|
Nurten ERK
GSD Holding Genel Müdürü Akgün Türer, krizde büyüyen şirketlerden biri olduklarını belirtirken, bunu da temel faaliyet alanlarına odaklanarak sağladıklarını vurguladı. Türer, ‘Aşırı büyüme hırsı içinde hareket etmiyoruz. Dengeli pozisyonlar taşıyoruz’ dedi.
BÜTÜN şirketleri finans sektöründe faaliyet göstermesine rağmen, krizin olumsuz etkilerini kendisinden uzak tutarak büyüyenlerden biri de GSD Holding oldu. İhtiyatlı politikalar izlediklerini söyleyen GSD Holding Genel Müdürü Akgün Türer, aşırı büyüme hırsıyla hareket etmediklerini ve dengeli pozizyonlar taşımaya özen gösterdiklerini belirtiyor. Akgün Türer ile finansal krizden bugüne uzanan ve sektörün nabzını tutan bir sohbet yaptık.
Krizli dönemlerde neler yaşadınız?
- 1998’de, 1999’da özellikle dış piyasalardan kaynaklanan krizler var. 2000, Türkiye’de ekonomik koşulların çok iyi olduğu bir dönemdi. 2001’de hızlı bir küçülme, devalüasyon ve çok büyük kayıplar yaşandı. 2002 yaraların sarıldığı, 2003 hızlı bir büyümenin tekrar başladığı yıl oldu. Bu kadar değişkenliğin olduğu dönemde temel olarak belirlediğimiz faaliyet alanlarında yoğunlaşmayı sürdürdük. Bütün bu alanlarda istikralı bir şekilde performansımızı koruduk. İstikrarımızı ve gelişimimizi sürdürdük.
Yani sadece bankacılık yapıp, krizden etkilenmediniz mi?
- Evet, çünkü krizlerde en büyük oynaklığı tahvillerin değerlemesi yaratabiliyor. Topladığınız mevduatlara, kaynaklara uygun şekilde müşteri plasmanı yapıyorsanız, kárlılığınızda bunu belirliyorsanız, döviz cinsinden mevduat toplayıp, dövizle plasman yapıyorsanız, krizde getirileriniz artabilir. Çünkü faiz oranı artacağı için müşteri plasmanlarınıza uyguladığınız faiz marjı da yükselir. Müşteri plasmanlarına odaklanmak hem ileriye doğru geliştirilebilir bir iş, hem de kriz dönemlerinde sizin bilançonuz üzerindeki etkileri negatif olmuyor.
Bütün şirketleriniz finans sektöründeyken krizde nasıl büyüdünüz?
- Muhafazakar bir şirketiz. İhtiyatlı politikalar izliyoruz. Aşırı büyüme hırsı içinde hareket etmiyoruz. Dengeli pozisyonlar taşıyoruz. Yaşadığımız krizin en büyük etkisi, tahvil, bono, Euro-bond, açık pozisyon gibi, temel bankacılığa dayanmayan alanlarda etkisini gösterdi. Biz ise salt bankacılık faaliyetlerine odaklandık. 2003’te ekonomik büyümeye paralalel finans sektöründe faaliyet gösteren tüm şirketlerimizde kurumsal müşteri plasmanlarımız reel olarak yüzde 30 büyüdü.
Reel sektöre yönelik kredilerin sektörel dağılımında değişim var mı?
- Evet, 2000’le bu yıl arasında kredi portföyündeki sektörler anlamında büyük değişim var. 2000, perakendecilik ve servis sektörünün, ithalatın çok yoğun olduğu dönemdi. 2003’te Türkiye’deki büyüme ihracata dayalı sektörlerde ve sanayide görüldü. Son dönemde yatırım kredilerinde kıpırdanma var.
Bu dönemde müşteri kaçışı yaşadınız mı?
