|
SES benzerliği yanıltıcıdır ve 'statüko' Latin, 'strateji' ise Yunan kökenlidir.
Fakat tabii ki her iki tanımın yanyana kullanıldığı pek çok cümle kurabilirsiniz.
Örneğin, 'statüko, stratejik ricatında taktik taarruz yaptı' diyebilirsiniz.
Tıpkı, çarşamba ve perşembe günleri Türkiye'de olduğu gibi...
* * *
EVET evet, önce 'Atatürkçü Düşünce Derneği'ndeki garip meydan okuma; sonra da Rauf Denktaş'ın marjinal gövde gösterisiyle iki gündür Ankara'da peşpeşe yaşananlar, aslında stratejik ricada geçen statükonun taktik taarruzlarını oluşturuyor.
Burada en önce şu soruları sormak gerekiyor:
Belirli bir 'devlet ricali'nin hep 'hususi ilgisine mazhar olan' (!) bu 'ADD' hukuki ve maddi olarak herhangi bir 'Kanaryasevenler Derneği'nden farklı mıdır?
Farklıysa buna kim, nasıl ve hangi kıstaslara göre karar vermiştir?
'Ordu göreve' pankartı açarak anayasal suç işlemiş olsalar dahi, bütün ulusa mal olmuş Mustafa Kemal'in soyadı arkasına saklanıp kendilerine 'Atatürkçü' diyenlere özel dokunulmazlık mı bahşedilmiştir?
Öte yandan, çarşamba günkü o 'ADD' toplantısında ikisi hariç TSK komuta kademesi hazır bulunduğuna ve aynı komutanlar Anıl Çeçen adındaki 'Atatürkçü' profesörün 'emperyalist Amerika ve Avrupa'yla ilişkilerimizi keselim. Avrasya, İran, Rusya ve Çin'le işbirliği yapalım' sözlerini alkışladığına göre, acaba 'cihet-i askeriye'miz NATO'dan çıkmamızı ve AB üyeliğinden caymamızı mı istemektedir?
Sorular cevapları içeriyor ve gelelim ertesi günkü Denktaş gövde gösterisine.
* * *
RUM tarafı müzakerede köşeye sıkışıyormuş veya yetkili tüm AB ağızları aynı tarafa ihtar üstüne ihtar veriyormuş, tabii ki bunlar Rauf Denktaş'ın umurunda değil...
Çünkü, onun ne çözüme ulaşmak diye bir amacı var, ne yetmiş milyonluk Türkiye halkının toplumsal ütopya küfesini sırtında taşımak gibi bir ağırlığı!
Ada cemaat lideri hep bir 'Mister No' oldu ve de öyle kalmayı sürdürecek.
Zaten inanılmayacak şey, külliyen reddettiğin 'Annan Planı' bazında masaya oturmaya 'he' diyeceksin; sonra tüm uluslararası kurallara ve diplomatik teamüllere aykırı olarak içeride ne konuşulduğunu anında dışarıya aktararak aleni sabotaj taktiği uygulayacaksın; ardından da, 'ordu göreve' pankartı açan 'Saddamcı Atatürkçü'ler ve ajan provokatörlüğü herkese malum 'Karanlıkçı Maocular' gibi Türkiye'nin en marjinal teferruatından medet umarak Ankara'da 'gövde gösterisi'ne kalkışacaksın.
Tutmaz! Tutmayacaktır! Hep beraber göreceğiz.
Stratejik ricattaki statükonun Denktaş'lı taktik taarruzu da sonucu değiştirmez.
* * *
ŞU kesin, Türkiye'deki ebedi ve ezeli statükonun kalesi düştü, düşüyor.
Metafor olarak söylüyorum, köhne surlar yenilikçi mancınığın menzili altındadır.
Merdivenlerin dayanıp, zafer sancağının burca dikilmesine de ramak kalmıştır.
Bu, stratejik bir gelişmedir. Kurmay falso olmadığı takdirde fetih mukadderdir.
Ancak, savunma ve ricat konumundaki kale muhafızlarının ara sıra kapıları aniden açıp, can havliyle ve çala kılıç taaruza geçmeleri de kaçınılmazdır.
Bu ise taktik bir gelişmedir ve çarşamba ile perşembe günleri Ankara'da olup bitenler de işte, statükonun böyle bir 'taktik taarruz'una tekabül etmektedir.
Oklara karşı kalkan kaldıralım, kılıca karşı saf sıklaştıralım ve dönüşümün muzaffer bayrağını burca dikmek için köhne kaleye doğru ilerlemeye devam edelim. |