Verheugen, Alman Frankfurter Rundschau gazetesine yaptığı açıklamada, 1 Mayıs'taki genişlemeden sonra AB için en önemli konunun, Türkiye ile müzakerelere başlama konusunda verilecek karar olduğunu kaydetti.
Verheugen, “Şartları yerine getirmesi halinde Türkiye'nin AB'ye üye olacağı kararı çoktan verildi, bunun bilinmesi gerekir. Yıl sonunda söz konusu olan, Türkiye'nin bu şartları yerine getirip getirmediği konusunda karar vermek” dedi.
Komisyonun Ekim ayında bu konuda ilerleme raporunu hazırlayacağını ifade eden Verheugen, raporda Türkiye'nin son 5 yıl içinde attığı adımları ve bunların uygulamalarının değerlendirileceğini belirtti.
Alman kamuoyunda Türkiye'nin üyeliği konusunun dar bir çerçevede, Müslüman bir ülkenin AB'ye girmesi olarak tartışıldığını ifade eden Verheugen, Avrupa'da din konusundaki değerin, din özgürlüğü ve dinler arası hoşgörünün temelini oluşturduğunu, Avrupa'yı kültürel olarak Hıristiyanlığın, Yahudiliğin ve İslamiyetin etkilediğini söyledi.
Önemli olanın, Türkiye'nin, Avrupa'nın tüm değerlerini paylaşıp paylaşamayacağı olduğunu kaydeden Verheugen, “Türkiye büyük hızla değişiyor. On yıllarca bu ülkeden istediklerimizi bugün gerçekleştiriyor” şeklinde konuştu.
Muhtemelen yıl sonunda karar verilecek olan müzakere sürecinin uzun zaman alacağını belirten Verheugen, “Türkiye müzakerelerin 10 yıl sürebileceğini hesaplıyor... 70 milyon nüfusu ve İran, Irak ve Suriye ile sınırı olan bir ülkeden bahsediyoruz” dedi.
Kıbrıs konusunun belirleyici bir rol oynamayacağını da ifade eden Verheugen, “Türkiye BM'nin barış planı çerçevesinde çözüm istediğini gösterdi. Bunun ağırlı var. Ancak Avrupa'da herkes Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs'taki askeri varlığını azaltmasını memnuniyetle karşılar” diye konuştu.