|
18 MART 2004 akşamı saat 20.30'da Ankara'da Opera Binası'nda Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral ve Bayan Özden Örnek'in çağrılısı olarak Çanakkale Şehitleri balesini seyrettik.
18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi'nin 89. yıldönümünde, bir zaferin kutlanması ve şehitlerin sanatla anılması gibi iki duyguyu bir arada yaşamak, beni heyecanlandırdı.
Çanakkale fotoğraflarında gördüğüm asker botlarının yerini balecilerin ayakkabıları almıştı.
Cepheden gelen top sesleri yerine o akşam salonda notalar yankılanıyordu.
Bale kitapçığının başında Atatürk'ün savaştan, üstelik kazandığı savaştan sonra söyledikleri, kıtalar ötesindeki acılı analara vaat edilen tesellinin, onlara verilen ruh huzurunun çok duyarlı bir örneğidir:
‘‘Uzak diyarlardan evlátlarını harbe gönderen analar!
Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlátlarınız bizim bağrımızdadır.’’
Orhan Şallıel'in Çanakkale Şehitleri Balesi'nin reji ve koreografisini Merih Çimenciler yaptı, Devlet Opera ve Balesi de sahneledi.
Balenin önemli mesajı, bütün ülkelerden gelip savaşan askerlerin ‘‘Barış’’ üzerine yemin etmeleridir.
Artık zaferler de, savaşların acıları da, barışın yüceliği de sanatla anılıyor, sanatla yaşanırlık kazanıyor.
Gerçekten de Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek, bir kez daha 89 yıl önce kazanılan zaferi sanatla anımsattı. Şehitlerin anısına saygıyla.
Türk Siláhlı Kuvvetleri müziği seviyor ve sevdiriyor. Çağdaş, estetik bir tutum.
* * *
TELEVİZYONLARDAN izledim, gazetelerden okudum, fotoğraflarına baktım, yıllar sonra genç kuşak, can, kan bedeliyle kazanılmış zaferi yaşıyorlar. Bir öğrenci belgesel yaptı, genç kuşaklar kan dökülen toprakları ziyaret ettiler.
Mehmet Akif Ersoy'un Çanakkale Şehitlerine şiirini belleğimden okudum, baleyi seyrederken, Çanakkale türkülerini mırıldandım.
Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni.
Türküler, acıları, bedelleri bir sızı gibi yüreğimize yerleştirir:
‘‘Çanakkale içinde aynalı çarşı
Ana ben gidiyom düşmana karşı.’’
Ruşen Eşref Ünaydın'ın Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülakat'ının Başlarken bölümünü yeniden okudum:
‘‘Bu mülakat, kahramanın kendinden o vakit dinlediğim askeri, vatani bir menkıbedir. Bu sade ve asil hikáyede Çanakkale'nin ve Mustafa Kemal'in büyüklüğü yanyana duruyor.
Yalnız o harbin kahramanı kalmak bile bir kumandan için öyle büyük bir şandır ki onunla hem kendi, hem milleti, hem de tarih iftihar duyar. Halbuki azmi bir vatan kurtarıp yeni baştan bir devlet kuran Büyük Adamın yaratıcı eseri önünde Çanakkale muzafferiyeti ancak bir dibace kaldı, ne anlı bir dibace!’’
* * *
BAZI günler, bazı tarihler hep hatırlanmalı ve hatırlatılmalı.
Çanakkale Zaferi gibi. |