01/05/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Avrupa Birliği Son Güncelleme 13:17
01.05.2004
Dışişleri: AB'ye katılacak olan Rum tarafı

Türkiye, bugün AB'ye katılacak olanın "yalnızca Rum tarafı" olduğunu belirterek Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Kıbrıs Türklerine zorla empoze edilemeyeceğini bildirdi. Türkiye, Kıbrıs Rum kesiminin AB'ye girişinin 1960 anlaşmalarına dayanan Kıbrıs üzerindeki hak ve yükümlülüklerine hiçbir şekilde haleldar edemeyeceğini belirterek, KKTC'yi tanımaya devam edeceğini bildirdi.

Rum kesimi ile birlikte 10 yeni ülkenin AB'ye katılım töreninin başlamasına az bir süre kala Dışişleri Bakanlığı'ndan yazılı bir açıklama yapılarak, Kıbrıs sürecine ilişkin bazı noktalara dikkat çekildi. 

Toplam 12 maddelik açıklamanın 9. maddesinde şunlar kaydedildi: 

''1 Mayıs 2004 tarihinde AB'ye katılacak olan Rumlar, Kıbrıs Türklerini veya Kıbrıs'ın tamamını temsil etmeye yetkili olmadıkları gibi, eşit statüye sahip Kıbrıs Türkleri veya Kıbrıs Adası'nın tamamı üzerinde yetki veya egemenlikleri de bulunmamaktadır. (Kıbrıs Cumhuriyeti) Kıbrıs Türklerine zorla empoze edilemez.'' 

16 Nisan 2003 tarihli katılım anlaşması uyarınca bugün AB'ye katılacak olanın ''yalnızca Rum tarafı'' olduğuna dikkat çekilen açıklamada, ''Zira, 16 Nisan 2003 tarihli Katılım Antlaşması, Ada'nın siyasi ve hukuki bölünmüşlüğünü esas alarak, birleşik bir Kıbrıs'ın AB'ye üye olmasına imkan vermemektedir. Böylece, uluslararası bir sorun Avrupa Birliği'ne ithal edilmiş olmaktadır'' denildi. 
 
GARANTÖRLÜK HAKLARIMIZ SÜRÜYOR

Türkiye, Kıbrıs Rum kesiminin AB'ye girişinin Türkiye'nin 1960 anlaşmalarına dayanan Kıbrıs üzerindeki hak ve yükümlülüklerine hiçbir şekilde haleldar edemeyeceğini belirterek, KKTC'yi tanımaya devam edeceğini bildirdi.

AB'ye bugün 10 yeni üyenin katılacağının hatırlatıldığı açıklamada, AB'ye yeni üye olacak ''Kıbrıs''ın kendine özgü durumunun, BM Genel Sekreteri'nin, BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan 1 Nisan 2003 tarihli raporunda şu şekilde tespit edildiği belirtildi:

''Kıbrıs, bir uluslararası ihtilafa konu olması ve bu durumuyla Güvenlik Konseyi'nde daimi bir gündem maddesi teşkil etmesi itibariyleAB adayları arasında kendine özgü bir konumda bulunmaktadır.''

Bakanlık açıklamasında, Adanın yeniden birleştirilmesine yönelik  kapsamlı çözüme ulaşma çabalarının, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde 1999'dan bu yana devam ettiği anımsatılarak, bu gayretin temel hedefinin, Kıbrıs Türk tarafıyla Kıbrıs Rum tarafının kapsamlı bir çözüme ulaşmaları ve Kıbrıs'ta yeni bir düzen yaratılması olduğu belirtildi. Açıklama şöyle devam etti:

''1 Mayıs 2004'ten önce bir çözüme ulaşılmasının, ilgili tüm taraflar ile uluslararası barış ve güvenliğin yararına olacağı düşünülmüştür. Bu yaklaşım, Kıbrıs'ın AB'ye 1 Mayıs 2004'te birleşik olarak girebilmesinin yegane yolu olarak öngörülmüştür.''

AB'nin birleşik bir Kıbrıs'ın katılımı yönündeki tercihini güçlü bir şekilde çeşitli kereler dile getirdiğine dikkat çekilen açıklamada, AB'nin ayrıca BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonuna olan desteğini belirterek, böyle bir sonucu teşvik etmek üzere ''somut taahhütlerde'' bulunduğu bildirildi.

İSVİÇRE GÖRÜŞMELERİ

İsviçre'de yapılan son görüşmelerde, BM Genel Sekreteri tarafındanayrı ve eş zamanlı referandumlarla onaylanmak üzere taraflara iletilenKıbrıs sorununun kapsamlı çözümü hakkındaki planının, Kıbrıs'taki iki taraf, Yunanistan ve Türkiye ile yakın istişare halinde tamamlandığı da açıklamada belirtildi.

Açıklama, şöyle devam etti:

''Kuruluş Anlaşması, federal hükümet ile Kıbrıs Rum Devleti ve Kıbrıs Türk Devleti olarak iki kurucu devletten oluşan, yeni bir iki kesimli ortaklık esasına dayalı Birleşik Kıbrıs'ın kurulmasını öngörmüştür. Anlaşmada, (Kurucu Devletlerin eşit statüde olduğu, her birinin kendi ülke sınırları içinde yetkisini icra ettiği) hükmü yer almıştır.

