Bu talimat paketi tek başına ele alınmaya layık, ama ben bu yazımda, AB tarafından ileri sürülen bir şartı bu yazım için çerez olarak kullanacağım.
Bankacılık reformu şartı: 2003’te Türk ekonomisinin kapsamlı biçimde iyileşme gösterdiğini vurgulayan belge, mali ve yapısal dengesizliklerin halen Türkiye’nin en önemli sorunu olduğunun altını çiziyor. Avrupa Birliği, yapısal reform takviminin de tam olarak ve gecikmeksizin uygulanmasını talep ediyor. Bankacılık sisteminin yeniden yapılandırılmasının ve kamu bankalarının özelleştirilmesinin tamamlanması da AB’nin bir başka talebi.
***
Ben duymadım, okumadım, ama acaba aranızda Avrupa Birliği’nin Türkiye’deki sendikal hakların Avrupa Birliği ülkeleri düzeyine çıkartılması talebini duyan ya da okuyan var mı?
Acaba aranızda, Avrupa Birliği’nin Türkiye’de vergi reformu yapılmasını ve vergi alımında ağırlığın vasıtasız vergilere verilmesini istediğini duyanınız var mı?
Avrupa Birliği, Türk parlamenterlere tanınan ve bir benzeri hiçbir AB ülkesinde bulunmayan milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasını şimdiye kadar hiç istedi mi?
Avrupa Birliği, her bakımdan yetersiz ve ilkel eğitim-öğretim sistemini, sınav sistemini geliştirmesini, bu alanda bir reform yapmasını Türkiye’den neden istemiyor acaba?
Buna karşın, RTÜK, YÖK gibi kuruluşlardan asker üyelerin çıkartılmasını istiyor. Vatandaşlara vicdani ret hakkının yani askere gitmeyi reddetme hakkının verilmesini istiyor. Leyla Zana ve arkadaşlarının “derhal” serbest bırakılmasını istiyor. Kürtçe radyo ve televizyon yayınlarının çoğaltılmasını istiyor.
Neden? Evet, bunların hepsi Türkiye’nin demokratikleşmesi için atılması gereken adımlar!
Peki çalışanların sendikal hakları, çalışanların iş güvenliğinin güvence altına alınması, anayasada yer alan laiklik ilkesinin korunması demokratik hak değil mi?
***
Bir zamanlar TÜRKİŞ’in, DİSK’in ülkede bir ağırlığı vardı? Hükümetler şimdi adam yerine koymadığı bu iki işçi örgütünden fena halde korkarlardı.
Her gün gazetelerde yer alan haberlerden birini aktaracağım buraya:
“Sendikalı oldukları gerekçesiyle Denizli’de 850 tekstil işçisi işten çıkartıldı. Mavi Jeans’te çalışan 15 kişinin işine aynı nedenle son verildi..”(Birgün, 11.05.04)
Yeni iş yasasının sendikal örgütlenme özgürlüğünü tanıdığını, sendikalı diye kimsenin işten çıkartılamayacağını söyleyen Teksif Genel Başkanı Zeki Polat, “İş kanununun işçinin aleyhine olan maddeleri tereddütsüz işliyor. İşçiyi koruyan maddeler neredeyse uygulanmıyor”, diyor.
***
Dünya işçi hareketinin son yirmi yılda geriye gittiğini, eski gücünde olmadığını biliyorum,
Avrupa ülkelerinde aralarında Türkler de olmak üzere kaçak yabancı işçi çalıştırıldığını biliyorum ama lütfen söyler misiniz bana Avrupa Birliği ülkelerinde bir işçiyi sendikaya üye olduğu için işinden atmak mümkün mü? Benim bildiğim tam tersi, sendikalı olmayan eski işçiye kimse iş vermez.
Avrupa Birliği Türkiye’de işçi dünyasında olanlara neden gözlerini kapatıyor acaba?
Avrupa Birliği’nin ruhunu tanıdığım için şimdilik böyle bir insanlık beklemiyorum kendisinden ama uyarı görevimi de yerine getirmek istiyorum. Nasıl olsa Avrupa Birliği ülkelerinin Dışişleri Bakanlıklarının Türkiye servislerinde her sabah yazılarımın okunduğunu biliyorum. Aralarından biri bakarsın bu yazıyı AB yetkilisine verir!
***
Avrupa Birliğini anlamasına anlıyorum ama Kıbrıs’ta “Evet” denilmesi için yeri göğü inleten Türkler neden ilgilenmiyorlar işçi haklarıyla?