|
Emre ÖZPEYNİRCİ
Geçtiğimiz haftayı ‘Mini’leri buz ve kar üzerinde test etmek için Finlandiya'nın kuzeyinde yer alan Rovaniemi şehrinde geçirdim. Kuzey Kutbu ekseninde yer alan bu soğuk ve donmuş şehirde Mini yetkilileri bize kendi otomobilleriyle birlikte karda giden her türlü aracı test ettirdiler. Gerçekten inanılmaz tecrübeler yaşadığım bu geziyi size ilk anından itibaren aktarmak istiyorum.
Ama şunu söylemeliyim ki yapılan denemelerden sonra husky köpeklerinin gücünün otomobillerde yer alan beygir güçlerinin yerini alabileceğini anladım. Bu konuda Mini yetkilileri düşünceme katılarak ileride beygirleri değiştirip yerine husky güçlü Mini'ler üretebileceklerinin sinyallerini verdiler... (Tabi bu sinyaller kahkalar eşliğinde verildi)
14 SAATLİK YOLCULUK
İşin yol kısmı biraz yorucu, çünkü üç uçak değiştirerek tam 14 saatte Rovaniemi'ye varabildik. (Daha kısa uçuşlarda varmış ama bizim programa uymuyormuş) Ama açıkçası ben gideceğim yeri kafamda buzulların çevresinde gelişmemiş bir yer olarak canlandırmıştım. Gidince anladım ki Avrupa'nın herhangi bir şehrinden tek farkı her yerin karla ve buzla kaplı olmasıydı. Beni en çok çok etkileyen ise sıcaklığın bazen eksi 50'leri bulduğu bu şehirde tüm yaşam hiç bir aksaklığa uğramadan devam ediyor.
Şehirle ilgili detaylara daha sonra gireceğim, ben ilk olarak size karda ve buzda kullandığım araçlar hakkında bilgi vermek istiyorum.
BMW Grubuna bağlı Mini'nin bu organizasyonu yapmasının sebebi 2002 yılında piyasaya sürdükleri ve bugüne kadar 400 bin adedin üzerinde satarak çok iyi bir performans sergiledikleri modellerinin en sert kış koşullarında bile çok iyi performans sergilediğini göstermek. Bunun için yetkililer tüm dünyadan basın mensuplarını gruplara ayırarak bu organizasyona davet etmiş. Biz Hırvatistan, Romanya, Estonya ve İsrail ile birlikte katılan son gruptuk.
20 kişiden oluşan grubumuzu 10'arlı olarak ikiye böldüler. İlk grup sabah Mini Cooper'ları donmuş nehrin üzerinde, motorsporları dünyasında ‘Uçan Finli’ olarak tanınan Monte Carlo Rallisi şampiyonlarından Rauno Aaltonen ve oğlu Tino Aaltonen eşliğinde test edecek, diğer grup ise önce husky köpekleri ve sonra kar motorsikletleri kullananacaktı. Gruplar öğleden sonra değişecekti.
DONMA TEHLİKESİ VARDI
Biz ilk gruptuk ve ilk önce Mini Cooper'ları buz üzerinde test etmek için otelden ayrıldık. Açıkçası ben testin kapsamını bilmediğim için o an husky köpekleri ve kar motorsikletini kullanmayı tercih ediyordum. Her ne kadar yanımıza en kalın eşyalarımızı alsak da bize ilk olarak Kuzey Kutbu'nun ağır hava koşullarında giymemiz için özel kıyafetler verdiler. Bu kıyafetler normal çorabınızın üzerine ekstra kalın bir çorap, onun üstüne kar botu ve üzerinize tulumdan oluşuyordu. Kafada ise maske, üstüne şapka ve son olarak kask takmamız gerekiyordu. Bu kıyafetler aslında daha çok husky ve kar motorsikleti için gerekliydi ama ilerleyen saatlerde zaman olmayacağı için bizi önceden giydirdiler. İyi ki de giymişiz... Çünkü buz üzerinde her ne kadar Mini'lerin içinde olsak da dışarıya çıktığınız zaman donma tehlikesi geçirebiliyorsunuz.
