|
ELİMDE bir belge. Hatay’ın Dörtyol İlçesi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenmiş bir iddianame. Savcılık, Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açmış.
Aynen okuyalım:
‘Hazırlık No. 2002/2075. Esas No. 2002/1029. İddianame No. 2002/538.
Davacı: Kamu Hukuku
Şikayetçi: TEDAŞ Dörtyol İşletme Başmühendisliği
Sanık: İsmail Soylu. Mustafa ve Hatice oğlu, 1955 doğumlu.
Suç: Hükümetçe mühür altına alınmış şeyler hakkında hırsızlık.
Suç tarihi: 7 Temmuz 2002. (Tutanak tarihi)
Sevk Mad: TCK 492/2, 522 maddeleri.
Deliller: Kaçak cereyan kullanma tesbit tutanağı, sanık ifadesi, vd.
HAZIRLIK EVRAKI İNCELENDİ.
Olay tarihinde TEDAŞ görevlilerince yapılan kontroller sırasında sanığın, evindeki hat üzerinde mühürlü bir şekilde bulunan elektrik saatini, film takarak diski durdurmak suretiyle devre dışı bıraktığı ve bu suretle kaçak elektrik kullandığı tesbit olunmuştur.
Yapılan incelemede sanığın hükümetçe mühür altına alınmış şeyler hakkında hırsızlık suçunu işlediği yukarıda belirtilen delillerle anlaşıldığından, sanığın Mahkemenizce yargılamasının yapılarak suçunun subutu halinde yukarıda belirtilen sevk maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve iddia olunur. 14 Ağustos 2002. Bilgin Bakır. Dörtyol Cumhuriyet Savcısı.’
* * *
Şimdi ‘kim bu sanık İsmail Soylu’ diye soracaksınız. Kaçak elektrik kullandığı, iddianamedeki deyimle ‘hırsızlık’ yaptığı iddia edilen bu kişi, o günlerde tüccarlık yapan bir vatandaş.
Şimdi ise AKP Hatay milletvekili!
Yakalanıyor ve hakkında dava açıldıktan yaklaşık 2.5 ay sonra AKP’den milletvekili seçiliyor.
Peki bu dosya ne oluyor? İsmail Soylu, milletvekili seçilince otomatik olarak dokunulmazlık kazanıyor! Dolayısıyla yargılanması mümkün değil.
Bir iktidar düşünün ki, pek çok milletvekilinin dosyaları bu ‘dokunulmazlık zırhı’ arkasına sığınmış bekletiliyor ve haklarında hiçbir yasal işlem yapılamıyor!
Yargıdaki suç dosyalarında zimmet, irtikap, kalpazanlık, yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma, naylon fatura, hırsızlık gibi nice suçlar varken, adına dokunulmazlık denilen bu tuhaf ve yüz kızartıcı nesneyi kaldırmaya, milletvekillerini yargıya göndermeye AKP’nin eli varmıyor!
Hem de seçim beyannamesinde ‘dokunulmazlığı kaldıracağız’ ifadesi varken!..
Ve evinde kaçak elektrik kullandığı iddiasıyla hakkında dava açılan bir şahıs, şu anda ‘vekilimiz’ sıfatıyla bizi Meclis çatısı altında temsil ediyor. Ne hoş, ne güzel, helal olsun!
* * *
AKP iktidarı daha ilk günlerinde, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ne diş hekimi olan Erman Tuncer’i atıyor. Ancak bir diş hekiminin bu göreve getirilmesi yasal açıdan mümkün değil. İstanbul 6. İdare Mahkemesi Esas 2003/157 sayılı kararıyla bu işlem hakkında -oybirliği ile- yürütmenin durdurulması kararı veriyor. Ancak Sağlık Bakanı Recep Akdağ bu kararı bugüne kadar bir türlü uygulamıyor.
Haftalık İdealist Gazetesi’nde Zafer Kuru, bu konuyu Erman Tuncer’e soruyor. Yanıt şöyle: ‘Mahkeme kararından haberim var. Ancak bu konu beni aşar. Takdir Sağlık Bakanımız Recep Akdağ’a aittir.’
Mahkeme kararı ortada, Sağlık Bakanı Recep Bey orada! Mahkeme kararını takan yok.
Hukuk nerede, yargı kararları nerede?
* * *
SSK’nın yüz binlerce çilekeş emekliye eksik maaş ödediği mahkeme kararıyla belgeleniyor. Bu karar Yargıtay tarafından onanıp kesinleşiyor. Çalışma Bakanı Murat Başesgioğlu açıklama yapıyor:
‘Bireysel bir karardır. Tüm olayı kapsamıyor. İsteyen mahkemeye başvurur.’
Bu nasıl iştir, nasıl bir hukuk anlayışıdır? Emeklilerin haksızlığa uğrayıp eksik para aldığı yargı kararıyla kesinleşmiş. Gariban emekli şimdi avukat tutacak, dava açacak, sonucu önceden belli on binlerce dava dosyası mahkemeleri dolduracak, SSK bir de bu angarya ile uğraşacak!
Haksızlığı, yanlışlığı kabul edip bu parayı ödeseniz olmaz mı? Olmazmış!.. Çünkü bütçeye 1 katrilyon yük gelirmiş, o zaman IMF bozuk atarmış falan filan!..
AKP iktidarı, yargı, hukuk! İşte size 3 adet somut örnek. İktidarın oyuncağı, onun keyfine bırakılmış hukuk... Guguk! |