12/04/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Seyahat
12.04.2004
Bir Kapadokya düşünün, asfaltlanmamış olsun
 

Reyan TUVİ

Afyon’a varınca yapılması gereken ilk şey, ünlü sucuğundan ya da kaymağından tatmak değil elbette... Bunu önereceğimi zannedenler, Afyon’u daha baştan tanımadıklarını itiraf edebilirler.

Buraya sadece kentin muhteşem kaplıcalarında dinlenmeye gelenler ya da İkbal Lokantası’nda leziz bir yemek yiyip yoluna devam edenler, kentin asıl ruhunu kaçırmış demektir. Birçoklarının sandığının aksine, ağız sulandıran tatlarının yanısıra, Afyon’un meraklı turiste hitap eden, gezilecek yerleri de var. Kent merkezi, yarım ya da bir günde rahatlıkla gezilebilir. Sosyal yaşam ya da gece hayatı canlı olmayabilir, ancak kentin eski mahallesindeki rengarenk evler ve olağanüstü kale, Afyon’u tanımaya başlamak için baştan çıkarıcı bir nokta.

Turizme yeni yeni açılan ve tabelalandırılmaya başlanan Frig Vadisi ise bütün bir gününüzü, hatta maceracılar ve trekkingciler için iki ya da üç günü rahatlıkla doldurabilir. Vadi hakkında detaylı bilgiyi Afyon İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden alabilirsiniz demek isterdim, ancak Afyon’daki bu kurum, broşür dağıtmaktan başka hiçbir yardımda bulunmaya yanaşmıyor. Bu son derece genel broşürler de küçük bir harita ve büyük resimlerden başka, bu bölgede büyük önem taşıyan yol durumu ve güzergah gibi bilgileri vermiyor. Kentin Kültür ve Turizm Müdürlüğü, tanıtım yapmak isteyip buna karşılık asık suratlı bir tavır takınırken, Frig Vadisi’ne dağılmış köylerde yaşayan köylüler, Anadolu’nun her yerinde olduğu gibi, tüm içtenlikleriyle size yol göstermeye devam ediyorlar.

ŞEHİR TURU

Kent merkezindeki birçok turistik nokta, tabelayla işaretlenmiş. Bu nedenle kendi başınıza arabayla ve hatta en ideali, yürüyerek dolaşmanız hiç de zor olmayacaktır. Kentin en güzel ve özellikli yanı, eski mahallesi. Afyon’un ‘eski şehir’ kısmının hálá yaşadığını görmek iç rahatlatıcı. Özellikle cumbalı, renkli evlerinin üzerinden yükselen ve ulaşılmaz duran kale, merdivenlerinden inen çocuklar, teknelerde köy ekmeği taşıyan genç kadınlar, Afyon’a ilk anda ısınmanızı sağlayan özellikler olacaktır.

226 metre yükseklikteki, siyah bir kaya üzerinde yükselen, ihtişamlı Afyon Kalesi’ne, kayaya oyulmuş 570 merdivenle çıkılıyor. Tarihi MÖ 1350’lere kadar uzanıyor.

Afyon’un en büyük camilerinden, eski şehirdeki Ulu Cami, Anadolu Selçukluları devrinde, 1272-1277 yılları arasında yapılmış. Yine kentin eski kısmında ve Ulu Cami’nin arka sokaklarında, Mevlevi (Türbe) Camii görülebilir. Afyon Mevlevihanesi’nin diğer mevlevihaneler arasında ayrı bir yeri olduğu biliniyor. Mevlevilik töresinde, Konya’dan sonra ikinci sırayı alıyor.

Kurtuluş Caddesi’ndeki Gedik Ahmet Paşa (İmaret) Külliyesi, Fatih Sultan Mehmet’in başvezirlerinden Gedik Ahmet Paşa tarafından, 1472’de yaptırılmış. Kompleksin içindeki İmaret Camii, aynı tarihte Sadrazam Gedik Ahmet Paşa’ya yaptırılmış, bu nedenle Gedik Ahmet Paşa Camisi olarak da biliniyor. Caminin dikkat çeken özellikleri var; şadırvanlı geniş avlusu, yivli burma biçimli ve yer yer lacivert çinilerle kaplı minaresi, kalem işlemeli mermer, mukarnaslı giriş kapısı...

