21/03/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Pazar
21.03.2004
Mustafa Suphi ve arkadaşlarını Enver Paşa kliği ortadan kaldırdı
 

Sefa KAPLAN

Sultangaliyev ismini, önce Attilá İlhan getirmişti gündeme. Hem Türkçü, hem de komünist olduğu için Stalin tarafından ortadan kaldırılmış bir isimdi Mirseyid Sultangaliyev.

Halit Kakınç ise ağır bir yükün altına girerek, Sultangaliyev’in külliyatını Türkçe’ye kazandırmaya soyundu. ‘Sultangaliyev ve Milli Komünizm’ isimli ilk kitap, çeşitli tartışmalara ve yorumlara sebep olmuştu zaten. ‘Destancı Kuramcı Sultangaliyev’ adlı ikinci cilt de benzer tepkiler alacak muhtemelen. Kurutuluş Savaşı sırasında Sovyet desteği arayan Kemalist hareketin yaşadığı badirelerin yanı sıra, insani özellikleriyle de ön planda olan bir Sultangaliyev portresi var kitapta. Komünist bir teorisyen olduğu kadar, karısının sevgilisini gözünü kırpmadan öldürebilecek bir insan var karşımızda. Kitabın yazarı Kakınç, sorularımızı cevaplandırdı.

Sultangaliyev’in bugüne kadar hiç gün ışığına çıkmamış görüşlerinden söz ediyorsunuz? Bunlardan birkaçını aktarabilir misiniz?

- Elbette. Söz gelimi, küçük ulusal kültürlerin bağımsızlık özlemleri konusunda Sultangaliyev’e kulak verebiliriz: ‘Ben küçük milli kültürlerin, daha güçlü olan komşu boy ve halkların kültürleri ile Batı emperyalizmi tarafından asimile edileceklerini düşünüyorum. Eğer bu kültürler aynı potada birleşerek daha geniş bir kitle oluşturmaz ve birbirlerini karşılıklı olarak asimile etmezlerse, onların batı tarafından asimile edilmeleri kaçınılmazdır. Afrika dahil tüm Doğu, uluslararası emperyalizmin istismar objesidir!’ Ayır-Buyur’cu (böl ve yönet) emperyalist çarklar Sultangaliyev’in korktuğu biçimde işledi. Orta Asya bölündü. Her biri bir lokma olarak yutuldu. Bölme çabaları bugün de etnik haklar söylemi adı altında devam ediyor.

Bir de Prof. Zeki Velidi Togan meselesi var. Prof. Togan’ı neden dahil ettiniz konuya? Sultangaliyev’le ilgisi nedir?

- Solda da sağda da bütün yapay putların yıkılması ve gerçeklerin yerli yerine oturması gerektiğine inanıyorum. Prof. Togan, Türkçe’nin bütün lehçelerine ve kültürüne hakim bir bilim adamıydı. Tamam. Ama, koşullara göre tavır değiştiren çıkarcı bir kişiydi. Sovyet döneminde SBKP içinde yer almıştı, fakat deyim yerinde ise iflah olmaz bir Başkurt ayrılıkçısı idi. Tutmadı, Türkiye’ye kaçtı. Burada ise Turancı kutuplaşmasının önderliğine soyundu. Eğer Togan direnmese ve ayrımcı Başkurt milliyetçiliği yapmasa idi, Sovyetler Birliği düzleminde Tatar-Başkurt Sovyeti kurulacak ve önemli bir ağırlığa sahip olacaktı.

Bu ‘Destancı Kuramcı’nın, son derece feodal davranıp karısının aşığını öldürmesi doğal geliyor mu size? ‘Doğulu duygusal erkek’ tespiti, bu cinayeti hoşgörmeyi mi amaçlıyor?

- Elbette ki hoşgörmeyi filan amaçlamıyor. Bundan 80 yıl öncesinde cereyan eden bir olaydan söz ediyoruz. Zaman ve mekán itibarı ile insani bir zaaf gösteriyor Sultangaliyev. Bir araştırmacı olarak, üstünü örtmeden, aynen yansıttım. Sultangaliyev de gökten düşme bir peygamber veya yarı-tanrı değil, etiyle, kanıyla, sevabı ile günahı ile normal bir insandı. Bu noktayı vurgulamak istedim.

