11/06/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Cuma
11.06.2004
Bu köyde pazar günleri piknik yasak: Saitabat
 

Mesude ERŞAN

Bursa’nın Saitabat Köyü 130 yıllık bir Gürcü yerleşimi. Artvin’den göç eden Gürcü asıllıların kurduğu köy, şelalesi, kanyonu, ormanı, çileği, kirazı, ahududusuyla özellikle günübirlik gezilerden keyif alanlar için alternatif olma yolunda. Ancak bahçelerinin talan edilmesinden bıkan ahali pazar günleri piknikçilerin köye girişine izin vermiyor. Köyün kalkındırılması işini ise kadınlar tarafından kurulan dernek üzerine almış.

Köy, gürültüden ve kalabalıktan birkaç saat olsun sıyrılmak isteyenler için birebir. Öyle büyük, lüks dinlenme ve konaklama tesislerinden hoşlananlara göre değil ama. Aslında turistik konaklama tesisi yok. Yemek için ya Güvencin Deresi kıyısındaki iki restorandan birini seçmeniz ya da piknik malzemenizi yanınızda taşımanız gerekiyor. Köyün iki marketi olan Çelik ile Şelale’de yiyecek, mangal malzemelerini bulabiliyorsunuz. Hatta 1 milyon liraya sandviç yaptırabiliyorsunuz. Unutmadan küçük bir uyarıda bulunalım. Doğasıyla yetinmeyelim, köyün içini de gezelim derseniz pazar gününü seçmeyin. Piknikçilerin bahçeleri talan etmesinden bıkan köylüler pazar günleri piknikçilerin köye girişine izin vermiyorlar.

SOFRAMIZDAKİ SU BURADAN GELİYOR

Saitabat’a İstanbul’dan 3.5-4 saatte ulaşmak mümkün. Bursa’da eski garajdan Ankara yoluna girin. Ankara sapağından 7 kilometre ilerledikten sonra karşınıza yine Bursa’nın ilçelerinden Kestel çıkacak. Kestel çimento fabrikasını geçtikten sonra karşınıza önce Derekızık, hemen ardından Saitabat Köyü çıkacak. Köy Bursa’ya sadece 25 kilometre uzaklıkta. İki komşu köy olan Derekazık ile Saitabat’ı Güvercin Deresi ayırıyor. Güvencin Deresi’nin Keşiş Dağı eteklerine uzanan kaynağında Erikli ile Nestle Pure Life içme suyunun dolum tesisleri bulunuyor. Köyün çevresindeki ormanlar Domuzbatak, Gürgenlik, Doğansu gibi isimlerle anılıyor.

Gürgen, meşe, çam, senaber ağaçları arasındaki köyün geçim kaynağı uzun yıllar kestane ağaçları olmuş. Ancak öyle bir hastalık vurmuş ki ağaçları, tümü kurumuş, meyve vermez olmuş. Gençlerin büyük çoğunluğu şehirde veya yakınlardaki içme suyu dolum tesislerinde çalışmaya başlamış. Bazıları aileleriyle birlikte köyden göçmüş. Kalanlar çilek, ahududu ile geçimlerini sağlamaya başlamış.

EV SALÇASI SATIYORLAR

Hal böyle olunca köyün elinden tutmak yine kadınlara düşmüş. Kimi hálá köyde yaşayan Saitabatlı kadınlar, 2 yıl önce 4 çocuk annesi Sermin Cakalıoğlu’nun başkanlığında Saitabat Köyü Kadınları Kalkındırma ve Koruma Derneği’ni kurdular. Köy muhtarından Şelale mevkiinde aldıkları mezbelelik bir alanı düzenlediler. Buraya küçük bir meydan yaptılar. Üstü kapalı bir pazar yeri açtılar. Kendi ürettikleri salça, erişte, mayalı cevizli lokum (ekmek), slor (Gürcü mantısı), dantel, havlu, tülbent oyası satışı yaparak derneğe gelir sağlamaya başladılar. Geçtiğimiz yıl bin 200 kavanoz salça satarak 3.5 milyar lira gelir elde ettiler. Çoğu ev kadını olan kadınlar cesaretlendi. Sadece köyü, köylüyü kalkındırmak değil, tanıtımını yaparak, turizmi geliştirmek ve yeni gelir kapıları açmayı da hedefleri arasına aldılar.

CUMALIKIZIK YANI BAŞINDA

Cakalıoğlu, aralarında sadece 10 kilometre mesafe bulunan Kınalı Kar dizisinin çekildiği Cumalıkızık köyü kadar ünlenmeyi hedeflediklerini söylüyor: ‘Bizim Cumalıkızık gibi tarihi bir ortam iddiamız yok. Doğamızla fark edilmek istiyoruz. Köyümüzü zaten Araplar çoktan keşfetti. Özellikle sıcak yaz günlerinde turlarla yüzlerce Arap buraya geliyor.’

Sayıları altmışı bulan üyelerinin tümünün kadın olduğu dernek, köyü tanıtmak için başta broşür bastırmak üzere çeşitli etkinlikler planlıyor. Kendi düzenledikleri köy meydanında derneğin çay bahçesini, lokalini açmak istiyorlar. Cakalıoğlu, köyün doğal kaynaklarının çok zengin olduğunu hatırlatırken, ‘Bir gün köyümüzü ziyaret eden biri ‘Hálá altın kaşıkla yemek yemeğe başlamadınız mı?’ diye sormuş’ diyor.

NE YENİR

Köye giderseniz slor denilen Gürcü mantısından mutlaka alın. Sloru sarmısaklı yoğurt ile fırınladıktan sonra üzerine tereyağı dökerek yiyebilirsiniz. Et ve tavuk suyuyla da ıslatılarak da denenebilir. Asma yaprağı, barbunya ve bulgurla yapılan yemeğin tadına da doyum olmuyor. Köyün ceviziyle yapılan mayalı, cevizli lokum aslında bir çeşit etmek.

NEREDE YENİR

Şelale Dere Restoran: Derenin gürüldeyen suyu kulağınızda, yüzyıllık ağaçların gölgesi altında kaşarlı, mantarlı alabalık, et çeşitleri yiyebilir, mangal yapabilirsiniz. İsterseniz kahvaltı servisi de var. Balık, salatadan oluşacak bir yemek için 10 milyon lira, kahvaltı için de 6 milyon lira vermeniz yetiyor. Tel: (0224) 388 13 33

Dedem Restoran ve Piknik Alanı: Çınar, ıhlamur, fındık, kızılcık, ceviz, elma, vişne, defne, gürgen, kestane ağaçları altında piknik yapmak isteyenlere hafta içi 5 milyon, haftasonu 7.5 milyon liraya masa ve mangal kiralıyor. Yiyecekleri getirmek size düşüyor. Restoranda pide, balık, et çeşitlerini bulabilirsiniz. Tel: (224) 388 11 27 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com