|
1 BAŞKA HAYVANLAR HAZ DUYABİLİRLER Mİ?
Köpeğinize çok sevdiği bir oyuncağını verdiğinizde coşkuyla havlıyor, ya da kedinizin başını okşadığınızda mutlulukla mırlıyorsa, elinizde olmadan onların ‘keyif aldıkları’ duygusuna kapılırsınız. Ne var ki, kedi ya da köpeğinizin de duyguları olduğunu söylerken acaba insanbiçimci bir tavır mı sergiliyorsunuz?
Bir zamanlar tabu sayılmasına karşın, birçok bilim insanı artık hayvanların da duygu yüklü bir iç dünyaları olduğu görüşüne katılıyor. ‘Yunusun Gülüşü’ başlıklı kitabın yazarı, Colorado Üniversitesi’nden Marc Beckoff’a göre hayvanlar korku, acı, neşe ve öfke gibi duyguların yanı sıra, utanma, sevgi ve keder gibi çok daha karmaşık duyguları da yaşıyorlar. Beckoff, haz duygusunun da bunlar arasında yer aldığından hiç kuşku duymuyor ve oynaşırlarken keyifli göründüklerine dikkat çekiyor.
Beckoff birkaç yıl önce farelerin oynarken, ya da gıdıklandıklarında kahkahayı andıran tiz sesler çıkarttıklarını ortaya koyan Bowling Green Eyalet Üniversitesi sinirbilim uzmanı Jaak Panksepp’in çalışmasını kanıt olarak gösteriyor.
Haz hormonu opioid
Panksepp, farelerin sergilediği bu davranış biçiminin haz aldıklarının bir göstergesi olduğunu öne sürüyor ve oyun sırasında hayvanların opioid salgıladıklarına, bu beyin kimyasalının insanlarda haz duygusunu yaratan temel unsurlardan biri olduğu görüşünün giderek ağırlık kazandığına parmak basıyor.
Dahası, farelerin davranışlarını denetleyen beyin sistemleri ve genlerin insanlardakine özdeş olduğu görülüyor.
Laval Üniversitesi fizyoloji uzmanlarından Michel Cabanac da hayvanların duygu yüklü olduklarını ve elimizde sürüngenlerin haz aldıklarını gösteren somut veriler bulunduğunu belirtiyor.
Cabanac’ın kertenkeleler üzerinde yaptığı bir araştırma, sıcak ve aydınlık bir köşeye yerleştirilen kertenkelenin karnı acıktığında hemen karşı köşede, soğukta duran yiyeceği almaya koyulduğunu gözler önüne seriyor. Kertenkele farklı gereksinimleri arasından bir seçim yapıp kimilerinden vazgeçmek zorunda kalıyor.
Yiyecek seçimi ve duygu
Cabanac kertenkelenin seçim yapma sürecini göreli bir haz alma ve haz almama durumunun yönlendirdiğine, haz duygusunun bu aşamada devreye girdiğine inanıyor ve hazzın hayvan için neyin yararlı olduğunu gösterdiğine dikkat çekiyor.
Bir başka deneyde kertenkeleler hoşlandıkları yiyecekler uğruna sıcak ortamlarından vazgeçiyor; kertenkeleler tıpkı insanlar gibi daha önce yiyip hastalandıkları yiyeceklerden de kaçınıyor, bir başka deyişle bu süreç, yaşanan hoş ve hoş olmayan duygularla ilintili.
Iowa Üniversitesi’nden Antonio Damasio da hayvanların haz aldıklarına inanıyor, ama bunun bilincinde olup olmadıkları konusunda kesin bir şey söyleyemiyor. Damasio ‘ya göre duygu ve duygulanım iki farklı kavram. Duygulanımın davranışlara yön veren fizyolojik bir süreç, duygu ise bu sürecin bir yansıması olarak ortaya çıkıyor.
2 HAZZIN BİR SINIRI VAR MI?
Bağımlılık konusunda uzman olan Scripps Araştırma Enstitüsü sinirbilimcilerinden George Koob’a göre var. Koob, haz sisteminin tıpkı bir banka gibi çalıştığını, aşırı miktarda paranın bir çırpıda çekilmesi durumunda sistemin iflas edebileceğini öne sürüyor. Peki, neden her zaman tümüne sahip olamıyoruz?
Koob, bu soruya bir yanıt getirmek için haz duygusunun tam olarak ne işe yaradığını iyice kavramak gerektiğine dikkat çekiyor ve bunun davranışlara yön veren bir ödül sistemi olduğunu, bedenin belli dönemdeki gereksinimlerine göre, bir sonraki aşamada ne yapmamız gerektiğine ışık tuttuğunu belirtiyor.
Gelgelelim, bu işlevi yerine getirebilmesi için sistemin kendi içinde belli sınırları olması gerektiğine inanıyor. Bir hayvanın yediği şeyin keyfiyle kendinden geçmesi durumunda, çok geçmeden bir başka hayvana yem olması işten değil. Bu yüzden haz bir sonraki göreve odaklanmamıza olanak tanıyacak denli geçici olmalı.
Koob beynin dopamin, opioid ve ruh durumunu etkileyen serotonin gibi başka kimyasalların üretimini durdurarak, ya da stres sistemi aracılığıyla haz duygusuna bir sınırlama getirdiğine inanıyor. Bu iki yöntemin birlikte etkili olması, haz duygusunu ciddi biçimde kısıtlıyor ve Koob’un ‘hedonik sabit nokta’ adını verdiği haz alt sınırınızı oluşturuyor.
Koob, insanın sürekli bir şeylerden haz alabileceğini, ancak bu duygunun her zaman yoğun olmayacağını belirtiyor ve aşırı hazzın bizi ayakta kalabilme sürecinden uzaklaştıracağına parmak basıyor.