KENTİN İKİ MÜZESİ ARKEOLOJİ VE ZAFER

Arkeoloji Müzesi
, Kurtuluş Caddesi’nde. İçeri girmeden önce bahçede dolaşın; Roma ve Bizans dönemi mermer eserleri ile Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerine ait mezar taşları burada. İçerideki eserler arasında, Apameia Lahdi, dokumacılık aletleri, Yanarlar Hitit Mezarlığı’ndan küpler, Eskişehir Yazılıkaya’daki Kübele’nin parçası, Afyon civarındaki tümülüslerden çıkanlar, yarı işlenmiş heykeller var. En önemli parçalar, Çavdarlı yakınlarındaki Kovalık höyüğünde, M.S. 3. ve 4. asırlara ait Roma buluntuları. Etnografik koleksiyona da göz atın. Pazartesi kapalı. 0272 215 11 91

Kent merkezinde, Zafer Anıtı karşısındaki Zafer Müzesi, kentin ilk belediye binası olarak,1913- 1914 yılları arasında, Ermeni ustalar tarafından yapılmış. 27 Ağustos 1922, saat 17:30’da, kentin Yunan işgalinden kurtuluşunun hemen ardından, Mustafa Kemal Paşa yaya olarak Kocatepe’den inip doğruca bu binaya gelmiş. Garp Cephesi Karargahı olarak ilan edilen bina, aynı zamanda Başkomutan Meydan Muharebesi’nin planlandığı ve taaruz emrinin verildiği yer. Bugün müzede, Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı sırasında kullandığı çalışma masası, koltukları, yazı takımı, savaşta cephelerde kullanılan silah, mermi ve bombalar sergileniyor. Haftaiçi her gün açık. 0272 214 74 42

AFYON’UN FRİG VADİSİ

Bir Kapadokya düşünün, asfaltlanmamış olsun... Yer yer tamamıyla ıssız, yer yer bu doğaya yaslanarak, derme çatma köyler kurulmuş. Çay yataklarında yürüyerek, antik yolların yanından geçerek, mezarlara, kiliselere ve tünellere girerek, gerçek anlamda bir keşif yolculuğu... 5 bin yıl öncesinden bugüne dek gelen uygarlıkların ve son olarak da definecilerin eli değmiş... Bölge, adım başı sürprizlerle dolu ve henüz turizmin bilinmeyenlerinden...

Afyon’un İscehisar ilçesi, Seydiler kasabasının 5 kilometre güneyinde bulunan peribacalarından başlayarak, İhsaniye- Döğer kasabasına kadar uzanan ve oldukça geniş bir alana yayılan Büyük Frigya’nın (Frig Vadisi), turistler için ilginç olabilecek ve tarihi açıdan önem taşıyan yerleri, Afyon Valiliği tarafından başlatılan, ‘Turizm Kuşağı Yolu’ projesi adı altında, tabelalandırılmış. Standart bir arabayla, yer yer zorlanarak da olsa, bu bölgeyi artık dolaşmak mümkün. Toz toprak fazlasıyla var ve bölgede turistik hiçbir tesis yok. Arazi yollarını düzeltmek için çalışmalar sürecek gibi görünüyor. Ayrıca Valiliğin, Frig Vadisi adı altında, fotoğraflı bir broşürü de var.

Ancak ne tabelalar ne de broşürün haritası, tam olarak bu bölgeyi gezmek için henüz yeterli değil. Vadi, gerek çok bilinmeyişi, gerekse henüz yollarının bozuk olması nedeniyle, tam tadı maceracıların damağında kalacak kıvamda. Üstelik peribacası formlarına doymuş olanlar için, burada şaşırtıcı şekiller, oluşumlar ve kayalıklara rastlamak mümkün. Aralarında en etkileyici olanı Ayazin Metropolisi.

