|
Şermin SARIBAŞ
Üç hafta önce, Hürriyet Pazar Gazetesi’nde yayınlanan haberde, 25 yaşındaki Canan Tatlı’nın başından geçen taciz hikayesi anlatılıyordu.
Tatlı’nın cep telefonuna gelen bir cevapsız arama sonrası Amerikan elçiliğinde çalışan DEA ajanı Brian Shanahan ile aralarında geçen tatsızlıklar yazılıydı. Bu hikayenin içinde Brian’ın arkadaşı Donald Bailay adında bir Amerikalı’nın da adı geçiyordu. İşte bu haberden sonra adının A. olduğunu ve yurtdışındaki Türk konsolosluklarından birinde çalıştığını söyleyen 34 yaşında genç bir kadından telefon aldım. A. haberde bahsi geçen Donald ve Brian’ın kendisini de rahatsız ettiğini söylüyordu. Fakat Dışişleri mensubu ve memur olduğu için resmi makamlara şikayetçi olmadığını anlatıyordu. Ankara’da bir barda başlayan, birlikte çekilmiş fotoğraflarını tehdit olarak kullanan ve hatta evlenmek için para teklif eden bir Amerikalıyla tanışıklığın ve A. için karabasana dönen bir arkadaşlığın hikayesi...
Yurtdışında görev yaptığı konsolosluktan, Ankara’da yaşayan ailesinin yanına 2002 yılında tatile gelen A., arkadaşlarıyla birlikte bir bara gider. Yanında iki kız arkadaşı daha vardır. Brian Shanahan ve Donald Bailay isminde iki Amerikalı ile tanışırlar. Amerikalılar narkotik polisi olarak Pakistan’da çalıştıklarını, geçici görevle ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ne geldiklerini söyler. Donald’la sohbet eden A. geçmişte aynı ülkelerde görev yaptıklarını öğrenir. Konuşmaları o ülkeler hakkındaki gözlemlerle devam eder. Arada medeni durumlar da sorulur tabii. Donald, bekár olduğunu söyler. Sohbetin sonunda A., ‘İngilizcemi geliştiririm’ düşüncesiyle elektronik posta adresini vermekte sakınca görmez. Altı ay boyunca e-posta yoluyla haberleşirler. Arada bir telefonla da konuşurlar.
Bu dönemde Donald, Amerika’dadır. A.’ya kendisini mutlaka görmek istediğini söyler ve 2003 yılının bahar ayında A.’yı çalıştığı ülkede ziyarete gider. Birlikte zaman geçirirler. Donald, Amerika’ya döndükten sonra evli ve iki çocuğu olduğunu ama A.’ya aşık olduğunu söyler. Donald’ın evli olduğunu öğrenince A. onunla bir daha görüşmek istemez, ona yalanını affetmeyeceğini ve kendisiyle görüşmek istemediğini defalarca anlatır. Ama Donald ısrarlıdır ve A.’ya hem hediye göndermeye hem de çalıştığı konsolosluğun santral numarasından onu aramaya devam eder. A. piyano çaldığı için Donald ona sürekli müzik CD’leri, kitaplar, şallar, küçük gümüşler gönderir.
FOTOĞRAFLARLA TEHDİT
A. sekiz ay sonra tatil için yine Ankara’ya gider. Arkadaşlarıyla birlikte gittikleri barda Brian’ı görür. Brian, A.’yı tanıyınca yanına yaklaşır ve Donald ile ne olduğunu sorar. A. olanları anlatır. O akşam Donald, A.’ya telefon açar. Ankara’da olduğunu öğrendiğini ve oraya geleceğini söyler ama A. onu ciddiye almaz. Donald iki gün sonra Ankara’ya gelir. A.ya telefon açar, çok şaşıran A. onunla otelin lobisinde buluşmayı kabul eder. Donald, ister onunla ister onsuz Ankara’dan ev alacağını, A.’yı da evliliğe mutlaka ikna edeceğini söyler. Kabul etmezse birlikte çekilmiş fotoğraflarını, A.’nın çalıştığı konsolosluğa göndermekle tehdit eder. A. tartışarak oteli terk eder. O akşam A. kız arkadaşlarıyla birlikte başka bir bara gider. Yarım saat geçmeden Donald da oraya gelir ve A.’nın arkadaşlarına hakaret eder. Polis armasını çıkarıp arkadaşlarına gösterir, A.’ya da, ‘Sen benim evleneceğim kadınsın, gece bensiz gezmeni istemiyorum’ der. A., Donald’ı şikayet etmek için polise gitmek ister ama arkadaşları, ‘Zaten tatil için buradasın, uğraşma bırak değmez’ dedikleri için vazgeçer.
A. bir bayram tatili için tekrar Ankara’ya kısa bir süreliğine gelir ve yine Brian ile yine karşılaşır. Brian, Donald’ı sorunca, A. başka biriyle flört ettiğini açıklar. Bir gece sabaha karşı 04.30’da A.’nın telefonu çalar. Arayan Brian’dır. A.’ya ‘Adanalı bir adam için Donald’la evlenmiyorsun’ diyerek, küfürler etmeye başlar. Uyku sersemi olan A. edilen küfürlerin ne kadar ağır olduğunu biraz ayıldıktan sonra anlar. O gece A.’nın Ankara’da geçirdiği son gecedir ve ertesi gün uçağı vardır. Birkaç gün sonra Brian onu tekrar arar. A., o küfürlerden sonra kendisini ne cüretle aradığını sorunca, özür dileyerek, alkollü olduğunu, neler konuştuğunu hatırlamadığını söyler.
Bu arada Brian, A.’nın başka biriyle flört ettiğini Donald’a da yetiştirmiştir ve Donald, bu yüzden A.’yı sürekli arayıp, taciz etmektedir. A. kurtulmak için telefon numarasını değiştirmek ister ama iş için sürekli kullandığı ve herkesin bildiği bir telefon olduğu için bunu yapamaz. En fazla ondan gelen telefonları açmamaya çalışır. Bu kez de mesajlar başlar. Üst üste 50’ye yakın mesaj alır. ‘Para versem benim olur musun’ mesajı A.’yı iyice çileden çıkarır. Tam bu sırada A., Hürriyet Pazar’da Donald’ın arkadaşı Brian Shanahan’nın Canan Tatlı adındaki kadını taciz edip küfür ettiği haberini okur. Donald’ın mesajlarını yanıtsız bırakan A., ilk defa bu haberden sonra, ‘Brian bir kadını rahatsız ediyormuş. Kadın ondan şikayetçi olmuş. Sen de kendine dikkat et’ diye cevap yollar. A.’nın söylediğine göre, Canan Tatlı haberinin ardından Donald’dan bir daha ses seda çıkmamış. A. ise yaşananlar için şunları söylüyor: ‘Ben Donald için bir Ortadoğu fantezisiydim. Kaçamak ilişkisi kendince aşka dönüştü ve ben de onu kabul etmeyince kendine yediremedi. İyi ki Ankara’da yaşamıyorum, hayatımı zehir edebilirlerdi.’ |