- 2003’te kurumsal müşteri plasmanlarını yüzde 30 büyüttük. Çünkü kriz dönemine göre ekonomi daha fazla kredi talep eder hale geldi. Reel sektöre verilen kredilerde artış var. Türk bankacılık sektöründeki banka sayısı da ciddi şekilde azaldı. Yoğunlaştığımız alanlar içinde yer alan kredilerdeki payımız doğal olarak arttı.
Sorunlu alacaklar yaşıyor musunuz?
- Bankacılık sisteminin yaşadığı bir sorun da kredilerden kaynaklandı. Bizim, 2001 dahil olmak üzere tüm dönemlerde kredilerden yaşadığımız sorunlar çok düşük oldu. Bugün sorunlu diyebileceğimiz alacakların toplam kurumsal kredilerimiz içindeki oranı binde 6 gibi çok düşük düzeyde.
Bankacılık sektöründe kalıcı iyileşme var
Finans sektöründeki yapısal düzenlemeleri yeterli buluyor musunuz?
- Bankacılık sektörü çok zor günler yaşadı. Bana göre bankacılık sektöründe kalıcı iyileşmeler sağlandı. Bankacılık faaliyetlerine yönelmeyi sağlayacak tedbirler alındı. Bankacılık, ekonominin de gelişimine daha fazla katkıda bulunacak şekilde konumlandı. Denetim anlamında altyapıda ciddi gelişme sağlandı.
2003 kárımız 37.5 trilyon lira
Grubunuz 2003 yılını nasıl tamamladı?
- 2003 yılında toplam 1.6 katrilyonluk bir aktif büyüklüğüne sahip, 150 trilyona yakın özvarlığa ulaştık. Geçen yıl tüm faaliyetlerimizden konsolide bazda 37.5 trilyon lira net kár elde ettik. Bunun önemli bölümü yani 24 trilyon lirası bankacılıktan, 9 trilyon lirası da factoring operasyonlarından sağlandı. Oldukça verimli bir yıl geçirdik.
830 milyon dolarlık ihracata aracılık ettik
Dış ticarette ne kadarlık bir ihracata aracılık ediyorsunuz?
- Türk Lirası’nın değerine bağlı olarak ihracatın olumlu ya da olumsuz gelişmesi beklenir. Bu dönemde sürekli olarak hazır giyim sektörünün ihracatı Türk Lirası’nın değerinden bağımsız olarak artış gösterdi. Bizim de aracılık ettiğimiz ihracat hacmi sürekli arttı. 2001 yılında 650 milyon dolarlık, 2002’de 733 milyon dolar, 2003’de 830 milyon dolarlık ihracata aracılık ettik. 2004’de de dolar bazında yüzde 4 bir büyüme var.
Bankalarımızı birleştirmeyiz
Bünyenizdeki iki bankayı birleştirme gündeme gelebilir mi?
- Tekstilbank, 38 şubeli ve butik ve kurumsal bankacılık yapıyor. GSD Bank ise mevduat toplamıyor ve tek merkezden faaliyet gösteriyor. Kurumsal müşterilere hizmet veriyor. İkisinin faaliyetleri birbiriyle örtüşmüyor.
AKGÜN TÜRER
GSD Holding Genel Müdürü Akgün Türer, 1969 doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra Manchester Business School’da İş İdaresi alanında yüksek lisans yaptı. İş hayatına 1993’de İnterbank’ta başladı, 1995-1998’da Sparx Yönetim Danışmanlığı’nda Yönetim Kurulu Üyesi, 1998-1999’da Delta Holding’de Koordinatör, 1996’da GSD Dış Ticaret, GSD Factoring, Tekstil Finansal Kiralama, GSD Holding A.T.’de Yönetim Kurulu Üyesi oldu. 1999’da GSD International Ltd. Yönetim Kurulu Başkanı, 2001’de GSD Yatırım Bankası Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği, 2002’de The Euro Textile Bank Offshore Yönetim Kurulu Üyeliği, Tekstil Menkul Değerler ve Tekstil Factoring Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği, Tekstil Bankası Yönetim Kurulu Üyeliği’ne getirildi. |