|
BAYAN Gül ülkesini mahkemeye vermişti. Bizlerin cebinden çıkmak üzere 100 bin Euro tazminat istiyordu... Ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde açtığı bu davayı asla geri çekmeyeceğini belirtip ne kadar ‘‘ilkeli’’ biri olduğunu söylüyordu!
‘‘Geri çekersem halkıma ne derim’’ diyordu! Sonra ekliyordu:
‘‘Bu dava Türkiye için bir ceza değil, onurdur.’’
Devam ediyordu: ‘‘Davamı geri çekmek bütün kadınlara hakaret olur.’’
İki gün önce birdenbire açıkladı. Davasını geri çekmişti. Bunu herhalde rüyasında görmemiş, istihareye yatmamış, kocası Abdullah Gül bu konuda kendisini yönlendirmemişti!
Bayan Gül mutlaka özgür iradesiyle karar veriyordu! Nitekim Bay Gül dün gazetecilere, ‘‘Eşime davasını geri çekmesi için herhangi bir telkinim olmadı’’ diyordu. İnandık!
Eşi Başbakan olmuş, Dışişleri Bakanı olmuş, ama davayı bir türlü geri çekmemişlerdi. Bayan Gül dedi ki, ‘‘Şimdi eşim nedeniyle hem davacı, aynı zamanda davalı olduk.’’ Demek ki bunu yeni anlamış! Demek ki eşinin makam koltuğu uğruna ‘‘ilkelerinden ve inancından’’ ödün vermeyi göze almış!
***
Durumu daha iyi anlamak için şimdi AİHM'de açılan türban davalarına kısaca ve çok özetle bakalım. Bu mahkemede açılan türban davaları reddediliyor. Geçmişte Şenay Karaduman ve Lamiye Bulut isimli kişilerin açtığı türban davaları reddedildi.
Refah Partisi'nin kapatılması konusunda açılan davada mahkeme türbanı eleştiren karar verdi. Şimdi aynı mahkemenin önünde Leyla Şahin'in açtığı dava var. Ayrıca İsviçre'de derslere türbanla girdiği için görevine son verilen bir öğretmen dava açtı, reddedildi.
Fransa eğitimde türbanı yasakladı.
AİHM türbanı bir baskı aracı olarak görüyor, ‘‘Türban özgürlük değildir’’ diyor.
Avrupa hukukunda bu konuda içtihat oluştu.
***
O halde ne oldu da Bayan Gül davasını geri çekmek zorunda kaldı? Bunlar Kasım 2002'den beri iktidarda. Bu konuda çok uyarıldılar, davayı geri çekmeleri basında sıkça istendi, umursamadılar. Şimdi ne oldu da hidayete erdiler?
Yoksa Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Leyla Şahin tarafından açılan davanın da reddedilmek üzere olduğunu, ya da reddedildiğini mi öğrendi? Bu konuda Avrupa'dan bir işaret, duyum mu aldı? Kim bilir, kim bilir!
Mahcup olmamak için mi davayı geri çekmeye karar verdiler? Ne bileyim, ne bileyim!
***
Bu iktidarın inanılmaz bir biçimde peşinden koştuğu AB, türbana karşı. Avrupa'nın en üst düzeyde hukuk organı olan AİHM'nin bu konudaki kararları ortada. Fransa'da yaşanan son gelişmeleri hepimiz biliyoruz.
Bu durumda ortaya çok ilginç bir çelişki çıkıyor.
AKP türbanı siyaset aracı olarak kullanıyor.
Fakat müzakere tarihi alabilmek için kapısında yalvar yakar olduğu AB ve AB hukuku, türbana karşı. AB hukuku bu doğrultuda oluştu.
Kısacası, iktidarın savunduğu ‘‘türban özgürlüğü’’ ile ‘‘AB hukuku’’ çelişiyor.
O zaman ortaya AKP iktidarı adına acı bir gerçek çıkıyor:
Ya türbanda ısrar edeceksin ve AB hevesinden vazgeçeceksin...
Ya da AB'ye asılacak, ama türban sevdasından, bu konuyu iç siyaset malzemesi olarak kullanmaktan vazgeçeceksin.
Şimdi bunlar bu çelişkiyi yaşıyor. AB'nin en yüksek hukuk organı olan AİHM'nin aldığı kararlar bizimkilerin aleyhine. Lehlerine dönmesi de söz konusu değil. Çok yakında ortaya bizim iktidarın hiç hoşuna gitmeyecek bir karar daha çıkacak. Bunu en iyi bilen de, oturduğu makam nedeniyle Abdullah Gül!
Davayı o yüzden, mecburiyetten geri çekmek zorunda kaldılar... Çünkü çok büyük olasılıkla kaybedeceklerdi... Ve zor durumda kalacaklardı.
Abdullah Bey eşine bu konuda, yani davasını geri alması konusunda telkinde bulunmadığını iddia ediyor! Bu sözlerini önemsemiyorum...
Çünkü doğru söylemiyor.
O yüzden de inandırıcı olmuyor. |