20/05/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Gündem
20.05.2004
Ertuğrul ÖZKÖK
Gazeteciye gönderilen şampanya
  
 

GEÇEN gün Yalçın Doğan anlattı. Bundan iki ay kadar önce bir akşamüzeri Boğaz’daki ünlü mekánlardan birine gitmiş.

Orada otururken yan masaya üç kişi gelip oturmuş.

Gelenlerin biri Beşiktaş Kulübü’nün futbol şubesi menajeri Sinan Engin’miş.

İkinci kişi ise 70’li yılların ünlü şarkıcısı Selçuk Ural’mış.

Yalçın Doğan, ‘Bil bakalım kim gelip yanlarına oturdu’ diye sordu.

Bu ikisinin yanına gelen kişi Alaattin Çakıcı’ymış.

Biraz sonra şef garson elinde bir şişe şampanya ile Yalçın Doğan’ın masasına gelmiş ve ‘Yan masadan gönderdiler’ demiş.

Şampanya Çakıcı’nın bulunduğu masadan geliyormuş.

GERİ GÖNDERMİŞ

Yalçın Doğan
pek öyle içki meraklısı değildir.

Nazik bir şekilde teşekkür edip geri göndermiş.

Çakıcı o günlerde cezasını çekip dışarı çıkmış bir insandı.

Sinan Engin’
le de bazılarına göre akrabalığı, bazılarına göre çok eskiye dayanan bir dostluğu varmış.

Ama ilişkileri Boğaz’da gazetecilerin de gittiği bir bara birlikte gidecek kadar yakın ve aleniydi.

Buraya kadar sorun yok.

Ama Alaattin Çakıcı’nın kaçışından itibaren bu ilişki bir kulüp için taşınmayacak hale dönüştü.

Bu girişi neden yaptım?

Dün Vatan Gazetesi’nin manşetinde şu cümle vardı:

Çakıcı’yı biliyordu.’

Haberin konusu da şuydu:

Eski Emniyet Genel Müdürü Bilican, ‘Türkbank ihalesi öncesi Çakıcı-Korkmaz Yiğit ilişkisi hakkında bana bilgi gelmedi’ diyen Yılmaz’ı yalanladı.

Demek ki eski bir başbakanın, bir siyasetçinin Alaattin Çakıcı ile ilişkisi manşetlere çıkacak kadar önemli bir şey.

Dün Hürriyet Gazetesi’nin spor sayfasının manşetinde ise bir başka haber vardı.

Spor Servisi’ndeki arkadaşlarımız Sinan Engin’le uzun bir konuşma yapmışlar.

Konuşmada Beşiktaş’la ilgili her şey var, ama onun Çakıcı’nın kaçmasını sağlayan pasaporta vize alması konusunda tek kelime yok.

Önceki gün dışarda olduğum için gazeteyi çok geç gördüm.

Dün Spor Servisi’ni, ‘Bu soruları niye sormadınız’ diye eleştirdim.

Spor Servisi Müdürümüz Esat Yılmaer şunu söyledi:

‘Arkadaşlarımız bu soruyu ısrarla somuşlar, ama Sinan Engin, ‘Bu konuda kafamı kesseniz bir şey söylemem’ demiş.’

Ben de, ‘Keşke bu soruyu ve cevabı da koysaydınız’ dedim.

DEVLET OLSAYDI

Ama bu eleştirim sadece bizim Spor Servisi’ne değil.

Genel olarak Türk basınına ve köşe yazarlarına.

Bir ülkede ‘Susurluk’ olması için ille de içinde bir başbakan, bir siyasetçi veya devletin olması mı gerekir?

Devlet olunca vur, futbol kulübü olunca sesini çıkarma.

Devletin adının geçtiği her yerde, hemen karşı tarafta yer alma alışkanlığına sahip entelektüellerimizden çıt çıkmıyor.

Demek ki bu konuya girmeleri için ya sevmedikleri bir siyasetçinin, ya da devletin adının geçmesi gerekiyor.

Ankara Temsilcimiz Sedat Ergin iyi bir Beşiktaşlıdır. Geçen pazar günü bu konuda çok duygusal ama aynı zamanda çok rasyonel bir yazı yazdı.

Çok sayıda e-mail ve telefon almış.

Bu da Beşiktaş taraftarlarının bu konudaki hassasiyetini gösteriyor.

Şunu unutmamalıyız.

Bugün Türkiye’de kulüp taraftarlığı, siyasi parti taraftarlığı kadar etkili bir olay.

En önemlisi de gençlerin gözünün bu kurumların üzerinde olması.

Rol modellerinin çoğu bu kulüplerden çıkıyor.

O nedenle siyasi kurumlara gösterdiğimiz hassasiyetin daha fazlasını bu kurumlara göstermeliyiz.


Tuncay’ın saçları

DÜNKÜ Hürriyet’in spor sayfasında çok ilginç bir haber vardı. Fenerbahçeli Tuncay Şanlı, AKP gençlik kollarının dergisi Genç Türkiye’ye bir mülakat vermiş.

Mülakatta saçlarını neden uzattığını şöyle anlatıyor:

Saçlarını menajeri Erdinç Şehit’in isteği üzerine uzatmış. Şehit şunu söylemiş:

‘Sen fuleli ve dripling özelliği olan bir oyuncusun. O yüzden saçlarını uzat.’

Bravo Erdinç Şehit’e. İşte spor yönetimi ve pazarlaması budur.

Bugün bütün fotoğraf makineleri Tuncay Şanlı’nın üzerine çevriliyor. Çünkü hem başarılı bir futbolcu, hem de güzel fotoğraf veriyor.

Bence tam Ali Atıf Bir’lik bir olay.


Ertuğrul ÖZKÖK
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Amerikan usulü adalet
 
    Bekir COŞKUN
  Ce Ha Pes...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  19 Mayıs ışığında: Neden Kemalist değilim?
 
    Doğan HIZLAN
  Basında bir müfettişlik olayı
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Gerici-şeriatçı medya çarşafa dolandı!
 
    Ercan KUMCU
  Wladyslaw Grabski
 
    Erdal SAĞLAM
  Artık enflasyon hedefi tartışılacak
 
    Fatih ALTAYLI
  F-16 üretimi yeniden başlıyor
 
    Hadi ULUENGİN
  İlk hedef AB’dir, ileri!
 
    Pakize SUDA
  Cevap veriyorum
 
    Yalçın BAYER
  Niçin mi
 
    Yalçın DOĞAN
  İğneden ipliğe Çin istilası
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Türkiye, AB’ye çok kazandıracak (2)
 
    Şükrü KIZILOT
  Kimse yeminli olmak istemiyor
 
    Şükrü KÜÇÜKŞAHİN
  Hortumda muvazaalı mal ortaya çıkıyor
 
    Osman MÜFTÜOĞLU
  Sihirli tabletler sadece satıcıyı zengin eder
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com