Ruete, Türkiye'ye ilişkin bu yıl açıklanacak raporda 2003-2004 genelinin yanı sıra 1999 yılından bu yana yaşanan gelişmelerin de ele alınacağını aktardı.
“Avrupa'nın Dostları” düşünce kuruluşu ile TİM ve İTKİB tarafından Brüksel'de düzenlenen “Türkiye-AB: Oyunun Sonu mu?” konulu konferansta konuşan Ruete, “Bir tankerin içindeyiz ve çok yavaş gidiyor. Dışarıdan hareket etmiyor gibi gözüküyor. Ancak arkasına gidip baktığınızda yol aldığını göreceksiniz” diye konuştu.
Türkiye'de çok şey yapıldığını, ancak yapılacak da çok şey olduğunu belirten Ruete, raporun ekim başında yayınlanacağını ve tavsiye kararlarının yanı sıra Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin ön analizin raporda yer alacağını söyledi.
Türk tarafının AB kamuyonu Türkiye'nin üyeliğinin uzun vadeli avantajları konusunda nasıl ikna edeceğini düşünmesi gerektiğini ifade eden Ruete, “Türkiye müzakere tarihi alır ya da almaz. Ancak müzakarelerin sonucuna bakmaya çalışılırsa, eğer müzakereler sonuçlanırsa Türkiye 28-29-30 ulusal parlamentoyu ikna etme durumunda kalabilir. Türkiye'nin üyeliği win-win (kazan-kazan) çözümü olacaktır” ifadesini kullandı.
Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Ruete, “Gümrük Birliği iyi sonuç veriyor. Ama bazı sürtüşme noktaları hala devam ediyor. Birtakım ekonomik konularda savaş, karşılıklı mücadeleler devam ediyor” dedi.
Türkiye'nin günün birinde AB'ye katılacağını ümit ettiğini dile getiren Ruete, “Çok yapıcı olarak çalışmalıyız. Gümrük Birliği'ni kullanarak entegrasyonu daha da geliştirme yolunda çalışmalıyız” dedi.
VERHEUGEN: TÜRKİYE'DEKİ REFORMLAR SINIRLARI AŞIYOR
Avrupa Birliği Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen de konferansta yaptığı konuşmada, Türkiye ile AB arasındaki katılım stratejisinin bir başarı öyküsü olduğunu söyledi. Türkiye'de hükümetin her zamankinden daha fazla kaliteli reformlar yaptığını kaydeden Verheugen, “Eğer AB Türkiye'nin modernleşme ve demokratik gelişimini durdurursa çok yazık olur” dedi.
Türkiye'nin insan hakları ve demokrasi alanında yaptığı reformlara atıfta bulunan Verheugen, “Türkiye'nin reformlarının bir başka önemi daha var. Bu reformlar ülkenin sınırları dışına da çıkıyor” dedi.
ABD'deki 11 Eylül terör saldırılarının dünyada önemli değişikliklere neden olduğuna işaret eden Verheugen, bu bağlamda Türkiye'nin yaptığı reformların bir “sınır ötesi öneminin de olduğuna” dikkat çekti.
Bu reformların Müslüman ülkeler için de önemli olduğunu kaydeden Verheugen, hukuk devleti, insan hakları gibi evrensel değerlerin Müslüman bir ülke değerleriyle ters düşmediğini belirtti.
Türkiye'de yapılan reformlarla önemli tabuların yıkıldığını ifade eden Verheugen, artık her şeyin tartışıldığını söyledi.
Verheugen, reformların Türk toplumunun istikrarına gölge düşürmediğini, aksine daha fazla istikrara neden olduğunu belirtti.
Türkiye'de yapılan reformların uygulanmasının önemine dikkat çeken Verheugen, “Reformların uygulanmasının inandırıcı ve sürdürülebilir olması gerekir” dedi.
Türkiye'de ifade özgürlüğü, gözaltında kötü muamele ve dini özgürlükler konusunda bazı eksikliklerin bulunduğunu ifade eden Verheugen, reformların uygulanmasının ülkenin geneline yayılmasının önemli olduğunu söyledi.
Önümüzdeki dönemde Ankara'ya bir ziyarette bulunacağını bildiren Verheugen, bu ziyaret sırasında insan hakları derneklerinin temsilcileriyle görüşeceklerini ve onları dinleyeceğini belirtti.
Türkiye'nin AB üyeliğinin Avrupa kamuoyunun gündeminde önemli bir yer teşkil ettiğini hatırlatan Verheugen, “Türkiye'nin üyeliğinin AB kurumları içerisinde temelde değişiklik yaratacağı, AB sınırlarının Suriye ve İran'a kadar uzayacağı” konusundaki tartışmaların ön plana çıktığını kaydetti.
Verheugen, AB Komisyonu'nda, Türkiye'nin üyeliği halinde AB kurumlarını nasıl etkileyeceği konusunda bir ön çalışmanın şimdiden başlatıldığını belirtti.