|
TÜRKİYE'nin yerleşim yerlerini, doğasını ve güzelliklerini peşkeş, talan ve yağmaya sunan belediye seçimleri içime korku veriyor!
Seçimlerin bu biçim ve içerikleriyle ülkenin yararına olmadığını düşünüyorum. Demokrasinin kökleşmesine, yaygınlaşmasına değil, tam tersine derebeyliklerin, yerel despotlukların güçlenmesine katkıda bulunurlar.
Merkezi iktidarın güçlerini yerel yönetimlere dağıtarak, devrederek demokrasiye hizmet edeceklerini ileri sürenler doğruyu söylemiyorlar. Demokratik olmayan zihniyet ve yapıyı 100'e bölseniz, neye yarar?! Karpuz dilimi gene karpuzdur! Üstelik daha az karpuzdur!
Yönetimin demokratikleşmesinden önce bireylerin, halk topluluk ve sınıflarının zihinsel, ruhsal ve düşünsel yapısının demokratikleşmesi gerekir; halkın demokratik yerel yönetimi değil, yağma ve talana göz yuman yönetimi tercih ettiğini düşünüyorum.
Panayır zihniyetinin egemen olduğu 28 Mart seçimi de beni doğrulamaktadır. Seçmen hemşerisinin, kabilesinin, cemaatinin, tarikatının vaat ettiği avantaya oy verdi.
İsteyen buna demokrasi desin, benim için talankrasi! Şişedeki şeytan yakında dışarı çıkacak! Belediyelerin şu anda 11.2 katrilyon borcu varmış, bu borçla hangi güzellikleri yarattılar?
* * *
Modaya düşkün Türk politikacısının bir huyu vardır, gördüğünden göz kirası ister. Öykünmek istediği modeli ilk uygulayanlar sonuçtan hoşnut mu değil mi, bir sormak aklına bile gelmez. Yerinden yönetimin (desantralizasyonun) mucidi Fransa bu icadından dolayı bin pişman. Fransızlar, ‘‘Yerel yönetimleri güçlendirelim dedik, yerel despot ve derebeyler yarattık’’ diyorlar. 19 Mart 2004 tarihli Le Monde Gazetesi'nin 16. sayfasında yayınlanan makalesinde Beatrice Jerome, ‘‘Fransızlar yerinden yönetimlere karşı güvensizliğini koruyor’’ diyor. Bunun harbi Türkçesine göre Fransızlar yerel yönetimlere (belediyelere ve il idare meclislerine) güvenmiyorlar.
* * *
Ben de güvenmiyorum, hiçbir zaman güvenmedim zaten! Dünyanın en güzel kıyılarını, tarihsel mirasımızı, sivil mimari zenginliklerimizi, sit alanlarımızı bu belediyeler mahvettiler. Ben Ege ve Akdeniz'deki cinayet mahallerini biliyorum. Siz de kendi cinayet tanıklıklarınızı anımsayın! Antalya biraz kurtulduysa nefret edilen merkezin, Ankara'nın merkezi planlaması sayesinde kurtuldu.
Yerel yönetimler, uygarlık ve güzellik düşmanı terminatörlerdir! Türkiye'yi son 25 yılda köye dönüştürdüler. Şimdi mezraya dönüştürecekler.
Uygar ülkelerde, Paris'in, Londra'nın, Roma'nın, Saint-Petersburg'un, Floransa'nın, Brugge'ün şehircilik sözlüğündeki anlamını bilmeyenler belediyeye kapıcı bile yapılmazlar.
Uygar ülkelerde insanlığa katkıda bulunan demokrasi, Türkiye'de hem uygarlığı hem de kendini yok eden talankrasiye dönüşüyor. Oysa cumhuriyet, uygar ve demokratik bir Türkiye hayal etmişti!
* * *
NB: 28 Mart tarihli ‘‘Ilımlı İslam Modeli’’ yazımda sözünü ettiğim kitabımın adı ‘‘Yeni Canlı Cumhuriyet’’tir. |