Chris Rea, ne yapsa sevemeyeceğim müzisyenlerden. Mesela ‘The Blue Jukebox’ adlı bu albümü ele alalım. Temiz temiz bir blues albümü yapmış. Zaten Jazzee Blue adlı bir plak şirketi kuran Rea, son dönemde hem kendisine hem de başka müzisyenlere hafif caz albümleri, blues albümleri yapıyor. Albümü dinliyorsunuz. Rahatsız etmesi için bir neden yok. Basit, temiz çalınmış şarkılar. Chris Rea’nın sesi kötü bir ses mi? Hayır, değil. Nedendir hálá tam bilemiyorum ama dinleyemiyorum işte ya! Sıkıntı basıyor. Kötü bir şeyler dinliyormuşum hissine kapılıyorum. Siz bana bakmayın en iyisi. Eğer böyle ‘Kenarda müziğim hafif hafif çalacak, ben de dinleyeceğim’ diyorsanız, buyurun işte... Ay, sıkıntı bastı resmen!.. |