Baykal, TBMM Genel Kurulu'nda partisinin YÖK Tasarısı'na ilişkin görüşlerini açıklarken ''Meclis bugün tarihi bir oturum gerçekleştiriyor'' diye konuştu.
Deniz Baykal, tasarının ''Büyük bir telaşla, Türkiye'de değişik çevreleri ciddi şekilde tahrik ederek, etkileyerek, büyük tartışmalarıgöze alarak, ısrarla, kararlılıkla geçirilmek istendiğini'' öne sürdü.''Niçin bu kadar, telaş, gürültü, tartışma bu yasa etrafında göze alınmaktadır?'' diye soran Baykal, tasarının üniversitelere girecek öğrencilerin sınavlarında uygulanacak esasları belirleme yetkisinin üniversitelerden alınarak Milli Eğitim Bakanlığı'na aktarmayı amaçladığının gözden kaçırılmaması gerektiğini söyledi. Baykal, tasarının YÖK'ün yapısı ile ilgisi olmadığını ifade ederek, ''Ne demokratik üniversite arayışı, ne üniversite özerkliği, ne özgürlüklerin yaygınlaştırılması ile hiçbir ilgisi yoktur'' dedi.
Bu yıl 1 milyon 950 bin öğrencinin sınava gireceğini belirten Baykal, bunların gidecekleri okulları belirleme yetkisinin bakanlığa verilmesinin ağır bir sorumluluk olduğunu kaydetti. Baykal, bu yolla siyasetin eğitime ipotek koyacağını savunarak, ''Hangi iktidar olursa olsun bu yanlıştır, çok tehlikelidir. Bu yanlışın hangi gerekçe ile olursa olsun yapılmasına izin vermek doğru değildir. Öğrencilerimizin geleceği siyasi iktidarların yaz boz tahtası olacak. Yanlış bir kapıyıaçıyorsunuz'' diye konuştu.
''65 BİN ÖĞRENCİNİN ÖNÜ AÇILIYOR''
Tasarı ile imam hatip liselerindeki 65 bin öğrencinin önünün açılmasının amaçlandığını kaydeden CHP Genel Başkanı Baykal, sözlerinişöyle sürdürdü:
''65 bin kişiye verilmiş sözünüz var. O 65 bin kişiyi üniversiteyegirişte ayrıcalıklı bir konuma taşımak istiyorsunuz. Bu, bilinmelidir ki geride kalan bütün lise öğrencilerinin aleyhinde bir düzenlemeyi kaçınılmaz olarak getirecektir. Bu öyle kullanılacak ki 65 bin kişininönü açılacak, diğerlerinin önü kapatılacak. Biz o 65 bin öğrencimizin her yere gelmelerini uygun görüyoruz. Onların her yere gelme haklarınasaygı duyuyoruz. Ama o çocuklarımızın bir temel eğitim ayrışması yaratılarak, bir kültür farklılaştırılması içinden geçirilerek oralaragetirilmesini ülkemizin siyasi iktidarı, siyasi rejimi bakımından kaygıyla karşılıyoruz.''
Baykal, din eğitiminden başlayarak genel eğitimin dinselleştirilmesi yolunun açılmasının Türkiye'nin istikrarını, huzurunu bozacağını ifade etti. Dini, eğitimin, hukukun, idarenin bir parçası haline getirme girişimlerinin dine ve topluma büyük sıkıntılar ve acılar vereceğini kaydeden Baykal, şunları söyledi:
''O nedenle bu çabaların uygun olmadığını açıkça ifade ediyorum. Amaçlanan o 65 bin öğrencinin yarın öğretmen, yargıç, vali, kaymakam olabilmesini sağlamak. Bunun amacı budur, açık olalım, dürüst olalım. O çocuklar her şey olsun ama onları geride kalanlardan farklılaştırmadan yapalım. Bir eğitim, kültür farklılaştırması yapmadan, çatışma tohumu ekmeden bunu yapalım.''
''HAKSIZLIĞI DÜZELTME DEĞİL''
Yapılanın haksızlığı düzeltme girişimi olmadığını bildiren Baykal,düzenleme ile yeni haksızlıkların yaratılacağını öyledi. Baykal, tasarının yasalaşması durumunda imam hatip liselerinden gelen öğrencilerin bütün öğrencilerin önüne geçirileceğini ve bu nedenle de imam hatip liselerine gidecek öğrencilerin sayısının artacağını savundu.
Öğrencilerin ''Dini eğitim almış Müslüman öğrenciler, dini eğitim almamış öğrenciler'' çatışmasına sokulmaması gerektiği uyarısında bulunan Baykal, ''Sadece imam hatiplere gidenler mi dinini öğreniyor? Buraya gitmeyenler dinini öğrenemiyor mu, diğer liselerde okuyanlar öğrenemiyor mu? Bu, Türkiye'yi senden benden, Müslüman, Müslüman değilçatışmasına sürükler'' dedi.
''DİNİ İSTİSMAR GİRİŞİMİ''
Bunun ''Dini istismar girişimi'' olduğunu öne süren Baykal, şöyle konuştu:
''Başbakan dedi ki (Geçmişte biz de dini istismar ettik). Bu doğrudur, bunun bir itiraf yönü vardır, bir değer taşır. Ama biliniz ki o istismarlar sadece geçmişte kalmadı. O istismarlar şimdi de devamediyor.
Başbakan diyor ki (Ben söz verdim. Bunu çıkaracağım). Başbakan sözvermiş bunu TBMM çıkaracaktır. Yani TBMM, Başbakan'ın her sözünü uygulama aracı mı? Başbakan yanlış söz vermişse biz onu burada kabul edecek miyiz? Başbakan verdiği her sözü tutuyor mu? (Dokunulmazlıklarıkaldıracağım) diye 70 milyonun önünde söz verdi. Bunu yapmıyor, şimdi imam hatiplerin önünü açmak için Meclis'e baskı yapması uygun kaçmıyor.''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir süre sonra ''Ne büyük hata yapmışız?'' diyebileceğini bildiren Baykal, geçmişte bunu birçok siyaset adamının dediğini hatırlattı.
Türkiye'nin içine sürüklendiği bu gerginliğin faturasının faiz ve kurdaki artışla 2.5 milyar dolar, borsadaki kayıpla da 3.6 milyar dolar olduğunu savunan Baykal, ''Siz o sözü tutacağım diye ülkeyi sıkıntıya soktunuz'' dedi.
Baykal, tasarının Türkiye'de yeni bir dönem açtığını ifade ettiği konuşmasında, bu düzenlemenin iktidarın niteliği ile ilgili çok temel gözlemler yapmaya da olanak verdiğini söyledi. İktidarın ''Ben uygun gördüğüm her şeyi, gerekirse dayatarak, kırarak, dökerek yaparım'' demesinin üzüntü verici olduğunu kaydeden Baykal, ''Bu aşamadan sonra aklın, sağduyunun, mantığın egemen olmasını diliyorum. Bu dayatmalar çok çevreyi kırıp dökmüştür, bunu artık yapmayın'' sözleriyle konuşmasını tamamladı.