|
Av. M. Gökhan Ahi / mgahi@hurriyet.com.tr
Bilişim sistemlerine karşı işlenmiş ya da bilişim sistemleri vasıta kılınarak işlenmiş suçların araştırılması, soruşturulması ve yargılanması aşamasında birçok güçlükler bulunmaktadır.
Özellikle İnternet ortamının sınır ve mesafe tanımayan nitelikte olması sebebiyle faillerin (suç sayılan fiili işleyenlerin) bulunmasında zorluk olması, fail bulunsa dahi devletler arasındaki farklı usul uygulamaları bulunması, suçun kovuşturulmasını çoğu zaman olanaksız kılmaktadır. Suçun işlendiği zamanın ve yerin tespitinde de zorluklar yaşanmaktadır.
Bilişim suçlarını yargılayacak hakimlerin ve kovuşturacak savcıların, hatta suçun ön araştırmasını yapacak polislerin teknik bilgi ve eğitim gereksinimleri yeterince karşılanamamış olduğundan, bu sebeple bilişim suçunu işleyen failin yerine, çoğu zaman İnternet Servis Sağlayıcı firmaların yetkilileri ya da İnternet kafe sahipleri suça iştirak ettikleri gerekçesiyle zan altında bırakılmaktadır.
Yargılama ve kovuşturma makamlarının teknik bilgi konusunda eksik olmaları, özellikle İnternet servis sağlayıcılara garip talepler gönderilmesine sebep olmaktadır. Örneğin, kolluk kuvvetlerince elektronik yazışmaların içeriği istenmekte, ana sunuculara ve İnternet kafedeki bilgisayarlara suç aleti sayarak el konmaktadır. Fail bulunsa dahi, etkili delil tespit mekanizmaları olmadığından dolayı, fail hakkında takipsizlik ve beraat kararları verildiği yoğun olarak gözlemlenmektedir.
Savcılıklarca yapılan kovuşturmalarda ve mahkemeler tarafından yapılan yargılamada, bilişim suçunun ne şekilde işlendiğini, sorumlularının kim olduğunu tespit etmekiçin ve delillerin teknik olarak değerlendirilmesinde hakimlere ve savcılara yardımcı olmak amacıyla bilirkişilere başvurulmaktadır. Ancak, bilirkişilik sisteminin istenilen seviyede ve kalitede olmaması, bilişim suçlarının failleri ve delillerinin tespiti konusunda yeterliliği sağlayamamıştır.
İşte bu noktada, bir ‘Adli Bilişim’ mekanizmasının kurulması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Kanunla bilirkişilik yapma görevi verilmiş Adli Tıp Kurumu benzeri bir yapılanma ile veya bizzat Adli Tıp Kurumu bünyesinde ‘Bilişim ihtisas dairesi’ kurularak bilişim suçları konusunda bilirkişilik hizmeti alınmalıdır. Aynı şekilde, üniversitelerin Bilgisayar Mühendisliği , Hukuk ve Bilgisayar Programcılığı bölümlerinde uzman olan kişilerin görüşlerine de başvurulabilmenin yanı sıra, sivil toplum örgütlerinin liyakata göre bildireceği uzmanlara bilirkişilik görevi verilmelidir.
Ancak, öncelikle İnternet sujeleri olan servis sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve içerik sağlayıcıların sorumluluk alanları mutlaka bir yasa ile belirlenmeli, içerik sağlayıcılar dışında bu alanda suç teşkil eden fiillerden dolayı kimin ya da kimlerin sorumlu olacağı tespit edilmeli, bilişim suçlarının teknik detayı ve suç delillerinin her an için ortadan kalkabileceği düşünülerek, emniyet içinde öncelikle özel bir birim oluşturulmalı, sonra da ilgili birimde çalışan görevlilerin eğitilmesi hedeflenmelidir. Sadece polislerin değil, yargılamayı ve kovuşturmayı yapacak hakim ve savcıların da temel eğitimleri sağlanmalıdır.
Delillendirmeyi ve faile ulaşmayı sağlayıcı hükümler getirilmediği takdirde dünyanın en iyi yasası bile kabul edilse, mevcut mekanizmalarla bilişim suçlarında sonuca ulaşmanın mümkün olamayacağı gerçeği asla gözden uzak tutulmamalıdır. |