Büyük Frigya yani Afyon- İscehisar- İhsaniye üçgeni, çok geniş alana yayılmış volkanik oluşumlar ve Frig yerleşimleriyle dolu. En yaşlısı, 450- 500 milyon yıl öncesinden kalma bu jeomorfolojik oluşumlar, antikçağda Frigler’in ve onlardan sonra gelen birçok uygarlığın yoğun yerleşimine sahne oldu. Ankara yolu üzerindeki Kırkinler Mağarası, devasa bir peribacası. Daha sonraları, insanlar buraları oyarak içlerine yerleşmişler. Burası adeta merdivenlerle katlar arasında geçiş sağlanan bir apartman.

Yine İscehisar’a bağlı Selimiye’de, Bizans döneminden, kayaya oyulmuş aile ve tek mezar odaları, mezar tekneleri ve barınaklar var. Bu mezarların üzerinde kırmızı boyayla yazılan yazıtlar, mezarların kime ait olduğunu gösteriyor. Afyon- Eskişehir karayolunun 27. km.’sinden sağa doğru 5 kilometre gidince, Ayazin kasabasının Frigler döneminden beri yerleşim yeri olan Metropolis’e varılıyor. Roma ve Bizans dönemine ait Aslanlı ve Sütunlu kaya mezar odaları, Bizans dönemine ait kiliseler ve kaya yerleşimleri var.

Kutsal olarak bilinen bu vadi içinde Aslantaş, Yılantaş adıyla bilinen anıtsal iki mezar odası, Maltaş olarak adlandırılan Kybele Açık Hava Tapınağı ve vadi boyunca kayalara oyulmuş onlarca Frig kaya mezarları görmeye değer. Roma ve Bizans dönemine ait kaya yerleşim ve mezar odaları ile kiliselere çokça rastlanıyor. Döğer’deki Aslankaya’ya giderken antik yolu kaçırmayın. Ayrıca Döğer’in içinde bir kervansaray var. Döğer Belediyesi 0272 277 20 02

KÜTAHYA

I. Sultan Selim, 1514’te Çaldıran’da İranlılar’ı yenince, Tebriz’deki çini zanaatkarlarının bazılarını Kütahya’ya, bazılarını da İznik’e yerleştirir. Bu, iki şehir arasında, iki yüzyıl sürecek bir rekabetin başlangıcıdır. İstanbul, İznik çinilerine ağırlık verirken, Kütahya bu yarışı kaybetmiştir bile. Günümüz Kütahya çinilerinin, Osmanlı devrindeki örnekleri kadar ince bir zevki ve sade bir estetiği yansıtamamalarının nedeni olarak, o devirde yaratılan renk karışımlarının sırrının çözülememiş olması gösteriliyor.

Bugün Kütahya denince, akla ilk çini geliyor. Önceleri Bizans ve Selçuklu kültürleri, Kütahya çinilerinde birlikte kullanılmış, ardından Osmanlı devrinde, bu çiniler İstanbul ve Kudüs’teki mimari yapıları süslemişti. 5 bin yıl önce başlayan seramik yapımı, 10- 15 bin sanatçının önemli bir geçim kaynağı. Kentte otogar dahil olmak üzere, birçok modern bina, çiniyle kaplı. Hemen hemen her sokakta seramik ürünlerini sergileyen dükkanlara rastlamak mümkün.

ŞEHİR TURU

Kütahya, restore edilerek restoran olarak hizmet vermeye başlayan eski evleri, yeniden düzenlenen sokakları ve turizmdeki kararlılığıyla, sizi konuksever bir tavırla karşılıyor. Turistlerin ilgisini çekebilecek çoğu eser, merkezde. restorasyonu yeni biten Dönenler Camii, bunlardan biri. Dönenler Meydanı’ndaki yapı, Mevlana’nın torunu Mevlevi Şeyhi Ergun Çelebi’nin kuruculuğunu yaptığı, Kütahya’nın ilk mevlevihanesi. Bir zamanlar mevlevilerin sema yaptığı ahşap alanda bir kuyu bulunurmuş. Eğer halıyı ve altındaki tahta parçasını kaldırırsanız, hálá burada bulunan kuyuyu görebilirsiniz. Aynı kuyu, kentin en büyük camisi Ulu Cami’de de var. Ulu Cami’nin hemen yanında, 1965’te açılan Kütahya Arkeoloji Müzesi bulunuyor. İçindekilerden önce, sergilendikleri binaya bir göz atın. Kentin merkezindeki bu kesme taş binanın giriş kapısı, Selçuklu sanatı özelliklerine sahip. Girer girmez, müzenin en dikkat çekici parçası, ortadaki kubbeli avluda. Dünyada bulunan benzerleri arasında en iyi korunabilmiş olan bu Roma Devri Amazonlar Lahdi (MS 2.yy.), göze çarpıyor. Dokuz küçük odadaki vitrinlerde, Paleolitik, Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserler sergileniyor. Müzede dikkatimi çeken parçalar arasında, Frig döneminden çocuk oyuncakları (MÖ 750- 550), Roma devri Afrodit heykeli, Aizonai’de bulunan Artemis Av Tanrıçası heykeli, insan yüzlü kap, ebe tanrıça heykeli, Helenistik dönemden kaval, ölüler için ağız ve göz bantları var. Pazartesi kapalı. 0274 224 07 85