HOCAMIZ RAUNO AALTONEN
Ünlü pilot Rauno Aaltonen ve oğlu Tino eşliğinde Mini Cooper'lardaki yerimizi aldık. Olayın şekli o an belli oldu. Aaltonenler ilk olarak bizden el freni çekerek dönmemizi istiyorlardı. Tabi bunu yapabilmek için direksiyonu nasıl çevirmemiz gerektiğini, hangi viteste, debrijaya nasıl basacağımızı bize gösterdiler ve ilk denemeyi kendileri yaptılar. Tam anlamıyla azmak için daha iyi bir yer olamazdı. Çünkü her yer buzdu ve istediğiniz kadar dönün ve yoldan çıkın çok fazla risk bulunmuyordu. Ve işte o an geldi ve ilk denememi yaptım. Tam anlamıyla olmamıştı ve neden olmadığını Rauno Aaltonen bana anlattı. İkinci denememde artık bende el freniyle 360 derece dönüp yoluma durmadan devam edebiliyordum. Bir sonraki aşamada ise bu kez geri geri giderek el freniyle dönmeyi ve ikinci viteste yoluma devam etmeyi öğrendim. Olağanüstü bir deneyimdi ve herkes büyük zevk alıyordu.
Tabi bu arada Mini Cooper'ların kar ve buz üzerinde nasıl performans gösterdiğini söylememe gerek yok. Çünkü bu otomobiller gelişme aşamasında bu şehirde testlerden geçmiş ve tüm ayarlamaları zorlu kış şartlarına göre yapılmış. Bu sebepten ötürü Mini yetkilileri burayı seçmişti.
ASC'nin önemini buzda anladım
Mini'lerle yaptığımız testin ikinci aşamasında, belirlenen parkur üzerinde kukalara çarpmadan dönme ve otomobili yol çizgisinde tutmayı denedik. El frenine göre göre biraz daha kolay olsa da karda ve buzda direksiyonun nasıl tutulacağını ve direksiyonun tam çevrilmesi halinde yoldan nasıl çıkabileceğimizi öğrendik. Bu parkurda ayrıca şu an bir çok otomobilde yer alan ASC (Automatic Stability Control) sisteminin ne denli işe yaradığını anladık. Mini'leri önce ASC'ler kapalı kullandık ve araçların nasıl kolay yoldan çıkabileceğini gördük. Daha sonra ASC'leri açarak dönüşlerde ön tekerleklerin nasıl yola tutunduğunu gördük. Ama şunu belirtmek lazım, her nekadar ASC sistemi açık olsa da süratin karşısında kurtuluş yok... Mini'lerle yaptığımız testin üçüncü aşamasında ise ilk iki aşamada öğrendiklerimizi sınadık. Gerçekten otomobili buz üzerinde kullanmanın hazzını hiç bir yerde almadım. Tabi bu öğrendiklerimizi normal şartlarda yapmama garantisi verdik... Sonuçta Mini'ler yaptığımız bu inanılmaz deneyimin bitmesini hiç istemedik. Ama diğer tarafta da bizi huskyler ve kar motorsikletleri bekliyordu.
Huskyler 100 km hız yapabiliyor
Rovaniemi şehrindeki programımızın ikinci aşamasında husky köpeklerinin çektiği kızaklar ve kar motorsikletlerini kullanacaktık. Husky köpeklerinin başta Finlandiya olmak üzere soğuk bölgelerde önemi çok büyük. Yıllarca insanlar bu köpekler aracılığı ile biryerden biryere ulaşmış ve birşeyler taşımışlar. Her ne kadar şu an için daha çok turistik amaçlı olsa da, Huskylerin önemi tartışılmıyor. 6 ay aşırı soğukların yaşandığı bu bölgede huskyler hiç su içmiyorlar. Tabiki bu ihtiyaçlarını koşarken kar yiyerek sağlıyorlar. Eğitmenler iyi yetiştirilmiş huskilerden oluşan bir grubun 100 kilometre hızla kızak çekebileceğini bile söylüyor. Günde 1 kilo et yiyen bu inanılmaz köpeklerin çektikleri kızakları açıkçası kullanacağımı tahmin etmiyordum. Ben otururum profesyonel biri kullanır diye düşünmüştüm. Ama düşündüğüm olmadı ve biz kullanmak durumunda kaldık. Açıkçası kızağı kullanmak için sadece ayakta duruyor ve tutunuyorsunuz. Köpekler sizi götürüyorlar. Tek yapmanız gereken durmak için fren yapmak. Bunun içinde kızağın ortasında bulunan demir bloğu ayağınızla bastırıp kara saplıyorsunuz. Bu şekilde fren yapıyorsunuz. Ayağınızı çektiğiniz anda köpekler koşmaya devam ediyor. Birçok insan gibi gruptaki özellikle bayanlar huskylerin durumuna çok üzüldü. Çünkü dilleri dışarıda koşan bu köpeklerin eziyet çektiğini düşündüler. Ama meğerse huskyler koşmak için eğitilmiş ve koşmadıkları zaman ağlıyor ve küsüyorlarmış. Bunun en güzel örneğini biz turumuzu tamamlayıp geldikten sonra gördük. Koşmayan köpekler eğitmenlerine yalvarır şekilde ağlıyorlardı.
