16/05/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Pazar
16.05.2004
11 Eylül diyor, dinlerin kardeşliği diyor işe yaramaz aydınlar sınıfı diyor
 

Sibel ARNA

Mahsun Kımızıgül değişti. Bir zamanların ağlak bakışlı türkücüsü bambaşka biri oldu. Maldivler’de klip çekiyor. İçinde Kuran’dan, Tevrat’tan, İncil’den ayetlerin yer aldığı şarkılar yazıyor. Yazdığı şarkılara eser diyor. Bu ülkeye unutulmaz eserler armağan ettiği için ona sanatçı dememiz gerektiğini düşünüyor. İmaj çalışmasını reklam ajansları ile yapıyor vs...

Artık kendiyle ilgili hiçbir kararı kendisi vermiyor. Bir reklam ajansı ile anlaşmış. Ajans patronu Ertan Özyiğit ve ekibi Mahsun Kırmızıgül’ün saçından tırnağına kadar her şeyiyle ilgileniyorlar. Hangi programa çıkacağına, kime röportaj vereceğine, hangi şarkıya klip çekeceğine, ne giyeceğine Ertan Özyiğit karar veriyor. Kırmızıgül bir proje, Özyiğit de projenin mimarı. Belki de bu yüzden bir özgüven patlaması yaşıyor. Arkasında bir ekip var duygusuyla her konuda konuşuyor. 11 Eylül diyor... Dinlerin kardeşliği diyor... Hiçbir işe yaramayan aydınlar sınıfı diyor... Röportaj için Özyiğit’in ofisinde buluşuyoruz. Üzerinde yırtık kot pantolon ve turuncu bir mont var. Fotoğraflardaki kadar olmasa da saçları salkım saçak... Konuşmaya başlamadan önce o, ben ve CAG reklam ajansının sahibi Ertan Özyiğit, Maldivler’de çekilen klibi izliyoruz. Klibi izlerken Ertan Bey bana ‘Şu oyunculuğa bakar mısınız? Şu kaşa, şu saça, şu gözlere bak’ gibi laflar söylüyor. Klip bitiyor, röportaj başlıyor.

Ezan sesiyle başlayan ve içinde Kuran, İncil ve Tevrat’tan sözlerin yer aldığı ‘Bizden Değildir’ diye bir şarkı yaptınız. Dinleri buluşturma modasının bir parçası mı bu da? Bir esin kaynağınız var mıydı?

- Kimseden esinlenmedim. Beste yapmak pazardan mal satın almaya benzemez. Bu tamamen duygu işi. Ismarlama eser olmaz. ‘Bizden Değildir’ klasik bir eser değil. Bana gelen ilk tepkileri söylüyorum: Dinleyenlerin tüyleri diken diken olmuş, ağlayanlar olmuş.

Bu şarkıyı yapmadan önce bütün din kitaplarını okudunuz mu?

- Bütün din adamlarına tek tek gittim. Herkes bize çok yardımcı oldu. Şükürler olsun ki çok iyi bir Müslüman’ım. Kuran-ı Kerim’i çocuk yaşta okudum. Annem 5 vakit namaz kılar. 7 kere hacca gönderdim. Ben Diyarbakır’da büyüdüm. Benim sağımda Ermeniler, solumda Hıristiyanlar otururdu. Karşı komşumuz Süryani’ydi. Ben medeniyetlerin beşiğinde, üç dinin temsilcileriyle büyüdüm. Çok şanslıyım. Ben Müslüman’ım.

Peki ya İncil ve Tevrat?

- Bu şarkıyı yapana kadar okumamıştım. Yakın tarihte ikisini de okudum. Çünkü dünya artık medeniyetler çatışmasına doğru gidiyor. 11 Eylül, İspanya, Irak, Afganistan. Her yerde çatışma var. Bu çok tehlikeli. Bu ortamda okunacak en güzel eserler bunlardı. Bizler bugüne kadar birçok kitap okuduk. Ama bizim önce yaradanın gönderdiği kitapları okumamız gerekirdi. Her Müslüman’ın Kuran-ı Kerim’i okuması gerekir. Hem Arapça’sını, hem Türkçe’sini. Bence Kuran-ı Kerim dünyada yazılmış en iyi edebiyat kitabıdır.

Arapça okuyabiliyor musunuz?

- Anlamını bilmiyorum. Ama Türkiye’deki her Müslüman gibi Arapça dua ediyorum. Çok iyi bir din adamı değilim ben ama çok iyi bir Müslüman’ım.

Ne gördünüz 3 kitabı okuduğunuzda?

- Bakın üç kitabın üçünde de yazan o kadar çok ortak şey var ki. Cana kıymanın, kul hakkı yemenin, garibe bakmamanın ne kadar günah olduğunu üç kitap da yazıyor. Üçü de Allah’ın bir olduğunu söylüyor. Ben bir Müslüman olarak Hz. İsa’yı da, Hz. Musa’yı da, Hz. Muhammed’i de tanırım. Üçü de benim peygamberim.