3 HAZ DUYGUSU BİLİNÇSİZCE YAŞANABİLİR Mİ?
Mutluysanız ve bunun bilincindeyseniz, ellerinizi çırpın. Bir çocuk ezgisinde öyle deniyor. İyi de, mutlu olup bunun ayırdında olmamanız mümkün mü? Tanımı gereği, haz duygusu yaşanır ve bu yüzden de kesinlikle ayırdına varılması gerekir.
Ne var ki, Michigan Üniversitesi sinirbilimcilerinden Kent Berridge bunun her zaman geçerli olmadığını, haz duygusunun kimi zaman ayırdında olmadan da yaşanabileceğini öne sürüyor. Berridge buna örnek olarak keyif verici maddelerin, bilinçli bir haz duygusu yaratmadan, bireyin davranışlarını nasıl değiştirebildiğini ortaya koyan deneyleri gösteriyor.
Berridge ile Kaliforniya Üniversitesi ruhbilimcilerinden Piotr Winkielman’ın birlikte yaptığı bir araştırma da bilinçaltıyla algılanabilen mutlu ya da öfkeli yüz ifadelerini yansıtan görüntüler gösterildiğinde, deneklerin farkında olmadan keyif alabileceklerini ortaya koydu.
Ne var ki, denekler susadıklarında bilinçaltında algıladıkları neşeli yüzü gördükten sonra daha çok içiyor ve, içtikleri hep aynı olmakla birlikte, onun daha lezzetli, daha çekici ve daha değerli olduğu yönünde bir değerlendirme yapıyorlardı. Berridge’e göre bu tavır, bireyin ayırdında olmadan keyif aldığı, üstü örtülü bir duyguydu.
4 MÜZİK NEDEN ‘RUHUN GIDASIDIR’?
Haz duygusunun yaşamımızda can alıcı bir önem taşıyan davranışlar arasında bir seçim yapmamıza yardımcı olmak üzere evrilmiş bir duygu olduğu kolayca anlaşılıyor.
Ancak neden sanat, müzik, ya da para kazanma gibi daha soyut şeyler daha çok keyif veriyor?
Duygu yüklü bir müziğin beyinde devinime geçirdiği bölgeler, aynı zamanda hoşa giden başka uyarımlarla da etkilenen bölgeler.
McGill Üniversitesi Nöropsikoloji Bölümü’nden Anne Blood ve Robert Zatorre PET taramalarından yararlanarak müziğin uyandırdığı duygusal ‘titreşimin’ beyinde devinime geçirdiği bölgelerle yemek, cinsellik ve uyarıcı maddeler gibi coşku uyandıran başka dürtülerle etkilenen bölgelerin aynı olduğunu ortaya koydular. Iyi de, nasıl?
Para ve keyif
Belli bir dürtünün doğal olarak hoşlanacağımız bir başka dürtünün habercisi olduğunu bağlantı kurmak suretiyle öğrenebiliriz. Örneğin, paramızı yiyeceğe harcar ve o yiyecekten haz alırız. Ikisi arasındaki bu bağlantı sayesinde paradan keyif almayı öğreniriz. Peki, bu süreç bir müzik parçası söz konusu olduğunda nasıl işliyor?
Bowling Green Eyalet Üniversitesi’nden Jaak Panksepp burada farklı bir sürecin etkili olduğuna inanıyor ve müziğin doğrudan doğuştan var olan haz sistemlerini etkilediğini öne sürüyor.
Kuşları coşturan, ineklerin daha çok süt vermelerini sağlayan müziğin duyguları çok daha temel düzeyde etkilediğine dikkat çekiyor ve bunun memelilerle öteki hayvanların yavrularının seslenmelerine tepki göstermek üzere evrilen beyin düzeneklerini devinime geçirdiğine inanıyor.
5 GERGİNLİK UYANDIRAN BİR OLAYIN ARDINDAN NEDEN ‘KAFAMIZ KIYAK’ OLUR?
Bungee-jumping, dağa tırmanma, paraşütle atlama ve benzeri tehlikeli ya da gerilim yaratan etkinlikler nasıl olur da insana keyif verebilir?
Araştırmacılara göre gerilim peşinde koşmak beyinsel işlevin bir ürünü. Haz sistemi bizleri ödüllendirmek ve davranışlarımıza yön vermek üzere var olan bir sistem. Bu sistem bireyin yaşamını sürdürmesine olanak tanıyacak davranışlarda bulunmasını sağlıyor.
Ancak, Scripps Araştırma Enstitüsü’nden George Koob kimi yararlı davranışların doğal olarak kimi risklerin de göze alınmasını gerektirdiğine dikkat çekiyor. Yiyecek peşinde koşma, avlanma, çiftleşme gibi edimlerin inanılmaz çekinceleri de beraberinde getirebileceğini, tehlikeden uzak, güven içinde olmakla gereksinimlerin karşılanmasının genellikle birbirleriyle çatışan durumlar olduğunu belirtiyor.
Koob, haz duygusunun davranışlarımıza yön verdiği görüşünden yola çıkarak, riskleri göze almanın da zaman zaman insana keyif vermesi gerektiğine inanıyor ve gerginlik uyandıran bir şeyin aynı zamanda çok keyifli de olabileceğini dile getiriyor. Koob insanlarda kortizol, farelerde kortikosteron olarak karşımıza çıkan stres hormonlarının dopamin sistemini devinime geçirdiğine ve ‘kafa buldurduğuna’ parmak basıyor.
Gerçekten de, stres ve haz sistemleri birbirlerine karşıt etkiler yaratarak duyguların inişli çıkışlı olmalarını sağlıyor. Bu da, her çıkışın bir inişi olduğu anlamına geliyor. |