Kar motosikletinin saplanması kabusum oldu
Huskilerin çektiği kızaklarla yaptığımız turun ardından bu kez kar motosikletlerine geçtik. Eğitmen bize sağ tarafta gaz, solda tarafta da fren olduğunu söyleyerek kar motosikletlerini teslim etti. Bizde ‘‘A ne kadar kolaymış' diyerek bindik ve yola koyulduk. Ama o da ne, kar üzerinde giderken motosikleti öyle kolayca çeviremiyorsunuz. Hem vücudunuzu kullanmanız, hem de gidonu ciddi şekilde çevirmeniz gerekiyor. Tabi bunu anlayana kadar bir kaç kere yanlış yere saptım ve kara saplandım. Kara saplandığınız zaman inip motosikleti kaldırmanız ve kızakları kurtarmanız gerekiyor. Tabi indiğiniz zaman karın yüksekliğinin sizin yarı belinize geldiğini görüyorsunuz. Bir kaç kere saplandıktan sonra kan ter içinde yolunuza devam ediyorsunuz ve bir daha saplanmamak için dua ediyorsunuz. 2-3 saatlik bu turun ilerleyen bölümlerinde iyice usta oluyor ve akrobatik hareketler bile yapıyorsunuz. Ama benim en hoşuma giden buz kaplı nehire indiğimiz zaman gerçekleşti. İşte burda gerçekten 120-130 kilometre hızla giderek, kar motosikletinin gerçek zevkini alıyorsunuz.
5 milyonluk Finlandiya genelinde 400 binin üzerinde kar motosikleti bulunuyormuş. 50 bin nüfuslu Rovaniemi'de ise bulunan kar motosikleti sayısı neredeyse 40 bin civarında. Bu da her ailenin bir kar motosikleti olduğunu gösteriyor. Ama kar motosikletini öyle normal yollarda kullanamıyorsunuz. Bunun için izin almanız gerekiyor. Bu yüzden Finlandıya'lılar özel kar motosikleti yollarında veya nehir üzerinde bu araçların zevkini çıkarıyor.
Soğuk araçların boyasını çatlatıyor
Rovaniemi şehri 6 ay kış yaşıyor ve bu dönemde hava sıcaklığı bazen sıfırın altında 40-50 derecelere bile ulaşabiliyor. Ancak hava şartları ne olursa olsun bu şehirde hayat hiç durmadan devam ediyor ve -40 derecede işyerleri çalışıyor, çocuklar okullarına gidiyor. Şehirde insanlarla yaptığım görüşmelerde giyinmenin kendileri için tamamen bir kültür olduğunu söylüyorlar. Hangi hava şartlarında nasıl ve kaç kat giyinileceği çocuk yaşlarında öğretiliyor. Örnek olarak hava o gün -10 derece ise ki bu iyi bir hava demek, montun içine 2-3 kat giyinmek yeterli oluyor. Hava -35-40 derece civarındaysa bu kez 6 kata kadar giyinilebiliyor.
Ama tabi herşey toz pembe değil. Rehberimiz, bu konuda şu örneği veriyor: ‘‘20 derece sıcaklıktaki bir garajda bulunan otomobili, dışarıda hava eksi 40 dereceyken çıkarmak isterseniz, ani şokla boyaları patlayabiliyor.’
‘Zincir’ mi o da ne...
Finlandiya'nın kuzeyinde yer alan Rovaniemi şehrinde bir tane zincire sahip araca rastlamadım. Biliyorsunuz İstanbul'a yağan karlardan sonra takmanın zorunlu olduğu zincirlerden, Rovaniemi'deki insanların haberi bile yok. Çünkü bu şehirde herkez kış lastiği kullanıyor ve tüm yaşam bu şekilde hiç duraksamadan devam ediyor. İnanın grubu taşıyan otobüs tüm zor şartlarda her yere gönül rahatlığıyla giriyor ve kalırmıyım endişesi taşımıyor. 3 gün kaldığım bu şehirde yolların tamamen kar ve buz kaplı olmasına rağmen, ne bir kayan otomobil, ne yolda kalan bir araç, inanın hiç bir şey görmedim. İstanbul'da ise kış lastiği hakkında ne bir kültürümüz var ne de bu konuda eğitiliyoruz. Emniyet görevlileri bile bu lastikleri tanımıyor. Umarım bu konuda yetkililer birtakım çalışmalar yapıp halkı bu konuda bilinçlendirirler. |