SADECE KÜRTLERE HESAP VERİRİM

‘Çok satmak için yaptı derler’ diye Kürtçe şarkı söylemedim demişsiniz.

- Evet. Ben böyle şeylerden yıllarca kaçtım.

Bu cevabınız beni hiç tatmin etmedi.

- Kesinlikle başka bir nedeni yok. Ben Diyarbakır’da doğdum büyüdüm. Ailem benim Zaza. İnsanlar beni 1993’te Alem Buysa Kral Benim ve Mihriban ile tanıdılar. Bugüne kadar eserlerimi hep Türkçe söyledim.

Hep Türkçe söyleyenler Kürtçe söyleyemiyorlar mı?

- Ben Kürtçe söylemedim diye size hesap vermek zorunda mıyım? Batılıların ne düşündüğü benim için hiç önemli değil. Benim doğduğum büyüdüğüm topraklardaki insanların ne düşündüğü önemli. Ben hesabımı Kürtlere veririm. Sizi hiç ilgilendirmiyor.

Ya ben bir Kürtsem?

- Peki o zaman sizi ilgilendirir. Sana kısa ve öz bir şey söyleyeyim. Ben Kürt halkının duygularıyla oynamak istemiyorum. Kasedi daha fazla satsın diye bizi kullandı demelerini istemiyorum.

Ama Kürtçe söylemediniz diye üzülenler var. ‘Yüzyılın Türküleri diye bir albüm yaptı içine bir tane bile Kürtçe şarkı koymadı’ diye size kızıyorlar.

- Kürtçe okuyan o kadar insan var ki Türkiye’de. Çok güzel okuyorlar.

Siz kötü mü okuyorsunuz?

- Hayır onu demek istemiyorum. (Bir süre sessizlik) Evet ben Kürtçe’yi çok iyi bilmem ya! Ben Zazayım. Bana desen ki, Zazaca okur musun, Zazaca’yı çok iyi okurum. Hem de öyle böyle değil. Kürtçe lehçeyi iyi konuşamıyorum. Kürtçe söylersem bu Mahsun Kırmızıgül’ün İngilizce şarkı söylemesine benzer.

Ne zaman Zazaca şarkı söyleyeceksiniz?

- Bunun yeri ve zamanı değil bence. Ama zamanı gelecek. Ben bu yıl Nevruz’a gittim. Çünkü zamanı gelmişti. Herkes barış içindeydi.

ŞARKICI LAFINA UYUZ OLUYORUM

Korsan yasası çıkana kadar albüm çıkarmadınız. Bu konuda en hassas şarkıcı sizsiniz herhalde...

- Bana şarkıcı deme yahu. Üzülüyorum. Ben bu şarkıcı lafına çok uyuzum.

Nesiniz siz?

- Ben şarkıcı değilim ya, ben sanatçıyım. Şarkıcı herkes için kullanılan bir terim. Ben de herkes değilim. Çünkü üretiyorum, çok çalışıyorum. Sezen Aksu’ya da şarkıcı diyemezsiniz.

34 yaşındasınız. Sürekli değişiyorsunuz. En son 4 yıl önce değişmiştiniz. O günden bugüne ne değişti?

- Dünya değişiyor. İnsanlar değişiyor, teknoloji değişiyor. Değişim öyle hızlı oluyor ki. Bu hızın altında ezilmemek için ben de değişiyorum. Bu geçen dört yıl gerçekten çok değiştim. Önceden çok yalnızdım. Şimdi etrafımda dostlarım var. Her şeyden önemlisi Ertan var.

Sizi baştan yaratan gölge adam değil mi! Kimdir kendileri? Nasıl tanıştınız?

- 1998’de tanıştık biz. Ertan MMC Televizyonu’nun kurum kimliğini oluşturuyordu. Ara sıra görüşürdük. Sonra 1.5 yıl boyunca her pazar öğleden sonra 17.00’de başlayıp sabaha kadar süren Mahsun Kırmızıgül toplantıları yaptık. Bu toplantılardan sonra her şeyi bilmediğimi anladım. Bence bir sanatçı sadece müziğini bilir. Strateji olayı çok farklı bir olay.

Her şeyi bilmediğinizi anlamışsınız. Yani komplekslerinizden arındınız mı?

- Kompleks demeyelim. Ben de her sanatçı gibi her şeyi bildiğimi zannediyordum ki ben müzik dünyasındaki birçok sanatçıdan daha çok şey bilirim. Piyasadaki birçok yapımcıdan da daha bilgiliyim. Çünkü bugüne kadar 450 tane yapıma imza attım. Ama bu değilmiş. Bundan sonraki hayatımda sadece Mahsun Kırmızıgül var. Yalnızca onun için çalışacağım.

Doğudaki erkekler de metroseksüeldir onlar tırnaklarını kesmiyor mu?