Hemen Ulu Cami’nin karşısında, güzel bir bahçe içinde, II. Yakup Çelebi İmaret Külliyesi, yani bugünkü Çini Müzesi var. Müzede, İznik çinileri, karoları,1974’te yıktırılan Saat Kulesi çinilerinden bir parça, 1314 tarihli Umur-bin Savcı Medresesi’ndeki Abdülvacit Efendi’nin sandukasına ait çini parçaları, Osmanlı dönemi yazı takımı, bele sarılan kuşak içine konulan sigara kutusu, İstanbul Türk İslam Eserleri tarafından bağışlanan parçalar, Konya Müzesi’nden gönderilen çini parçaları sergileniyor. Pazartesi kapalı. 0274 223 69 90.

Ayrıca, son 250 yılın çinilerinin sergilendiği, Avukat Sadık Atakan Özel Çini Evi’ni önceden ararsanız, burayı gezebilirsiniz. 0274 223 69 90

Ulu Camii ve Çini Müzesi’ni geçince, birkaç dakikalık bir yürüyüşle, Kossuth Evi olarak bilinen, yedi odalı ahşap bir konağa varılır. 19. yüzyılın seçkin Macar politikacısı, demokratik özgürlük hakları ve ulusal egemenlik uğrunda verilen savaşın önderi, 1849 bağımsız Macar Krallığı’nın hükümet başkanı, Macarlar’ın bağımsızlık kahramanı Lajos Kossuth (1802- 1894), Osmanlı’ya sığınarak 1850- 1851 yıllarında bu evde yaşamıştı. 80’li yıllarda restore edilen ahşap konakta, Kossuth’a ait eşyaların yanısıra o dönemde, klasik bir Türk evinde olan etnografik eşyalar da sergileniyor. Macar Sokak, Pazartesi hariç her gün açık. 0274 223 62 14

Kossuth Evi’nden yukarıya doğru bakınca, Kütahya Kalesi’ni göreceksiniz. Tabelalar sizi kaleye ulaştırır ve buradan Kütahya’ya tepeden bakabilirsiniz. Antik dönemlerden beri yerleşime sahne olan kale, Bizans, Selçuklu, Germiyan ve Osmanlı izlerini taşıyor. İlk Bizanslılar tarafından yapılan kaleye sonraları eklemeler olmuş. Kütahyalı Evliya Çelebi, kalenin yetmiş burcu olduğunu yazıyor.

Kent içindeki en çarpıcı yapılardan biri, Saray Mahallesi’ndeki eski Hükümet Konağı ve bugünkü Adliye Sarayı. Eski Kütahya evlerini görebilmek içinse Dönenler Camii’nin yanındaki Eğdemir Sokak ile Germiyan Sokak’ta dolaşabilirsiniz.

KÜTAHYA’NIN FRİG VADİSİ

Kütahya’nın doğusundaki Türkmen Dağı’nın tüflerinin kolaylıkla işlenebilmesinden dolayı, Frig yaylaları, eski çağlardan beri yoğun bir yerleşime sahne olmuş ve birçok farklı kavim burayı tercih etmişti. MÖ 900- 600 yılları arasında yaşayan Frigler, daha sonra da Romalılar ve Bizanslılar zamanında, Söğüt, İnli, Fındık, Ahmetoluğu Çiftliği, İncik köyleri ile Sabuncupınar ve Ovacık- İnlice’de sığınma ve barınma amaçlı mağaralar, kaya mezarları, sunaklar, kilise ve şapeller, kayalara elle oyularak yapılmış. Deliktaş Kalesi’nde, koridorlardan geçerek, katlardan aşağı inmek ve odalardan birbirine geçmek mümkün.

