|
Sedat ERGİN
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, geçen kasım ayında terör saldırısına hedef olan İngiliz Başkonsolosluğu önünde bugün düzenlenecek anma töreni öncesinde Hürriyet'in sorularını yanıtladı.
Straw, AB üyeliği için yapılan reformların Türkiye'yi geri dönüşü olmayan bir yola soktuğunu söyledi. Straw, ‘‘AKP hükümetiyle sağlanan ilerlemeden muazzam etkilendik. Türk vatandaşlarının hakları ve yaşam kalitesi iyileşiyor’’ dedi. Straw'a yönelttiğimiz sorular ve kendisinin yanıtları şöyle:
Türkiye’nin Kıbrıs için güveni arttı
Türk hükümetinin Kıbrıs sorununda üstlendiği inisiyatifi nasıl karşılıyorsunuz. Değişen ne oldu?
Türkiye, Kasım 2002'de AKP hükümetinin kurulmasından bu yana, Kıbrıs sorununun çözümüne yardımcı olma niyetini vurgulaya-geldi. Son zamanlarda değişen sanırım şu oldu: Kıbrıslı Türkler'in birleşik bir Kıbrıs'ın Mayıs'ta AB'ye girebilmesi için zamanında bir çözüm bulunmasını istediklerine ilişkin daha güçlü bir anlayış belirdi. Türkiye cephesinde de, Annan Planı'nın Türkiye'nin kendi ulusal çıkarlarını gözeten bir zeminde çözüme ulaşılmasını sağlayacak bir yol oluşturduğu konusunda giderek artan bir güven yerleşti.
İyimserim, çözüm Nisan sonunda
Kıbrıs sorununun nisan ayından önce çözüme kavuşacağı hususunda iyimser misiniz?
Evet, iyimserim. Kıbrıs'ta taraflar arasında başlayan müzakereler, Türkiye ve Yunanistan'ın geçen ay New York'taki görüşmeler sırasında sergiledikleri yapıcı tutum, BM Genel Sekreteri ve ekibinin enerji ve uzmanlıkları ve AB Komisyonu'nun teknik yardımı dahil uluslararası camia tarafından sürece sağlanan destek, tüm bu faktörler iyimserlik için güçlü bir zemin yaratıyor. Ancak sorunlar çok karmaşık ve ciddi bir zaman baskısı var. Eğer bu takvimi kaçırırsak, Kıbrıs'ta barış arayışı daha fazla zorlaşacaktır.
Türkiye önerilerini dikkate aldırdı
Ankara Annan Planı'nı müzakere zemini olarak kabul ederken, bunu planın içeriğinin iyileştiriliceği anlayışıyla yaptı. Türkiye'nin plandaki değişiklik taleplerini destekleyecek misiniz?
İngiltere, Garantör Güç olarak, hem sürece, hem de bu süreçte çözümü destekleyen önerilere destek çıkacaktır. Ancak, bizim destekleye bilmemiz için bu önerilerin bir tarafta çözüme desteği kuvvetlendirirken, diğer tarafta çözümün bütününe verilen desteği zayıflatmaması gerekir. Türk tarafının getirdiği önerilerin bu ölçüte uyup uymadığını saptamanın tek yolu, müzakerelerin kendisi ve müzakereleri izleyecek olan referandumdur. Türkiye, müzakerelerin başlatılmasında önemli bir rol oynarak, önerilerinin uygun şekilde dikkate alınmasını da sağlamıştır.
Geri dönüşü olmayan yöneliş
Türkiye Kopenhag ölçütlerini karşılamak için önemli reformlar gerçekleştirdi, ardından uygulamaya dönük kuvvetli bir strateji ortaya koydu. Buna ek olarak Kıbrıs'ta çözüm olursa, 2004 sonunda AB Türkiye'ye tam üyelik müzakerelerinin başlaması için tarih verecek mi? Hükümetiniz nasıl bir tutum alacak?
