16/03/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Otoyaşam Son Güncelleme 05:57
16.03.2004
Boynuz kulağı geçmiş

Didem Çoksayar

Boynuz kulağı geçermiş. Doğru. Yeni Astra'nın da tam olarak yaptığı bu. Farkı çıplak gözle görülecek kadar açık. Daha yüksek, daha geniş ve daha uzun. Yeni Astra'yı eski Astra'dan iki önemli değişiklik ayırıyor. Bir, tasarımı, iki, sürüş dinamikleri. Türkçe meali ise şöyle oluyor. Onu gördüğünüzde vay be diyorsunuz. Bindiğinizde yine vay be diyorsunuz. Aslında kendi başına bağımsız bir tasarıma sahip değil. Bana göre Opel'in prestij modeli (otomobil dergilerinin terminolojisiyle, amiral gemisi) Signum'un biraz küçültülmüş hali. Ya da belki ben ikisini de sevdiğim için benzetiverdim.Astra, Opel'in yeni beden dilini yansıtıyor(muş). Çok doğru. Önden bakıldığında tipik Opel hatlarına sahip. Irkının tüm özelliklerini almış. Son dönem Opel’lerin hepsi aynı ifadeyle bakıyor yüzünüze. Oysa kişisel farkını kıç tasarımında görüyorsunuz. Bence çok güzel çizgileri var. Eskisine oranla çok daha zarif ve dikkat çekici. Nedense son dönem tasarım anlayışında bir radikal popo hatları hakimiyetidir gidiyor. Yani eğer öyle değilse otomobillerin popo tasarımlarının dikkatimi çekiyor olması ilginç. Ya bu tezim doğru ya da bende bir tuhaflık var.

Opel modelleri arasında ‘‘en’’ çok satan olma özelliğini taşıyan Asta'nın üçüncü jenerasyonu, ait olduğu kompakt sınıfta bir takım başka ‘‘en’’lere ve hatta ilklere de sahip. Mesela sürekli süspansiyon kontrolü (CDC) ve uyumlu IDS süspansiyon, sürüşe duyarlı AFL far sistemi,yolcular için daha geniş iç mekan ve 380 litrelik bagaj hacmi gibi. Evet tamamı bilgi içeren bu cümleyi elimdeki bültenden bakıp da öyle şuursuzca kurmadım. Virgüllerle ayrılmış kelime dizinlerinin ne anlama geldiğini yeni Astra'nın direksiyonunda deneyimledim. Süspansiyonun yol tutuşta ne kadar önemli olduğunu anlatmaya gerek bile yok. Farlara gelince karanlıkta kalan viraj içini de aydınlatıyor. İç mekanın genişliği koltukların ergonomisiyle birleşince oturma odası rahatlığını yakalıyorsunuz. Bagaj hacmine gelince üç kişinin eşyasını da yuttu diyebilirim. Saint-Tropez'den havaalanına giderken bavullarımızı da yanımızda götürdük de.

Alman otomobillleri aklıma ilk olarak güvenliği getirir. Evet çok klasik ama güvende hissederim kendimi. İşte yine bu hissiyatımda yanılmıyorum. Çünkü konforla güvenlik arasında iyi kurulan denge sayesinde sürüş keyfinizi ikiye katlıyorsunuz. Ayrıca ön panelde yer alan ‘‘sport’’ düğmesine basmanızı tavsiye ederim. Böylece keyifli sürüşe eğlence de katabiliyorsunuz. Daha performanslı bir kullanım için agresif moda geçen otomobilden çıkan sesleri dinleyerek önünüzde akan yolu binlerce beygir gücünün eşliğinde gittiğiniz hissine kapılıyorsunuz. Homur homur bir otomobil. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com