AIZONAI ANTİK KENTİ

Aizonai, Kütahya’dan Afyon’a giderken, ilk sağ sapaktan 50 kilometre sonra, Çavdarhisar ilçesinde görülebilir. Bugün beş bine yakın nüfusu olan Çavdarhisar, bir zamanlar 100 bin kişinin yaşadığı antik bir kentti. Bu bölgenin en çarpıcı anıtı, bir plato üzerinde bulunan Zeus Tapınağı...

Aizanoi’deki eserlerin çoğu, 2. yüzyıla, Roma İmparatoru Hadrian zamanına ait. Hatta Hadrian’ın Hıristiyanlığın yayılmaya başladığı bu devirde, Zeus’a böylesine görkemli bir tapınak yaptırması oldukça şaşırtıcı. Selçuk döneminde, Çavdar Tatarları tarafından üs olarak kullanıldığı için, Çavdarhisar adını almış.

Antik çağlarda, Kocaçay’ın kabaran sularından korunmak için, her iki kıyıda, iri kesme taşlardan koruma duvarları vardı. İki yakayı birbirine bağlayan dört köprü bulunuyordu. İkisi bugün hálá kullanılıyor. Beş kemerli Taş Köprü bunlardan biri. Korkuluk taşının yazıtından, açılış töreninin MÖ 157 yılında olduğu anlaşılıyor. Aizanoi’de ayrıca, MS 2. yüzyılda, küçük bir tapınak olan Heroon ve etrafı galerilerle çevrelenmiş Agora inşa edilmiş. Bu bölgede yapılan yapıların çoğu bugün köy ve bahçelerin altında kalmış.

Bugün Kütahya Müzesi’nde sergilenen Helenlerle Amazonlar’ın Savaşı’nı anlatan çarpıcı Amazonlar Lahdi, Aizanoi’ye has kapı tipi mezarları bulunan, nekropoller bölgesinde bulunmuş. Kadınların mezartaşları üzerinde, yün, yapağı bulunan sepet ve ayna, erkeklerinkinde ise, kartal, aslan ve boğa kabartması bulunuyordu.

Antik kentin, biraz yıkık da olsa, görülecek bir diğer yapısı Stadyum- Tiyatro kompleksi. Aizanoi’nin bekçisi Nazım Ertaş, yıllardır buranın turizm elçisi ve adeta bir sanat tarihçisi gibi gelenlere bilgi veriyor. Rehbersiz gelirseniz bir kulağınız onda olsun.

DUMLUPINAR ABİDELERİ

Başkomutanlık Meydan Muharebesi, 26 Ağustos 1922’de Kocatepe’de başladı, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da Büyük Zafer’in elde edilmesiyle sona erdi. Anadolu’nun işgalden kurtulmasında en etkili yeri tutan bu zaferin ve şehitlerin anısına, Altıntaş, Dumlupınar, Zafertepe Çalköy’de müze, anıt ve şehitlikler bulunuyor. Dumlupınar Şehitliği, bu savaşta hayatlarını kaybetmiş 137 bin şehit adına yaptırıldı. Dumlupınar’da Atatürk Anıtı, Dumlupınar Şehitliği, Dumlupınar Müzesi (0274 371 25 24) ve Atatürk Evi (0274 371 21 62) görülebilir. Zafertepe Çalköy’de, Zafer Abidesi ve Zafer Müzesi, Şehit Sancaktar Mehmetçik Anıtı ve Yüzbaşı Şekip Efendi Anıtı bulunuyor. Dumlupınar Kaymakamlığı ziyaretçilere her konuda yardıma hazır. 0274 371 21 55

