Hastanede düzenlenen basın toplantısında konuşan Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Şefi Dr. Gülnihal Şarman, 12 Ocak günü başka bir hastanede dünyaya gelen ve yer yokluğu nedeniyle kendilerine getirilen Umut bebeğin, yaşamın gerçekten sınırlarını zorladığını söyledi.
Dr. Şarman, ''23-24 haftalar, gelişmiş ülkelerde 'yaşam sınırı' olarak kabul ediliyor. Umut bebek, normal doğum süresinden çok önce doğan ve yaşayan ilk bebeklerden biri. 23 haftanın altındaki bebekler gelişmiş ülkelerde bile yüzde 5-10 oranında yaşatılabiliyor'' dedi.
Umut bebeğin, hamileliğin hemen hemen tam ortasında doğduğunu kaydeden Şarman, şunları söyledi:
''Elimize aldığımızda, cildi jöle gibiydi, gözleri açılmamış, kulak kepçesi kıvrımları oluşmamıştı. Aileyle konuşurken, umut vermedik. Çünkü, özellikle ilk iki hafta çok önemliydi. Her an her şey olabilirdi. Anne karnındaki yaşamın bir örneğini dışarıda oluşturduk. 520 gram doğan bebek, şu an 2 kilo 800 gram... Umut bebek, yoğun bakım servisinde 24 saat süresince bir hemşire tarafından izlendi. Bu mucizenin gerçekleşmesinde hemşirelerin emeği çok büyük.''
120 gün yoğun bakımda kalan Umut bebeğin, çok masraflı bir bakım sürecinin gerçekleştiğini de belirten Dr. Şarman, 70 milyarı bulan bu paranın yarısının, hastane bünyesinde oluşturulan ''Bebekleri Yaşatalım Fonu''ndan karşılandığını ifade etti.
''O BİR MUCİZEYİ GERÇEKLEŞTİRDİ''
Ev hanımı olan anne Elif Öz de, 5'inci ayına kadar hamileliğin iyi geçtiğini, ancak bundan sonra sancılarının başladığını söyledi.
Normal doğum tarihinin 21 Nisan olduğunu kaydeden Öz, ''Yaşayacağını hiç tahmin etmiyordum. Ben de şu an inanamıyorum. Çok mutluyum ve heyecanlıyım'' diye konuştu.
Baba Tolga Öz de, ilk çocukları olduğunu belirterek, şöyle dedi:
''Eşim hamile kalınca, çok sevindim. Ama başımıza böyle bir şey geleceğini tahmin etmemiştim. Bir gece işten gelince, eşim, sancılandığını söyledi. Ertesi gün de doğum yaptı. O bir mucizeyi gerçekleştirdi. Oğlumla gurur duyuyorum. O çok güçlü bir bebek. Hep yaşamasını umut ettiğim için adını Umut koydum.''