|
BUNCA yıldır yazı yazarız. İtiraf edelim, kamuoyunu ‘imam hatip lisesi mezunlarına üniversitenin tüm fakültelerini tekrar açma’ tartışması kadar uzun süre ve kesintisiz şekilde işgal eden başka konu anımsamıyoruz.
Bakın günlerdir üniversiteler ayakta. Öğretim üyeleri seslerini duyurmak için önce akademik cüppelerini giyerek TBMM’ ye geldiler.
Görüşlerini orada ifade ettiler. Ama seslerini duyuramadılar.
Arkasından İzmir’deki üniversitelerin öğretim üyeleri aynı şekilde, yani akademik giysilerle Cumhuriyet Meydanı’na yürüdüler.
İşe yaramadı.
Türkiye’nin tüm önemli üniversitelerinin senatoları bildiriler yayınladı.
Aldırış eden olmadı.
Ankara üniversiteleri ayağa kalktı. Ortadoğu Teknik Üniversitesi öğretim üyeleri aynı şekilde akademik kimlikleriyle ‘Yapmayın. Laik eğitim sistemini yıkmayı amaçlayan girişimleri geri alın’ mesajını verdi. Sonuç alamadı.
İktidar, Meclis’teki sandalye sayısını kullandı, yasayı çıkardı.
Ama bu bile kimseye ‘artık geride kaldı’ dedirtmedi. Nitekim Ankara Üniversitesi ve diğer üniversitelerin öğretim üyeleri, olan bitene karşı duyarlılıklarını Anıtkabir’e çelenk koyarak dile getirdiler.
Gerçi bu aşamada hükümetin yapabileceği bir şey kalmadı. Ama Cumhurbaşkanı’nın yasayı ‘tekrar görüşülmek üzere Meclis’e geri göndermesi’ mümkün. Öyle yapmaz da yayınlanmak üzere Resmi Gazete’ye gönderirse, geriye iki seçenek kalıyor:
Cumhurbaşkanı veya CHP, yasanın Anayasa’ya aykırılığını ileri sürerek yürütmenin de durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilirler.
Şimdilik gelişmeleri izlemek durumundayız.
Türkiye’de bizi bu kadar işgal eden tartışmalar yurtdışında da -ister istemez- yankılandı.
Nitekim Belçika Dışişleri Bakanı Louis Mischel’in bir toplantıda, Türkiye’nin laik yapısıyla Avrupa Birliği’nin güçlü bir ortağı konumunda olduğunu belirttikten sonra söylediği şu sözler ilginç:
‘İtiraf edelim ki laikliğin bekçiliğini yapan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin siyasi gücünün azaltılması, ülkenin laik karakterinin zayıflamasına yol açar mı sorusunu kendi kendimize soruyoruz.’
Bu, demokrasiyi sivil bazda yürüten ve yaşatan ülkeden gelen bir ses.
Türkiye’de laik düzenin yaşatılması için askere atıfta bulunulmasına hiç gerek olmamalı. Ancak CHP’nin (son YÖK tasarısı tartışmaları hariç) bu konuda yıllardır süregelen ihmalleri, maalesef askeri de konunun içine çekti. Şimdi görüyorsunuz, yabancılar bile konuyu ‘asker desteği’ ile çözmeyi kabul edilebilir buluyorlar. Çünkü laikliğin bulunmadığı ortamda demokrasiden söz edilemeyeceğini biliyorlar.
Şunu bir de bizimkiler öğrenebilse, mesele kalmayacak. |