13/05/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Bilim Son Güncelleme 14:59
13.05.2004
Dr. Yanıt

Kutupların yer değiştirdiğini duydum, doğru mu?

Soru: Bir arkadaşım kutupların yer değiştirdiğini söyledi. Bu konuda bilgi verir misiniz?

Yanıt:
Evet kutuplar yer değiştiriyor, ancak çok uzun zaman periyodlarında. Kutuplar yaklaşık olarak 250.000 yılda bir konumlarını değiştiriyor. Yeni bir araştırma sayesinde bu değişimin enlem derecesine göre 2000 ila 11.000 yıl sürdüğü anlaşıldı.

Daha önceki araştırmalar kutuplardaki değişiminin 1000 ila 30.000 yıl sürdüğünü göstermişti. Oysa farklı enlem derecelerinden alınan otuz okyanus tortulunun analizi sayesinde bu süre daha kesin bir şekilde belirlenebildi.

Pusula iğnesinin ‘sakinleşmesi’ için gereken süre ekvator yakınında 2000 yıl, kutupların yakınında ise 11.000 yıl olmak üzere ortalama olarak 7000 yıl. Bununla birlikte kutuplardaki değişimin nedeni henüz tam olarak bilinmiyor. Dünyanın manyetik alanı yüzeyin 3000-5000km altında yer alan dış çekirdeğin içindeki sıvı demirle oluşmakta.

Fakat Florida Uluslararası Üniversitesi’nden Bradford Clement, bu bilgi de pek kesin değil. Gerçeğe uygun bir modelden henüz çok uzağız’ diyor. Kesin olan bir şey var ki o da manyetik alanın dünya atmosferini aşarak güneş rüzgarlarına karşı korucu bir duvar oluşturması.

Göçmen kuşlar da manyetik alana göre yollarını bulurlar. Kutup kaymasının sonuçları gözden kaçacak gibi değil ama, kuşlar 7000 yıl içinde uyum sağlıyorlar. Bilim adamının enlem derecelerine göre farklı uyum sürelerine dayanan araştırması doğrusal olmayan değişimlerle ilgili kanıtlar sunuyor. Clement’e göre ana kutuplar yeniden sağlam noktalarına gelmeden önce yeryüzünde çok sayıda mini kutuplar oluşmakta. Bu zaman zarfında pusulalar yerdeki konumlarına göre farklı yönler gösterebilirler.

Manyetik alanın kuvveti geçtiğimiz son 2000 yılında azaldı. Sadece son 150 yıl içinde bile %10 oranında düştüğü bilinmekte. Ve Clement’e göre bu düşüş gelecekteki bir değişimin habercisi olabilirse de bu konuda herhangi bir önceleme yapacak kadar bilgi sahibi olmadıklarını söylüyor. Her ne kadar ortalama olarak 250.000 yıl arayla kutuplar yer değiştirse de ve son kutup değişiminden sonra çok uzun bir zaman geçmişse de bu yeterli bir kanıt değildir. Belli bir süre veya düzenli aralıklar bulunmuyor. Son değişim 790.000 yıl önce yaşandı.

İnsanla şempanze arasındaki fark nedir?

Soru: Şempanzeler de konuşurken farklı lehçeler kullanır; pek çok çocuktan daha iyi trampet çalar; alet yapar; avlanma stratejileri geliştirir; karmaşık sosyal ilişkiler kurar. Bunları okuyup duruyoruz... Bütün bunlar bir şempanze kültürünün var olduğunu gösterir. O halde insan ile şempanze arasında ne fark var?

Yanıt: Şempanzeler üzerindeki çalışmalarıyla ünlü İngiliz bilim kadını Jane Goodall, insanlarla şempanzeler arasındaki farkın sanıldığı kadar dramatik olmadığını kanıtladı. Goodall'dan önce şempanzeler hakkında edinilen bilgiler, hayvanat bahçelerindeki veya laboratuvarlardaki hayvanlar üzerinde yürütülen çalışmalardan elde ediliyordu. Robert Yerkes gibi psikobiyologlar, şempanzelerin zeki olduğunu biliyordu, ancak bu hayvanların vahşi doğada bu zekalarını nasıl kullandıkları bilinmiyordu.