Sultangaliyev’in Türkiye Cumhuriyeti’ne ilişkin ilginç yaklaşımları da yer alıyor kitapta. Bunları nasıl yorumluyorsunuz?

- Türkiye ile ilgili yaklaşımları, iki boyutlu. Birincisi Sovyet Devrimi açısından kazanılması gereken bir ülke olarak bakıyor ve bu konuda gerekenlerin yapılmamış olmasından yakınıyor. İkincisi, Batı emperyalizmine karşı mutlaka güçleneceği ve direneceğine ilişkin beklentisini vurguluyor ve üstü kapalı bir güven göndermesi yapıyor. Mustafa Kemal ile ilgili görüşleri ne olumlu ne de olumsuz. İzlemede gibi. Mustafa Suphi’ye karşı sıcak, çünkü Mustafa Suphi o yıllarda Sultangaliyev’in sağ kolu.

Sultangaliyev, Mustafa Suphi ve arkadaşlarının ölümünden Ankara’yı değil de, Sovyetler’i sorumlu tutuyor sanki ve Mustafa Kemal’in kurduğu Komünist Parti’den söz ediyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

- Sovyetler’i önce ilgisiz davranmak ve yeterli desteği vermemekle suçluyor. Sonra da bu ölüm karşısında sessiz kalmakla itham ediyor. Ben, Mustafa Kemal’in Mustafa Suphi ve arkadaşlarını öldürttüğü görüşüne katılmıyorum. Çünkü Kurtuluş Savaşı devam ediyor ve Kemalist hareket Sovyetler’den gelecek yardıma muhtaç. Burada iki faktör var. Sultangaliyev’in Stalin ile çekiştiği ve tasfiyesine çalışıldığı bir aşama. Mustafa Suphi de Sultangaliyev’in en yakınlarından biri. Bu arada, Enver Paşa Asya’ya geçmiş ve SSCB ile bağlantı kurmaya çalışıyor. En büyük korkusu, Kemalist hareketin Sovyet desteğini alması. Mustafa Suphi’nin katillerinin hepsi eski İttihatçı. Yani, bence, Suphi ve arkadaşlarını Enver Paşa kliği ortadan kaldırıyor. Böylece, SSCB’nin desteğine uzanan yolun kapanacağını düşünüyorlar.

SAĞCILAR DA OKUYOR SOLCULAR DA

İlk kitap son derece ilginç tepkiler aldı ve almaya da devam ediyor. Eski sol kökenli bazı gruplar, Sultangaliyevci dergiler yayınlamaya başladılar. Kendilerine Alevi Türkçüler adını veren sağdan kopma bir başka grup daha ortaya çıktı. Sultangaliyev’i anlamaya çalışıyorlar. Türkiye bugün için bir arayışta ve fena halde köşeye sıkışmış vaziyette. Klasik sağ ve sol iflas etmiş ve taze beyinler, yakın geçmişin hatalarını sorguluma durumunda. Bu arayışlar bir yere varır mı, onu bilemem. Ama bir araştırmacı olarak bu muhasebeye belirli oranda ışık tutabildiğim ölçüde, benim de memnuniyetim artıyor.

SULTANGALİYEV KİMDİR?

Mirseyid Sultangaliyev, 1892 doğumlu ve Kazak Tatarı. Sovyet Devrimi’nin liderlerinden. Marksist, ateist ve Türkçü Turancı bir çizgide ürettiği siyaset kuramları ile teorik açıdan da o dönemin önde gelen isimlerinden sayılıyor. 1910’lu yıllarda siyasetin içinde çok aktif yer alıyor. 1917 Sovyet devriminin ardından 1920’li yıllarda Stalin’le çatışmaya başlıyor. Stalin, Sultangaliyev’in parti içinde gittikçe daha etkin hale gelmesinden rahatsız olunca, 1928’de karşı devrimcilikle suçlanıyor, tutuklanıyor ve bir anda ortadan kayboluyor. Öldürüldüğü zannedilen Sultangaliyev’in, yandaşları, ailesi ve düşünceleri de zaman içinde sistemli bir biçimde yok ediliyor. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com