|
YA biz söylemeyi ve anlatmayı beceremiyoruz yahut da Sayın Başbakan Tayyip Erdoğan anlamamakta inat ediyor.
Bu defa Erdoğan, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e kızmış. Sebep Sezer’in ‘İmam Hatip lisesi (İHL) mezunlarıyla ilgili yasayı tekrar görüşülmek üzere TBMM’ye göndermesi’ imiş.
Biliyorsunuz bu yasa imam-hatip okullarına ‘genel lise’ statüsü vermeyi amaçlıyordu. Cumhurbaşkanı onu önlemek istedi.
Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı’nın kararını öğrenince;
‘Bu okullar çok partili hayata geçildiğinden beri var. Dün laikliğe aykırı değildi de bugün mü öyle oldu?’ dedikten sonra şöyle devam etmiş:
‘Tasarı meslek liseleriyle ilgiliydi. Ama İHL’ler buna farklı ilave edildi. ‘Bu laikliğe ters’ denildi.
Üç dört yıl önce kurulmadı bu okullar. Çok partili hayata geçildiğinden beri var. Bugüne kadar laikliğe aykırı olmayan bu okullar bugün nasıl aykırı oldu? Ben imam hatip mezunuyum. Laikliğin savunucusuyum. Çocuklarım da imam hatip lisesi mezunu. Onlar da laikliğin savunucusu.(...)’
Yukarıda dedik ya, ‘ya biz anlatamıyoruz yahut Başbakan anlamamakta inat ediyor’ diye. Şimdi gelelim o noktaya:
Önce belirtelim ki bu okulların laik cumhuriyete karşı bir tehdit oluşturduğu yeni bir şey değil. Sayın Başbakan, 1960’lı yıllarda yani Sayın Süleyman Demirel’in olabildiğince çok sayıda imam hatip lisesi açtığı yıllarda yazılıp çizilenlere bakarsa aynı tehdidin o tarihte de dile getirildiğini görür.
Ama o dönemdeki sayılar yine de laik rejim için tehlike teşkil edecek noktaya gelmiş değildi. O yüzden uyarıları ciddiye alan yoktu.
Vakta ki Necmettin Erbakan, bu okulları ‘arka bahçemiz’ diye tanımlayınca bazıları ayıldı. Ama yine de Turgut Özal’ın bu okulların eğitim kalitesini yükselttirip öğrenci sayısını 500 binin üzerine çıkarttırdığı 1980’li yılların sonlarına kadar tehdidin boyutu tam olarak algılanmadı.
Kamuoyu ise Türkiye’yi hangi tehlikenin beklediğini ilk olarak polis teşkilatı, milli eğitim kadroları ve mülki idarenin olabildiğince çok imam hatipli ile doldurulduğu ortaya çıkınca anlayabildi.
Kısaca imam hatip liseleri daha önce de laikliğe karşıt zihniyette çocuklar yetiştiriyordu, şimdi de...
Ne var ki Kemal Gürüz’ün YÖK Başkanlığı’ndan önce bu konu YÖK’te ve üniversitelerde ele alınıp tartışılmadığı için kimse tehlikeyle ilgilenmiyordu.
Sayın Erdoğan şimdi ‘Ben de oradan mezun oldum ama laikliğin savunucusuyum’ diyor.
Laikliği içtenlikle savunan insan, ‘laik sistem tehdit ediliyor’ denince ona kulak vermez mi?
Başbakan sahiden anlamıyor mu, yoksa bizi kandırdığını mı sanıyor? |