|
Şehriban OĞHAN/ ANKARA
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun (TAEK) hazırladığı ‘Günlük yaşamda radyasyon’ kitabı ilginç bilgiler içeriyor. Kitaba göre insanlar radyasyonla ana rahminde tanışıyor.
TAEK’in TBMM KİT Komisyonu üyelerine de dağıttığı kitaba göre, en fazla radyasyona pilot ve hostesler, kayak yapanlar ve Everest tepesine tırmananlar maruz kalıyor. Ahşap binalarda yaşayanlar, radyasyon konusunda betonarme ya da tuğla binalarda yaşayanlardan daha şanslı. Uzmanlar, doğal radyasyondan korunmak için evlerin sık sık havalandırılmasını tavsiye ediyor.
KİT Komisyonu’na radyasyonu anlatan TAEK Araştırma Geliştirme Koordinasyon Dairesi Fizik Yüksek Mühendisi Ahmet Cangüzel Taner, doğada insanların yüzde 88 doğal, yüzde 2 yapay radyasyona maruz kaldığını söyledi. Deniz seviyesinde yaşayanların yüksekte yaşayanlara oranla daha şanslı olduğunu belirten Taner, yapay olarak en fazla radyasyona da tıbbi uygulamalarda maruz kalındığını bildirdi. Taner, gerekmedikçe akciğer filmi çektirilmemesini istedi.
Taner, cep telefonlarının yoğunlaştırıcı olmayan radyasyon yaydığını belirtirken, ‘Cep telefonuyla 20 dakikalık konuşma, 0.01 santigrat derece ısı oluşturuyor. Yani beyin ısısını değiştiriyor’ dedi. Taner, cep telefonuyla milletvekilleri gibi uzun konuşanlara da ‘kulaklık kullanmalarını’ tavsiye etti.
Klimalı binada radon tehlikesi
Günlük yaşam sırasında sürekli olarak radyasyonla birlikteyiz. Soluduğumuz hava, içtiğimiz su ve toprakta bulunan doğal radyoaktif maddelerden dolayı bütün yediklerimiz ve içtiklerimiz bir miktar radyoaktif unsurlar içeriyor.
Kayalarda, toprakta ve inşaat malzemelerinde bulunan uranyum ve toryumun bozulmasıyla radon ve toron radyoaktif gazları meydana geliyor. Radon, torona nazaran çok daha tehlikeli. Akciğer kanserine yakalanma riskini artırıyor. Kötü havalandırmalı ve çok iyi izole edilmiş binalar radon tehlikesi bakımından en kötüsü. Kömür madenciliği gibi yeraltında çalışanlar yüksek düzeyde radon ve torondan dolayı daha fazla radyasyon dozuna maruz kalıyorlar. |