Bu son fotoğraflarınız herkesi çok şaşırttı. Açıkçası biz çok şaşırmadık. Çünkü biz röfleli saçlı, leopar gömlekli Mahsun Kırmızıgül’ü bir türlü unutmadık. O eski fotoğraflara baktığınızda ne hissediyorsunuz?

- Ben o fotoğrafları çektirirken Zeynep Tunuslu’ya çok güvenmiştim. Ona sözüm vardı. Çünkü Uzay’dan dolayı tanıdığım bir insandı. İnandım, güvendim. İş bittikten sonra çıkan fotoğraflara bakmadım. Toyduk o zamanlar. Bu işler nasıl yapılır bilmiyorduk işte. Meğerse bana fazla makyaj yapmışlar. Dergiyi görünce çok üzülmüştüm. Hálá o fotoğraflara bakınca üzülüyorum.

Bana kebabı değil risottoyu sorun derken ne demek istediniz?

- Güneydoğulu bir sanatçıya açıp kebabı soramazsınız.

Neden?

- Soramazsınız. Çok saçma çünkü. Bana ne ya! Bunu gastronomi uzmanlarına sorsunlar. Bana telefon açan muhabir beni aramadan önce şu an adını söylemeyeceğim başka birini daha aramış. ‘Onu aradık, bir de size soralım’ dedi. Ben de geçiştirmek için ‘Bana kebabı değil risottoyu sorun’ dedim. Sonra bu laf Mahsun’un sınıf atlama çabası diye gösterildi. Risotto ile sınıf atlanacaksa ben bir İtalyan restoranı açardım.

Hemşerileriniz bu durumu kabul edecek mi peki? Siz metroseksüelin kralı olduğunuzu söylüyorsunuz. Doğu erkeğine metroseksüel misiniz diye sorunca ‘Estağfurullah’ diye cevap veriyor. Mustafa Sarıgül ‘Ne metroseksüeli ben Erzincanlıyım’ demişti.

- Bu soruya cevap vermeden önce şunu söyleyeyim, Mustafa Sarıgül metroseksüelin önde gidenidir. Ayrıca doğudaki erkekler de metroseksüeldir. Onlar tırnaklarını kesmiyor mu?

Kesiyor da manikür yaptırıyor mu?

- Siz öyle sanın. Benim tanıdığım bir sürü doğulu erkek gözaltı kremi kullanıyor. Metroseksüel olmak kötü değil, ama medya, doğulu bir sanatçı için metroseksül başlığı atınca ne demek istiyor biliyor musunuz? Bakın, astığı astık, kestiği kestik bu adam çok değişti, cinsel kimliği bile farklılaştı, demek istiyor. Medya, bunu yaparak kendi kökleriyle, kendi atalarıyla dalga geçiyor. Sırf bu yüzden gelişemiyoruz.

AB gelir grubuna hitap etmek için mi bu kadar değiştiniz? Onlar da sizi dinlesin istiyor musunuz?

- Onlar beni zaten dinliyorlardı. O insanlar Kardeşlik Türküsü’nü, Yıkılmadım Ayaktayım’ı, Mihriban’ı dinlediler. Birçoğu beni ‘Alem Buysa Kral Cimbom’ şarkısıyla keşfetti. Galatasaray camiası çok bilgili, kültürlü bir camiadır. Eğitimli olduğum için beni aralarına aldılar.

Aydın kesimin sizin için ‘Beyaz Kürt’ dediğini biliyor musunuz?

- Bu nasıl bir ayrımcılıktır ben anlamıyorum. Bu da yeni çıktı. Beyaz Türk, Siyah Türk, Beyaz Kürt, Siyah Kürt. Ben bu aydın kesiminin Anadolu insanını küçümsemesinden bıktım. Türkiye’nin aydınları kendi ülkesinin insanlarıyla barışık değil. Bu insanlar sadece boğazı aydınlatıyorlar. Çünkü hepsi boğazda denize sıfır villalarda oturuyorlar.

BU ÜLKE HALKINA MALDİVLER’İ TANITTIK, FENA MI?

‘İkinci klip Maldivler’de, üçüncü klip Malezya’da... Bunun üzerine ne koyacaklar aya mı gidecekler’ diyorsunuz. Sizden iyi klip çekmek için aya mı gitmek gerekiyor Mahsun Bey?


- Hafızanı bir yokla. Bana kadının teki, ‘Lo Lo Mahsun’ diye bağırıyordu, hatırlıyor musun? Orası Harran’dı. Ben o lafı insanları daha iyiye sevk etmek için söyledim. Herkes daha iyi şeyler yapsın istiyorum. Ülke olarak boyut değiştirmek zorundayız. Gerek klipte, gerek sinemada.

Yani bu insanlara gaz vermek için söylenmiş bir laf mı?

İyi değil mi? Bu ülke nüfusunun yüzde 95’i Maldivler’i görmemiştir. Biz göstermek istedik. Bundan sonra da Petronas’ın tepesini göstereceğiz. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com