|
20 Mart 1995 gecesi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çok özel birlikleri 35 bin kişilik bir kuvvetle Kuzey Irak’a girdi.
Birlikler yıldırım gibi sınırı geçti ve sabahın ilk ışıklarında belirlenen stratejik noktalara yerleşti.
Kanlı terör örgütü PKK’nın kamplarına yönelik harekát hemen başlatıldı.
Böyle geniş ve planlı bir harekat beklemeyen teröristler panik içinde dağıldılar.
Harekát sonunda PKK pek çok savaşçısını kaybetti. Örgütün lojistik ve kolaylık tesisleri imha edildi.
Çok sayıda malzeme, mühimmat ve silah ele geçirildi.
Harekátla bölge temizlenmiş, PKK’ya çok ağır bir darbe indirilmişti.
Görevlerini bitiren birlikler nisan ayında bir gece yine girdikleri gibi sessizce Kuzey Irak’tan çekildiler.
1 Mayıs’ta dönemin Başbakanı Tansu Çiller, birlikleri kutlamak ve onlara hoş geldiniz demek için Silopi’ye gitti.
Başbakan’ı Silopi’de harekátı yöneten bölgedeki kuvvetlerin komutanı Korgeneral Hasan Kundakçı karşıladı.
Silopi’den tören alanına giderken Başbakan Çiller Paşa’ya merakla sordu:
‘Paşam Kuzey Irak’tan nasıl çekildiniz?’
‘Çok gizli hareket ettik. Çekileceğimizi hiç kimseye söylemedik. Hiç kimseye sezdirmedik. Girdiğimiz gibi, kimseye fark ettirmeden gece yarısı çekildik Başbakanım:’
* * *
Çiller, Paşa’ya harekáttan duyduğu endişeyi şöyle anlattı:
‘Paşam kısa bir süre önce Amerika’daydım. Birçok politikacı ve diplomat Kuzey Irak’a girmekle tehlikeli bir harekát yaptığımızı söyledi. Hatta bunlardan biri, dünyanın en büyük terör uzmanı olduğu ve Kuzey Irak’ı tanıdığı söylenen bir general bana dedi ki: ‘Kuzey Irak’a 35 bin kişiyle girmeniz büyük hatadır. Oraya girmek zordur, ancak oradan çıkmak daha da zordur. Orası bataklığa benzer. Her gün bu bataklığa daha çok batarsınız, çekilemezsiniz, perişan olursunuz.’ Açık söylemek gerekirse bu sözler beni endişelendirdi. Bunun için size nasıl çekildiniz diye sordum.’
‘Sayın Başbakanım korkunuzu, kuşkunuzu anladım. Size ABD gibi güçlü bir ülkenin diplomatları ve askerlerinin böyle söylemesi normaldir. ABD’li generelin söyledikleri de doğrudur. Kuzey Irak bir bataklığa benzer. Giren de zor çıkar. Ancak Türk askeri ve komutanları olarak Kuzey Irak’ı herkesten daha iyi tanıyoruz. Arazisini, insanlarını, aşiretleri, grupları ve bunların özelliklerini, nasıl hareket edeceklerini iyi biliyoruz. Bize kimlerin karşı çıkabileceğini, nerelerde pusu kurabileceklerini dahi biliyoruz. Bu yüzden biz bu bataklığa bilerek girdik. Görevimizi yaptık. Batmadan geri çekildik.’
* * *
Bu olayı emekli Korgeneral Hasan Kundakçı’nın yakında piyasaya çıkacak olan ve bir tarihi belge niteliğindeki kitabından aldım.
Bugün geldiğimiz noktada hálá aklını başına toplamayanlara ve yaşananları algılamayanlara gerçekleri görmelerine bir yararı olur diye yazdım.
Kongra-Gel yani PKK yöneticileri hálá dış güçlerin maşası olmayı sürdürüyorlar.
Dışardan aldıkları talimatlarla geçmişi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücünü unutarak terörü yeniden başlatma aymazlığı içindeler.
Yaptıkları terörün en fazla yöre halkını perişan ettiği, bundan sonra da yine onları perişan edeceği umurlarında değil.
Şimdi yöre halkı ile Türkiye’nin yasal partisi olduğunu sürekli vurgulayan DEHAP’a büyük sorumluluklar düşüyor.
Kürt kökenli yurttaşlarımız kendi çocuklarını düşünerek Kongra-Gel yani PKK’nın bu akıldışı tutumuna bütün güçleriyle karşı çıkmalıdırlar.
Cezaevinden çıkan eski DEP milletvekilleri de geçmişi unutarak Kürt kökenli insanlarımızın rahatı, huzuru için yükümlülüklerini yerine getirmelidirler. |