Ayrıca, Kuruluş Anlaşması'nın Temel Maddeleri, (Kıbrıs'ın, Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin ortak yurtları olduğunu ve yekdiğerinin ayrı kimliğini ve bütünlüğünü tanıdıklarını ve aralarındaki ilişkinin bir azınlık çoğunluk ilişkisi değil, hiçbir tarafın diğeri üzerinde yetki ve otorite iddiasında bulunamayacağı birsiyasi eşitlik ilişkisi olduğunu) öngörmüştür.''

Bakanlık, açıklamasında, AB Komisyonu'nun da İsviçre'de müzakerelerin son aşamasında hazır bulunduğunu hatırlatarak, kapsamlı çözüme ilişkin AB taahhütleri hakkında taraflarla AB Komisyonu arasında anlaşmaya varıldığına işaret etti.

Açıklamada, daha sonra şunlar denildi:

''Anlaşmaya varılan metinde, (AB'nin temel ilkelerinin, Kıbrıs'ta yeni bir durumu öngören ve barış içinde AB'ye katılımına imkan tanıyanKuruluş Anlaşmasında ifadesini bulmuş) olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu çerçevede, (Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliği veiki kurucu devletin eşit statüsü) de vurgulanmıştır.

Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin asli kurucu yetkilerini kullanmalarına ve özgür ve demokratik, ayrı ayrı ifade edilmiş ortak iradeleriyle bir çözümü kabul etmelerine imkan tanımak üzere, kapsamlıçözümün eş zamanlı ve ayrı olarak referandumlara sunulması hususunda mutabık kalınmıştır.

Referandumlar Kıbrıs'ta 24 Nisan'da düzenlenmiş ve Kıbrıslı Türklerin büyük çoğunluğu, BM Genel Sekreteri'nin, Kıbrıs'ın 1 Mayıs 2004'te AB'ye birleşik olarak girmesine imkan tanıyacak olan çözüm planı lehine oy kullanmıştır. Buna karşılık, Kıbrıslı Rumlar planı yüzde 75'lik bir çoğunlukla reddetmişler ve birleşik bir Kıbrıs'ı AB'ye sokma yönündeki çabalar böylece başarısızlığa uğramıştır.''

''ANNAN PLANI HÜKÜMSÜZ KALDI''

Açıklamada, sonuç olarak, BM Genel Sekreteri'nin kapsamlı çözüm planının, ''ilgili hükümleri uyarınca geçersiz ve hükümsüz kaldığı'' vurgulandı.

Kıbrıs Türk halkının asli kurucu yetkisini kullandığına, saydam ve demokratik bir referandum yoluyla, birleşik Kıbrıs'ın kurucu ortağı olarak AB içinde siyasi geleceklerini görme arzusunu ifade ettiğine dikkat çekilen açıklamada, ''Gelinen aşamada, AB'nin, Kıbrıs Türk halkının gerçek ve özgür irade beyanını kabul etme ve bunun gereğini yerine getirme yükümlülüğü ortaya çıkmıştır'' denildi.

Kıbrıs'ta ayrı ayrı ve eş zamanlı gerçekleştirilen referandumlarınAda'da iki ayrı halkın var olduğu ve birinin diğerini temsil etmediği gerçeğini teyit ettiğinin vurgulandığı açıklamada, ''Bu itibarla, çözümün her iki tarafın rızasına dayanması gerektiğini gözardı eden veAda'nın tamamının tek bir otorite tarafından temsil edildiği yönündekiiddialar mesnetsizdir'' noktası vurgulandı.

''TÜRKİYE, KKTC'Yİ TANIMAYA DEVAM EDECEK''

Açıklama şöyle devam etti:

''Bu durum ve gerçekler ışığında, 16 Nisan 2003 tarihli Katılım Andlaşması uyarınca 1 Mayıs 2004 tarihinde AB'ye katılacak olan yalnızca Rum tarafıdır. Zira, 16 Nisan 2003 tarihli Katılım Andlaşması, Ada'nın siyasi ve hukuki bölünmüşlüğünü esas alarak birleşik bir Kıbrıs'ın AB'ye üye olmasına imkan vermemektedir. Böylece, uluslararası bir sorun Avrupa Birliği'ne ithal edilmiş olmaktadır.

1 Mayıs 2004 tarihinde AB'ye katılacak olan Rumlar, Kıbrıs Türklerini veya Kıbrıs'ın tamamını temsil etmeye yetkili olmadıkları gibi, eşit statüye sahip Kıbrıs Türkleri veya Kıbrıs Adası'nın tamamı üzerinde yetki veya egemenlikleri de bulunmamaktadır. (Kıbrıs Cumhuriyeti) Kıbrıs Türklerine zorla empoze edilemez. Kendi anayasal düzenleri altında ve kendi sınırları içerisinde örgütlenmiş bulunan Rumlar, Kıbrıs Türklerini veya Kıbrıs'ın tamamını temsil eden yasal hükümet olarak kabul edilemez.

Kıbrıs Türkleri, kendi ülke sınırları ve anayasal düzenleri içerisinde örgütlenmiş bir halk olarak, hükümet etme yetkisini ve egemenliklerini kullanmaktadırlar. Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımaya devam edecektir.

Güney Kıbrıs'ın AB'ye girişi Türkiye'nin 1960 Anlaşmalarına dayanan Kıbrıs üzerindeki hak ve yükümlülüklerine hiçbir şekilde haleldar edemez.

Türk Hükümeti'nin Rumların kapsamlı çözüm anlaşmasını reddetmelerisonucunda ortaya çıkan siyasi ve hukuki durum ve koşullara ilişkin resmi tutumu, bu temel mülahazalara ve hukuki ve siyasi gerçeklere dayanmaktadır.''

 
(aa)


Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyetim
www.hurriyetkurumsal.com