|
Şimdi okuyacağınız öyküler ve olaylar tümüyle gerçek. İsim isim, yer yer, bir açıdan hayatın insafsız yüzü. Ama, diğer açıdan çok çarpıcı...
Okula gitmek istemiyor. Gitse, top oynayamayacak ki!..
Sokağa çıkmak istemiyor. Çıksa, tek başına yürüyemeyecek ki!..
Arkadaşlarını görmek istemiyor. Görse, kucaklayamayacak ki!..
Ferdi, Şehriban, Zübeyde, Kübra, Zahir, Sevim, Vedat, Kemal, Süleyman, Emine... Yedi-on yaşlarında çocuklar. Kimi gözünü, kimi elini, kimi kolunu, kimi bacağını kaybediyor. Kimi hayata veda ediyor. Sadece çocuklar mı?.. Her yaştan, her baştan insanlar. Sivil-asker. Hepsinin tek bir suçu var: Mayına basmak!..
Ne zaman, hangi amaçla, kim tarafından döşeniyor o mayın, o mayınlar?.. Ne kadar zamandır orada o mayın, o mayınlar?..
Dünyada 200 milyon mayın var. Yüzde 85’i çocuk ve sivil olmak üzere, her yıl on beş, yirmi bin insan mayın kurbanı. Türkiye’de sınır boylarında ve çeşitli kara parçalarında toplam 900 bin mayın döşeli. Mayın çok ucuz. Üç dolara bile mayın var. Bir hayat üç dolar!..
MAYIN ÖLDÜRÜR
Bu ucuzluk, bu kasıt, bu insan dökümü hukukçuları ayağa kaldırıyor. En başta da, Diyarbakır Barosu’nu. Eski milletvekili Sedat Yurtdaş’ın grup başkanlığında, mayına karşı bir kampanya başlatılıyor. Mayın öldürür kampanyası.
TBMM’ye, Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a, çeşitli kurumlara mektuplar, mektuplar... Kampanya ürününü veriyor. 12 Mart 2003’te TBMM’de Uluslararası Mayın Yasaklama Sözleşmesi onaylanıyor. Devlet, mayınları temizleyeceğini açıklıyor. Mayın temizleme için, bütçeden ilk kez para ayrılıyor.
Ama, mayınlar hálá döşeli. İnsanları mayından korumak gerek. Mayının yoğun olduğu Doğu ve Güneydoğu’da duvarlara billboardlar asılıyor. Şu telefonu arayın, size hizmet verilecektir billboardları.
İşte, çok acı, ama o ölçüde müthiş bir çelişkinin yaşandığı olay, bu döşenmiş mayınların sonucu. Silopi’de Şengül Ailesi’nin başına geliyor.
Fırat Şengül yedi yaşında. Köyünün kıyısında oynuyor. Yanında da, aynı aileden, çeşitli yaşlarda yedi kişi daha. Fırat oynarken, bir mayın!.. Bir patlama!.. Fırat ne yazık ki, yaşamını yitiriyor. Ailenin diğer bireyleri ise, kimi bacak, kimi kol, kimi el, kimi göz!.. Mayınlar arka arkaya patlıyor. Organlar havada uçuşuyor!.. Korkunç bir fırtına halinde!..
Şimdi olayın inanılmaz hukuk yönü. Mayın döşeyen devletin, kendi çocuklarına babalığını gösterdiği yüzü.
HARÇ PARASI
Şengül Ailesi, mayınlardan dolayı devlete dava açmaya karar veriyor. 160 milyar liralık tazminat davası. Davayı Sedat Yurtdaş üstleniyor. Ama, tazminat davası açmak için, harç yatırmak gerek. 2.5 milyar liralık harç. Kuş uçmaz, kervan geçmez yerde yaşayan Şengül Ailesi’nde nerede 2.5 milyarlık hazine?.. Nereden bulacak bu parayı?..
Devletten!.. İdare Mahkemesi, ailenin ekonomik durumunu inceliyor. Tapu, sigorta ve diğer belgeler, 2.5 milyarı ödeyemeyeceği kanıtlanınca, 2.5 milyar liralık harcı devlet ödüyor!.. Yani, devlet kendisine karşı tazminat davası açılabilmesi için, gerekli harcı ödüyor!.. Kolay rastlanmayan, devletin bu uygar tavrı karşısında, laf bitiyor.
Lafın bitmediği yer, mayınların inatçılığı. Mayınlar kalıcı. Mayınlar sabırlı. Vurmak için tam 75 yıl bekleyebiliyor. 75 yıl her an ölüm saçıyor.
Barış gelse bile!.. Çünkü, mayın barış tanımıyor!.. |