30/05/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Gündem
30.05.2004
Ertuğrul ÖZKÖK
Zeytin Dağı'ndaki mezarın sırrı
  
 

BEN hiç gitmedim. Ama gidenlerin yazdıklarından okudum.

Kudüs’te Zeytin Dağı’nın eteklerinde bizlerin çok iyi bilmediği küçük bir türbe varmış.

Bu türbenin altında bir düğün şarkıcısı yatarmış.

Aşağıda anlatacaklarım, işte bu kadının hikáyesidir.

* * *

Bundan 1287 yıl önce, yani 717 yılında Basra civarındaki çölde bir kız çocuğu doğdu.

Babası yoksul bir insandı.

Evlendikten sonra daha kolay yaşayabileceği umuduyla Basra’yı terk edip çöle yerleşmişti.

O gün doğan kız, bu yoksul insanın dördüncü çocuğuydu.

Çocuklarının hepsi kızdı.

Yeni doğan çocuğa Rabia adı verildi.

Öteki üç çocuğun adı da Rabia’ydı.

Rabia 11 yaşındayken babasını kaybetti.

Çöl hayatı zordu. Burada yalnız yaşayamayacağını düşünen annesi, dört kızını yanına alıp yeniden Basra’ya gitmeye karar verdi.

Ancak yolda eşkıyanın baskınına uğradı.

Eşkıya, Rabia’nın annesini öldürdü. Dört kızın her biri, bir haydudun kölesi oldu.

* * *

Rabia
çok güzel bir kızdı. Ayrıca çok güzel sesi vardı.

Onu alan kötü adam, kölesini çalıştırıp sırtından para kazanmaya başladı.

Rabia güzelliği ve sesi sayesinde aranan bir düğün şarkıcısı oldu.

Ama sefil bir hayat yaşadı.

Otuz altı yaşına kadar her şey böyle devam etti.

Sonra bir gün o tuhaf şey oldu.

* * *

O sabah kalktığında iç dünyasında farklı hiçbir şey yoktu.

Yine bir düğünde şarkı söyleyecekti.

Elbiselerini giydi ve düğüne gitti.

Yine o şen şakrak şarkılarını söylemeye başladı.

Ancak üçüncü şarkının ortasında birden garip şeyler hissetti.

Şarkılar ağzından farklı şekilde çıkıyordu.

İçinden bir duygu, sanki şarkıları alıp hep başka bir yere doğru götürüyordu.

Sanki içinde başka biri vardı ve şarkıları o söylüyordu.

* * *

Rabia
o günden itibaren düğünlerde şarkı söylemeyi, dans etmeyi bıraktı.

Şarkılarını sadece içindeki o varlığa söylüyordu.

Sahibi artık kendisine para getirmeyen Rabia’ya çok kızdı.

Onu günlerce dövdü.

Ama hiçbir şey fark etmiyordu. Rabia köşesinde öylece suskun biçimde oturuyordu.

Sonunda sahibi onu köle pazarında satmaya karar verdi.

Boynuna bir ip geçirip, sürükleye sürükleye Rabia’yı Bağdat köy pazarına getirdi.

Orada iyi bir adam, Rabia’yı alıp evine getirdi. Ona yiyecek verdi ve çok iyi baktı.

O ana kadar hiç ağzını açmayan Rabia konuşmaya başladı:

‘Benden Allah’a hizmet edecek bir şey istersen, o seni ödüllendirir. Ama benden kendin için bir şey istersen, benim sana verecek hiçbir şeyim yok.’

İyi adam, ‘Ben senden sadece evlenmeyi istiyorum’ dedi.

Rabia’nın cevabı ise şuydu:

‘Ben sadece Allah sayesinde varım. Bütün varlığım onundur. Eğer benimle evlenmek istiyorsan, beni ondan istemen gerekir.’

* * *

Sessiz düğün şarkıcısı Rabia’nın ünü bütün Basra’ya yayıldı.

İnsanlar gelip onu ziyaret etmeye başladı.

Onun mucizeler gerçekleştirdiğine inandılar.

Hasan El Basri adında biri, bir gün göl kenarında Rabia’ya rastladı. Elindeki seccadeyi gölün üzerine serip, ‘Rabia, gel namazını burada kıl’ dedi.

Rabia ise sakin bir biçimde şu cevabı verdi:

‘Hasan, eğer herkesi şaşırtacak bir mucize istiyorsan, ötekilerin yapamayacağı bir şey yapmalısın.’

Bunu söyledikten sonra kendi seccadesini havaya serip üzerine oturdu ve ‘Gel sen de bin ve göklerde uçarken herkes seni görsün’ dedi.

Hasan gözleri faltaşı gibi açılmış ona bakarken devam etti:

‘Senin yaptığını göldeki balık da yapabiliyor. Benim yaptığımı ise havadaki sinek de yapabilir. Bizim işimiz böyle şeyler yapmak değildir. İkimiz de kendimizi gerçek şeylere vakfetmeliyiz.’

* * *

Ölümüne yakın bir süre kala Kudüs’e göç etti. Orada Zeytin Dağı’nda küçük bir evde sade bir hayat sürdü.

Ölümünden sonra ona bir türbe yapıldı.

İşte o türbede eski düğün şarkıcısı Rabia yatmaktadır.

Yani İslam’ın Mecdeli Meryem’i.

Hani şu Da Vinci Şifresi kitabında hayatını iyice öğrendiğimiz Maria Magdelena’sı gibi diyebilirsiniz.

(*) Priya Hemenway’ın ‘The Little Book of Western Wisdom’ adlı kitabından.


Ertuğrul ÖZKÖK
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Kim dedi yeni diye...
 
    Ali Atıf BİR
  Veysel Çelik’e karşı
 
    Bekir COŞKUN
  O bir tek kargayı tanıyor...
 
    Doğan HIZLAN
  Sayın bayanlar, baylar
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  AKP-hukuk-guguk
 
    Enis BERBEROĞLU
  PKK’nın şifresi siyasetle kırılır
 
    Ercan KUMCU
  Rekabet üzerine çeşitlemeler (3)
 
    Erkan ÇELEBİ
  1.5 milyon kişi ‘hayat’tan Bireysel Emeklilik’e geçiyor
 
    Ferai TINÇ
  Derin Anadolu Prensi şaşırttı
 
    Yurtsan ATAKAN
  Zincir Wolfgang, Kanaat Lokantası’na karşı
 
    Murat BARDAKÇI
  73 yıl sonra aynı günlerde yine aynı ihanet itirafları
 
    Pakize SUDA
  Ecevit kışkırtıyor
 
    Sedat ERGİN
  Beşiktaş Kongresi’ne düşen görev
 
    Yalçın BAYER
  Hormona dikkat
 
    Doğan Hakyemez
  Efes ikiledi
 
    Şükrü KIZILOT
  Sigara yasağından 6 yılda 2 milyar geldi
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com