Osmanlı Çini Atölyesi

Sıtkı Olçar, bir marka... Sadece Türkiye’de değil dünyada da tanınıyor. Özellikle çini sefertası sergisini bilenler için, unutulmaz bir isim. 70’li yıllardan beri gelenekselin yanında, sıradışı desen ve formlarıyla, her geçen gün ününe ün katıyor. Koleksiyonerlerin takip ettiği bir çini ustası... Atatürk Bulv. No: 87/ 6, Kütahya, 0274 216 28 32

Alopaşalı Ata Sanatları Yaşatım Merkezi

Farklı tasarımlardaki turkuaz çinileriyle, yurtiçi ve yurtdışında büyük başarı sağlamış, 23 yıllık, köklü bir işletme... Son derece estetik bir dükkanda, keyifli bir alışveriş için...

Ürünleri, İstanbul’da Ortaköy’de, Sultanahmet Arasta’da, Four Seasons Oteli’nde sergileniyor ve satılıyor. Atatürk Blv. No: 78, Kütahya, 0274 223 17 42, www.alopasali.com

Güral Porselen

Özellikle yemek takımlarında aranan isim. Kent içinde defolu, ucuz ürünlerin satıldığı dükkanı da var (Çinigar Mağaza- Atatürk Blv. Otogar karşısı, 0274 226 02 49). Afyon yolu 7. km. Kütahya,

0274 227 03 60

Oturakçılar

Halil ve Ali Temizeller’in dededen kalma bu 100 yıllık dükkanında, Kütahya’nın milli kıyafetlerini, Divan nakış tekniğiyle işlenen bindallıları ve el işlerini bulacaksınız. Sarraf Çarşısı, Kütahya, 0274 216 26 99

Nimet

Geleneksel sanatın modern tasarımları... Nimet Hanım, el yapımı, rengarenk, çiçekli ürünlerini, Japonya, Amerika, Hollanda ve Avusturya gibi ülkelere satıyor. Son yeniliği de çini takılar... Kütahya, Eskişehir Yolu, 4. Km., 0274 225 11 20, nimetvarli@hotmail.com

Altıniğne El Sanatları Merkezi

Gergefte el işi, geleneksel sim, sırma- dikiş ve makina nakışı... Atatürk Bulvarı, Kış Sok. Köşe Apt. altı No.13, Kütahya, 0274 223 921 98

Şapçılar

Doğan Şapçı, Osmanlı tarzı elmas işlemeciliğini burada yaşatıyor. Kuyumcular Çarşısı No: 5, Kütahya, 0274 216 32 35

Cemile Gül

El Sanatları Merkezi

Nakışın patroniçesi... Eğittiği 71 kişi ile birlikte, düğünlere, kına gecelerine, iğne oyaları ve sim sırma işleri yetiştiriyor. Devlet Hatun’un Yıldırım Beyazıt’a gelin giderken giydiği gelinliğin günümüzdeki örnekleri şimdi Cemile Gül’ün elinden çıkıyor. İstanbul’un en ünlü modacıları ve en şık kadınları için tasarımlar yapan Gül, Osmanlı motifli kıyafetleri defilelerinde yeniden canlandırıyor. Türkiye çapında, 84 firmanın katıldığı nakış yarışmasının, son sekiz yıldır birincisi... Dükkanı adeta bir nakış müzesi... Adnan Menderes Bul. Orhan Kırcı Apt. Altı, Kütahya, 0274 212 11 16, www.cemilegul.com

Antikacı Bülent

Bülent Göktaş, baba mesleğini sürdürüyor. Gümüş, bakır, halı, kilim, peşkir, bindallı, ağaç işlemeli eşyalar... Keçeciler Aralığı No: 8, Uzun Çarşı, Afyon, 0272 215 40 90

KAÇIN

Afyon Frig Vadisi’nde broşürsüz ve haritasız dolaşmaya kalkışmak

Kütahya merkezde bol yıldızlı otel aramak

Afyon İl Turizm Müdürlüğü’nden, turist olarak, yardım alabileceğinizi sanmak

YAKALAYIN

Hiçbir tesisin bulunmadığı Frig Vadisi’ne, keyifli bir piknik için, hazırlıklı gitmek

Afyon veya Kütahya’daki termal otellerde şifa dolu birkaç gün geçirmek

Kütahya’nın yöresel yemeklerinden tatmak
 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com