|
SEÇİM kampanyasına Başbakan ve AKP (Adalet ve Kalkınma Partisi) Genel Başkanı Tayyip Erdoğan hızlı başladı.
Hızı, parti propagandası yapmak için bindiği devlet uçağının sürat göstergesinden değil, söylediklerinden hareketle vardığımız bir hüküm.
Sayın Erdoğan'ın son günlerde iki tema üzerinde yoğunlaştığı görülüyor. Biri imam-hatip liselerinden mezun olanlara üniversitelerin tüm fakültelerini açmayı amaçlayan sözleri. Öteki CHP'ye yönelik eleştirileri.
Sayın Erdoğan'dan ‘‘CHP'nin kökünün bereketsiz’’ olduğunu öğrendik.
CHP'nin kökü bildiğiniz gibi Müdafaa-yı Hukuk Cemiyetleri ve onun vurucu gücü olan Kuva-yı Milliye hareketidir.
Sayın Erdoğan eğer bu dönemi ‘‘bereketsiz’’ diye nitelendiriyorsa, ona tarih okutanlara da, o dersten geçme notu verenlere de lanet olsun.
Yok, onu değil de CHP'yi hedef alıyorsa, sözlerini açık söylesin.
Öteki eleştirisine gelince:
Yürürlükteki kurallara göre kendi dallarında olmak koşuluyla meslek lisesi mezunlarının yüksek öğrenime devam etmeleri için önlerinin açıldığını eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz sayısız defa açıkladı. Ama ‘‘anlamam’’ diyen hiç kimseye istemediği şeyi anlatmak olanağı bulunmadığı için belli ki Sayın Erdoğan'ın yargılarından hiçbiri değişmedi.
Sayın Başbakan lafa çok haklı bir noktadan başlıyor. ‘‘Tüm gelişmiş ülkelerde ortaöğretim kurumları öğrencilerinin yüzde 65'i mesleki teknik eğitime, yüzde 35'i de genel eğitime giderken Türkiye'de genel eğitime yüzde 65, mesleki eğitime yüzde 35 öğrenci gittiğini’’ söylüyor. Bu rakamın değişmesi için mesleki ve teknik eğitimin teşvik edilmesini savunuyor.
Tekrar edelim... Sayın Başbakan'ın savunduğu tez çok doğru.
Ama teşvik için savunduklarında samimi değil.
Çünkü istediği teşvik politikası halen var. Çünkü mesleki ve teknik eğitime giden çocuk kendi dalında olmak kaydıyla yüksek öğrenime devam etmek isterse ona genel lise mezunundan avantajlı puan uygulanıyor.
Hatta imam hatip lisesi mezunları doğruca ilahiyat fakültelerine gidebiliyorlar. Yani yükseköğrenim kapıları sonuna kadar açık.
Dahası... Bu teşvik önlemlerinin geliştirilmesine karşı çıkan da yok.
Ama Başbakan'ın derdi o değil ki... Kendisi meslek lisesi mezunlarının (örneğin elektrik dalından mezun bir endüstri meslek lisesi öğrencisinin) kendi dalında gelişmesini değil, imam hatip lisesi mezunlarının her fakülteye örneğin hukuka, tıbba, mühendislik öğrenimine aynen lise mezunu gibi girmesini temine çalışıyor.
Uzun vadedeki amaç da, kamudaki tüm görevleri imam-hatip kökenli bireylerin eline teslim etmek. Yani devleti Ilımlı İslam Cumhuriyeti haline çevirmek.
Hani dini değerleri siyasette kullanmayacaktık?
Kim kimi uyutuyor? |