24/05/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Gündem
24.05.2004
Fatih ALTAYLI
Çiçek: Hizbullah fotoğraflarını kimse unutmasın
  
 

ADALET Bakanı Cemil Çiçek ile yaptığımız sohbette, Çiçek’in de imam hatip okulları ile ilgili olarak benden farklı düşünmediğini ve Çiçek’in görüşlerinin AKP içinde de geniş bir katılıma sahip olduğunu gördüm.

Adalet Bakanı, devletin imam hatipler dışında din eğitiminde çok önemli bir yeri olduğunu ve bunun bir ‘Müslüman kimlik’ değil, bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu düşünüyor.

Çiçek, din eğitimi konusunu Milli Güvenlik Kurulu’na götürmeyi planlıyor ve meselenin orada çok boyutlu olarak ele alınmasını istiyor.

Çiçek, ‘Din eğitimi eğer devlet eliyle ve devlet kontrolüyle yapılmazsa çok vahim sonuçları olabilir’ diyor ve anlatıyor:

‘Bugün bu mesele her zamankinden büyük önem kazandı. 11 Eylül sonrası bazı radikal grupların yükselişini gördük. Çevremiz zaten malum. Türkiye yıllarca İran fobisi yaşadı ama şimdi daha tehlikeli bir biçimde Irak var. Irak’ta kimlerin hangi maksatla yuvalandığını biliyoruz. Bölgede yükselen anti Amerikan tavırla birlikte vahim gelişmeler olabilir. Türkiye kendini bunlara karşı korumak zorunda. Bu yüzden din eğitimini başı boş bırakamazsınız’ diyor ve Almanya örneği veriyor:

‘Türkiye’den Almanya’ya ciddi biçimde işgücü ihracı 1960’ların başında başladı. Toplumun en eğitimsiz kesimini, bırakın büyük kenti, kasabasını görmeden Almanya’ya yolladık. Ve ne yazık ki, bunların dini ihtiyaçlarını karşılayacak önlemleri almadık. Türkiye 1980’e kadar buralara din görevlisi yollamadı. Sonuç ne oldu? Oradaki vatandaşlarımız tarikat adı altında örgütlenen din tacirlerinin eline düştü. Bazı vakıflar oradan çıktı, Kaplancılar dediğimiz yapı oradan çıktı. 1980’de din adamı yollamaya başladık ve sorun hal yoluna girdi. Aynı şey Türkiye için de söz konusu.’

Bakan Çiçek bu nedenle din eğitiminin devlet eliyle ve mutlaka verilmesi gerektiğini düşünüyor.

‘Sağlıklı din eğitimi verilmediği zaman Hizbullah mezarları oluyor. O görüntüleri kimse unutmasın. Bunlar dinin yanlış ellerde hatalı yönlendirilmesi sonucu ortaya çıkmış tablolardır’ deyince soruyorum:

‘Sayın Bakan, AKP’nin radikal tabanı içinde ve hatta bazı gazeteler Hizbullah’ı bile destekleyecek kadar ileri gidiyor. Buna ne yapacaksınız?’

‘Her yerde aşırı uçlar var. Bunları niye ciddiye alıyorsunuz ki! Bunlar kaç kişi. Gazete diyorsunuz. Kim okuyor, kim ciddiye alıyor. Abuk sabukluğun sınırı var mı? Yok. Toplumun çoğunluğunu bağlar mı, etkiler mi? Hayır.’

Adalet Bakanı’nın görüşleri böyle.

Açıkçası Çiçek’le konuşunca moralim düzeliyor. Derine işlemiş bir sağduyu görüyorum.

İnşallah AKP içinde yaygın bir sağduyu haline gelir.

Bize yalancı diyenler özür dileyecek mi?

İLK olarak Kanal D’de yayınlanan öğretmenevinden çarşafıyla çıkan kadının görüntüleri daha sonra bütün gazetelerde kullanıldı ve kıyamet koptu.

Birileri çıkıp, ‘Bu kurgu bir haber. O kadın aslında erkek’ dedi ve bizimle birlikte bu haberi yayınlayan bütün herkesi töhmet altında bıraktı.

Haber DHA’nın haberiydi ve biz de DHA’ya güveniyorduk.

Hepimiz araştırmaya başladık. Bu itham doğru olabilir miydi?

Habere güveniyorduk ama yine de dedik.

Bu gazetelerin sahibi bile konuya ciddiyetle eğilmemizi ve araştırmamızı istedi.

İhtimal vermiyorduk ama kandırıldıysak bunun bedelini ödemek zorundaydık.

Neyse ki, haklı çıktık. Çarşaflı kadın, onun yanındaki kadın hepsi çıktılar ve gerçeği ortaya serdiler.

Peki şimdi soruyorum, biz bu habere kellemizi koymuştuk.

Bizi yalancılıkla suçlayanlar, aksini iddia edenler de bu işe kellelerini koyabiliyorlar mı?

Çıkıp, ‘Biz alçaklık yaptık. Hiçbir bilgiye dayanmadan kadının tipine bakıp bu erkektir diye çamur attık’ deme cesaretini gösterebiliyorlar mı?

Bu haberi yapan muhabirlerden, Doğan Haber Ajansı’ndan, bu haberi gazetelerine koyan editörlerden ‘Özür diliyoruz’ diyebiliyorlar mı?

Diyemiyorlarsa o çarşafın altına kendileri girsin.

Çünkü çok yakışırlar ve kimse de ‘Çarşafın altında bir delikanlı var’ diyemez.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Sağdaki bağnazlık kadar soldaki bağnazlığın da tehlikeli olduğunu anladığımız zaman.


Fatih ALTAYLI
Tüm yazıları
    Ali Atıf BİR
  Evy Lady mi Kanlı Nigar mı?
 
    Ayşe ARMAN
  Kapımdaki güller
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Irak’taki kaos Türkiye’ye sıçrar!
 
    Doğan HIZLAN
  Tünel’de 50 yıllık bir müzik evi
 
    Ercan KUMCU
  Enflasyonla mücadelede engeller
 
    Erdal SAĞLAM
  Prens Andrew: Reformlarda cesur olun
 
    Erkan ÇELEBİ
  Bu kez hesapları banka müdürü boşalttı
 
    Ferai TINÇ
  Kadınlar pes etmedi
 
    Nurten ERK
  Güçbirliği yapmazsak döve döve yaptırırlar
 
    Tufan TÜRENÇ
  Bizim meslekte rüzgár yelken meselesi
 
    Özdemir İNCE
  “Sendika istediler kapı dışarı edildiler!”
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    Vahap MUNYAR
  Tayyip Bey TOBB’un yeni Demirel’i olur mu
 
    Yener SÜSOY
  Casper’ın arkasında Rizeli Yalçın’la Antepli Altan var
 
    Şükrü KÜÇÜKŞAHİN
  Ruslar üşüdükçe Türkiye’ye gelecek
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com