|
Razi CANİKLİGİL/CHICAGO
Ortadoğu konulu panelde konuşan Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin ılımlı İslam ülkesi olarak nitelenmesine karşı çıktı. Erdoğan, ABD’li milletvekilinin ‘İslami terör’ tanımına da kızarak, ‘Terörün önüne İslam’ı yakıştırmak çok çirkin’ dedi.
ABD ziyaretinin son gününde Chicago’da düzenlenen Ortadoğu konulu panele katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İslami terör ifadesinin kabul edilemez olduğunu söyledi. Erdoğan, ılımlı İslam kavramının da yanlış olduğunu vurguladı ve Türkiye’nin de Ilımlı İslam ülkesi olarak tanımlanamayacağını açıkladı.
Academy of Achievement (Başarı Akademisi) adlı kuruluş tarafından Peninsula Hotel’deki sempozyum çerçevesinde düzenlenen panelde ABD Temsilciler Meclisi üyesi Jane Harmon’un İslami terör kavramını kullanmasına sinirlenen Başbakan Erdoğan, sert bir ifadeyle şöyle cevap verdi:
ORTA YOLU BULDUK
‘Burada İslami terör kelimesi kullanıldı. Bu ilahi din mensuplarının hepsini üzer. Ne İslam ne Hıristiyanlık ne de Musevilik bunu kabul eder. Dolayısıyla, terörün önüne İslam kelimesini yakıştırmak çok çirkindir. Bunu affedemem.’
Türkiye’nin ılımlı İslamın egemen olduğu bir ülke olarak tanımlanamayacağını belirten Başbakan Erdoğan, ‘İslam kelimesi yalındır, yanlızca İslamdır. Ilımlı İslam ifadesi yanlıştır. Buna alternatif çıkarırsanız, o da ılımsız İslam’dır. Müslüman olarak ben bunu kabul edemem. Ben aşırı bir Müslüman değilim. Biz orta yolu bulmuş bir Müslümanız’ diye konuştu.
Panelistler arasında yer alan İsrail’in eski başbakanlarından Ehud Barak da Erdoğan’a destek vererek İslami terör kavramını reddettiğini söyledi.
‘Altın Tabak’ aldı
BAŞBAKAN Erdoğan’a, Chicago’daki Field Museum’da ünlülerin katıldığı gecede ‘kamuya yaptığı katkılardan’ dolayı ‘Altın Tabak’ ödülü verildi. Erdoğan ödülünü Hollywood aktörü James Earl Jones’un elinden aldı. Gecede Erdoğan’ın yanı sıra Ürdün Kralı Abdullah, New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg ve General Wesley Clark’a da ödül verildi.
DEHAP’a cevap: Genel af yok
BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, ABD gezisi dönüşünde yaptığı açıklamada, hükümetin Kürt sorunu konusunda Cumhuriyet tarihinde atılmamış adımlar attığını ve bunların artık görülmesi gerektiğini söyledi. DEHAP Genel Başkanı Tuncay Bakırhan’ın ‘Hálá Kürt sorununda adil ve demokratik bir çözüme ulaşılamadığı ve bu alanda bir genel af beklentisinde oldukları’ sözleriyle ilgili bir soru üzerine Başbakan Erdoğan şöyle konuştu:
GEREKEN YAPILDI
‘Hükümet programı içerisinde bütün açılımları yapmıştır. Bizim açılım noktasındaki samimiyetimizi kavramakta zorlananlar varsa, ben bu konuda bir şey diyemem. Ama halk ve dünya yaptığımız bu açılımları takdirle anarken, hálá bunu anlamakta zorlanıyorlarsa buna üzülürüm. Şu andaki hükümet Cumhuriyet tarihinde atılmamış adımları atmıştır. Artık bunları görelim. Ama bu adımlar atılırken, şu sorun var, bu sorun var denirse bu bizleri üzer.’
BEN DE GÖRÜŞÜRÜM
Başbakan Erdoğan, Leyla Zana ve arkadaşları ile görüşüp görüşmeyeceğinin sorulması üzerine de, şöyle dedi: ‘Kabul etmemem için bir sebep yok. Nasıl bakanım görüşmüşse ben de görüşürüm. Kaldı ki ben yokken Başbakan Vekili sıfatıyla görüşmüştür, bu çok önemli bir aşamadır.’
ARTIK SAHADAYIZ
G-8 Zirvesi’ne Türkiye’nin, demokratik ortak sıfatıyla zirveye katıldığını hatırlatan Erdoğan, ‘Türkiye artık tribünden dünyada olup bitenleri izleyen bir ülke değil, sahada bizzat tüm oluşumların içinde olmak suretiyle, meydana gelecek ve uygulanabilecek olanlara katkıda bulunma gayreti içerisinde olan bir ülke durumundadır’’ dedi.
Irak’a dayatma olmaz
BAŞBAKAN Erdoğan, konuşmasında terörün bir gerekçe değil, bir sonuç olduğunun altını çizdi. Erdoğan, şöyle konuştu:
‘Acaba biz terörle ilgili gerekçeleri ortadan kaldırabildik mi? ABD’nin Bağdat’a girmesi işi çözmüyor. Buraya nereden geldik. 11 Eylül’den geldik. 11 Eylül olmasaydı Afganistan’a girilmezdi, Irak’a da girilmezdi. Irak’ta, bir dost olarak, samimi olarak biz bu işin hallini istiyoruz. Ama bu sorunu halletmek dışardan dayatmacı bir yaklaşımla olmaz. Kendi iç değerlerine kıymet verilmeli. Halklar kendilerini yönetecek olanları kendi içinden çıkarmalıdır. Atanmış memurlarla bu işler zor yürür. Bunu da başarmaya mecburuz. Onun için altyapısını ona göre yapmak durumundayız. Bir farklı ülkenin modelini oraya oturtmak, adeta bir vücuda kabul edemeyeceği bir organ naklini yapmak gibidir.’ |