Her iki sorunun da basit yanıtı evettir. İngiltere'nin, Türkiye'nin AB'ye dönük gayelerine sağladığı destek kapsamlıdır ve uzun zamandan beri sürmektedir. Sizi Birliğin bir parçası olarak görmek istiyoruz. Ben de, Avrupa'daki meslektaşlarımın çoğu gibi, Türkiye'nin son birkaç yılda, özellikle AKP Hükümeti döneminde, AB ile müzakerelerin başlatılması için gerekli ölçütleri karşılamak konusunda kaydettiği geniş kapsamlı ilerlemeden muazzam bir şekilde etkilendim. Hükümetin bu bu sınavın üstesinden gelme kararlılığı ve halkın değişiklik arzusu açık. Bu sürecin, Türk halkının içinde yaşamak, Avrupa'nın da kucaklamak istediği türden bir Türkiye'yi yaratmak için geri çevrilemez bir hareketlilik ve yöneliş oluşturmakta olduğundan eminim. Bu nedenle, Türkiye'nin, Kopenhag siyasi ölçütlerinde belirtilen standartlara uymak için kendisinden istenen her şeyi yerine getirebileceğini umuyorum. Bu başarıldığı takdirde, Türkiye'ye de diğer aday ülkelere yapıldığı gibi davranılacak ve katılım müzakereleri başlayacaktır.
Gereken yapılırsa müzakereyi başlatırız
Türkiye'ye tam üyelik müzakereleri için tarih verilmesi konusunda Avrupalı liderler arasındaki mevcut bakış nedir?
Aralıkta verilecek kararın önemi giderek artan şekilde teslim ediliyor. Bu hem Türkiye, hem de AB için çok önemli bir fırsattır. Türkiye'nin son birkaç yılda kaydettiği ilerlemenin takdire şayan olduğu bütün Avrupalı liderler arasında kabul gören bir görüş. Türkiye'nin mevcut tempoyu koruyarak, AB'nin koşullarını tümüyle karşılamak üzere reformların uygulamasını hayata geçirerek, AB cephesinde destek kazanmaya devam etmesi gerekir. AB'nin Türkiye'ye taahhüdü açıktır: Türkiye gerekenleri yaptığı takdirde, AB gecikmeden müzakereleri başlatacaktır.
Uzlaşı, özveri ve yeni düşünce tarzı
Türkiye'nin sonunda tam üye olarak AB'ye katılacağından emin misiniz? Yanıtınız evet ise, bu hangi zaman aralığında gerçekleşebilir?
AB'ye katılımın çok büyük bir uğraş olduğu ortada. Bu, her iki tarafta da uzlaşı, özveri ve yeni düşünce tarzları gerektiriyor. Ancak hem AB, hem de katılımcı ülke için ödüller çok büyüktür. Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği elbette bizim hedefimizdir. Ancak tüm aday ülkeler için belirlenen ölçütlere göre, bu hedefe ulaşılmasının zamanlaması da Türkiye'nin kendisine bağlıdır. Başlaması halinde, müzakereler açıldıktan sonra, İngiltere, bu hedefimize mümkün olan en kısa zamanda ulaşılmasını sağlamak için siyasi ve pratik alanda yardım sağlayarak Türkiye'nin yanında durmaya devam edecektir.
Hükümet iyi yaşam kalitesi sunuyor
AB yıl sonunda tarih vermezse, bunun Türkiye'de büyük bir karşı tepkiye yol açacağı konusunda Ankara'da pek çok gözlemci hemfikir. Bu olasılık sizi ne ölçüde kaygılandırıyor?
Karşı tepki riskinden söz ediyorsunuz; ben ise Türkiye'nin müzakereleri başlatma hedefine ulaşacağından çok umutluyum. Karşı tepki riskinin sınırlı olduğunu umarım. Çünkü, reformlar sadece AB'ye katılım için değil, hükümeti seçen Türk halkının arzusu olduğu gerekçesiyle de savunulmaktadır. Bu hükümetin siyasi ve ekonomik programı ülkeyi tüm Türk vatandaşları için daha iyi hizmet, daha iyi haklar ve daha iyi bir yaşam kalitesi sunacak şekilde değiştirmektedir. Bu olumlu gelişme, Türkiye'nin reformlarını Brüksel'in gözünde de çok daha inandırı cıkılıyor.