Goodall şöyle diyor: ‘Gombe'ye ayak bastığım 1960'lı yıllarda şempanzelere ilişkin hiçbir şey bilinmiyordu. Şempanzelerin bir kişiliğe sahip olabileceğine kimse imkan tanımıyor, bir isimlerinin, mantık yürütme yeteneklerinin, duygularının olmadığı sanılıyordu’. Goodall'ın çalışması bütün bu önyargıları değiştirdi. Tuttuğu günlülerden şempanzelerin kişiklerine, alet kullanma yeteneklerine, aile ilişkilerine dek pek çok şey öğrenildi.

Goodall'ın çalışması yalnızca bir başlangıçtı. Son 40 yılda Avrupa'dan Japonya'dan, ABD'den bir bilim adamı ordusu dünya üzerinde 40 noktada hayvanları izledi. Daha sonra belirli aralıklarla biraraya gelerek bu gözlemlerini paylaştılar. Ve farklı ortamlarda yaşayan hayvanların benzer davranışlar sergiledikleri böylece ortaya çıktı.

7 farklı sahada çalışan bilim adamları biraraya gelerek, şempanzeler hakkında elde ettikleri bilgileri tek bir rapor altında birleştirdiler. Rapor Nature adlı saygın bilim dergisinde yayınlandı. ıskoçya, St. Andrews İniversitesi'nden primatolog Andrew Whitten'ın önerileriyle 39 şempanze davranışının liste halinde dökümü yapıldı. Burada en önemli nokta, şempanzelerin bir kültürü olduğu iddiasını hepsinin kabul etmesiydi.

Bu görüş anında eleştiri yağmuruna tutuldu. Bu eleştirilere göre kültür, bölgeden bölgeye farklılık gösteren öğrenilmiş davranış şekilleri değildir; kültür tarih, gelenek, sanat, felsefe ve din demektir. Bütün bunlar lisan ile birlikte insanı diğer türlerden ayıran unsurları oluşturur. Şempanze kültürü konusu giderek sert tartışmalara yol açtı. Tartışmalar bilimsel zeminden çok anlambilim alanına kayınca çok önemli bir nokta gözden kaçtı. Bu öğrenilmiş davranışların insan kültürünün kökenine ve amacına ilişkin ne gibi değerli bilgiler içerdiği, aslında üzerinde durulması gereken en önemli konuydu.

Bu arada şempanze kültürü olduğunu savunanlar bu tartışmaları zaman kaybı olarak değerlendiriyor. Şempanzeler, bir kültüre sahip olmak için insanalara benzemek zorunda mı? Bu sorunun yanıtı kültür sözcüğünün tanımında yatıyor. Ne varki bir düzine antropolog kültürü 12 farklı şekilde yorumlayacakları için bu konuda ortak bir noktada buluşmaları pek mümkün görünmüyor.

Dağ hastalığı nedir?

Soru: Dağcılarda, atmosferdeki oksijen yoğunluğunun azalmasına bağlı olarak ortaya çıkan hastalığa karşı alınacak önlemler nelerdir?

Yanıt: Önlenebilen bir hastalık olan dağ veya yükseklik hastalığı her yıl pek çok tedbirsiz dağcının ölümüne yol açar. Çoğunlukla 3.600 ile 4.200 metre arasında meydana gelen rahatsızlık, seyrek de olsa 2.100 metre yükseklikte de görülebilir. 3.000 metrede can kaybı tespit edilmiştir.

Dağcı ne kadar hızlı tırmanırsa, yükseklik hastalığına yakalanma riski de o denli artar. 20 yaşın altındaki veya 40 yaşın üstündekilerin hastalıktan etkilenme olasılığı, 20-40 yaş arasındakilerden daha yüksektir. Bir kez bu hastalığa yakalanın bir kez daha yakalanma olasılığı da fazladır. "Aklimatizasyon-iklime alışmak'' veya iniş sürecini yavaşlatmak çok önemlidir. Hastalık en hafif şekliyle iştah kaybı, uykusuzluk, mide bulantısı, başağrısı ve göğüste sıkışma hissi gibi belirtilerle kendini gösterir. Hastalığın ciddi belirtileri yavaş yavaş veya birdenbire ortaya çıkar.

Atmosferdeki düşük oksijen basıncına bağlı olarak dokulara giden oksijenin azalmasıyla ortaya çıkan hastalık, hızlı ve zor nefes alma, kalbin zorlanması gibi belirtilerle başlar. Akciğerler su toplayabilir, kol ve bacaklarda morarmalar görülebilir. Hafif başağrısı giderek denge kaybı, uyku hali, bilinçte bulanıklık ve en sonunda koma ile sonuçlanır. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com