Türk - Yunan İşbirliği parlayan bir örnek
Türkiye ile Yunanistan arasındaki Ege sorunlarının çözümünde 2004 öncesinde bir açılım sağlanmasını bekliyor musunuz?
Yunan - Türk yakınlaşması, ‘‘deprem diplomasisi’’nden başlayarak son olarak sivil hava koridorlarına ilişkin bildirilere kadar pek çok ürün vermiş bulunuyor. Pek çok bakımdan, Türk ve Yunan hükümetlerinin tavrı, ilişkileri tarihi anlaşmazlıkların ipoteğinden kurtulamayan diğer uluslar için parlayan bir örnektir. Yunanistan'ın, Türkiye'nin AB adaylığına stratejik desteği, işbirliği ve karşılıklı dayanışma esasında bölgenin parlak bir geleceği olduğunu gösteriyor. Bu başarılarından dolayı her iki hükümeti de alkışlıyor ve bu başarılarını azami dereceye çıkarmaları konusunda onlara şans diliyorum.
Büyük Orta Doğu Projesi'nde değişim içten gelmeli
Hükümetinizin ABD'nin ortaya attığı Büyük Orta Doğu (BOP) Projesine bakışı nedir, Türkiye'nin bu proje içindeki rolü ne olabilir?
Bölgeye yardımcı olmak ve destek sağlamak için ABD ve uluslararası camiadaki diğer aktörlerle yakın bir şekilde çalışacağız. Her birimizin kendi özelliği, tarzına göre sunacağı farklı bir şey olacaktır. Bölge ile bağlarımız ve çok taraflı kuruluşlardaki konumumuz düşünüldüğünde, İngiltere'nin de sunacağı kendi özgün katkıları olacaktır. Tarihsel bağları ve kendi kültürel, ekonomik ve demokratik gelişmesi dikkate alındığında, Türkiye'nin de sunacağı pek çok şey var. Bölgede değişim karşısında anlaşılabilir bir endişe havası var. Ancak, Türkiye değişimin yönetimi alanındaki tecrübesini bölge ile paylaşabilir.
Teröre karşı istihbarat anlaşması için görüşüyoruz
Kasım ayındaki terör saldırılarından sonra iki ülke arasındaki işbirliği nasıl seyretti? Ayrıca, Başbakan Erdoğan, geçenlerde Türkiye ile İngiltere arasında istihbarat alanında bir işbirliği anlaşması bulunmamasını bir eksiklik olarak nitelendirdi. Bir anlaşma müzakere ediliyor mu?
Saldırılardan bu yana, İngiltere ile Türkiye arasında terörle mücadele konusundaki işbirliği önemli ölçüde arttı. Soruşturma alanında işbirliği yapıldı; örneğin, 20 Kasım saldırılarından hemen sonra İngiltere'den büyük bir polis ekibi olay bölgesindeydi. İngiliz polis görevlileri Türk karşıtlarının çabalarını desteklemek için Türkiye'de kalıyor. Soruşturma süresince ekipler fevkalade uyumlu bir çalışma yürüttüler. Bu zor dönemde kurulan bağlardan yararlanarak, daha da geniş bir işbirliği kurulması konusunda kararlıyız, bu konuda Türk Hükümetiyle görüşmeler yapmaktayız. Ayrıca, İngiltere ve Türkiye, her türlü terörle mücadelede ilişkilerimizi derinleştirmek için bir Mutabakat Muhtırası üzerinde görüşmeler yürütüyorlar. Bu muhtıranın Kasım saldırılarının soruşturulması ve daha fazla bilgi paylaşımı, mücadele stratejilerine ilişkin diyalog ve operasyonlarla ilgili temasları gibi başlıkları içereceğini umuyorum.
Asıl önemli olan, hükümetlerimiz ve ilgili kuruluşlarımız terörizm ve diğer organize suç türleriyle mücadele etmek için birlikte etkili bir şekilde çalışıyor olmalarıdır. |