02/03/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Otoyaşam
02.03.2004
Nurdan hanım yakıtı kokusundan tanıyor
 

Didem ÇOKSAYAR

Kimilerinin idealleri diğerlerinden farklıdır. Neden böyle hayaller kurduklarını aklınız almaz bir türlü. Sadece onları gerçeğe dönüştürebildiklerini görür ve ağzınız açık bakakalırsınız. Nurdan Turanlıoğlu da onlardan biri.

Daha üniversitedeyken koymuş kafasına petrol işinde sözünü geçirmeyi. Başka hiçbir sektörde çalışmadan kariyerinde emin adımlarla yükselmiş. Artık Petrol Ofisi'nin kalitesi ondan soruluyor.

Başarısının altında bence herkesin izlediğinin yerine kendine ait bir yol çizmeye cesaret edebilmiş olması yatıyor. Tek etken bu değil elbet. Ama daha üniversiteden mezun olduğu günün ertesinde kim yazdığı dilekçeyle Tüpraş'a iş başvurusunda bulunur ki? Daha üniversitenin ilk yıllarında kafasına koymuş bi kere petrol konusunda uzmanlaşmayı. Sırf bu yüzden petrol mühendisliği bölümünden dersler almış. Stajını Petkim'de yapmış. Ondan sonra da rotasını çizmiş. Petrol Ofisi'nin teknik kontrol ve kalite koordinatörü olarak görev yapan Nurdan Turanlıoğlu, 11 yıllık iş hayatı boyunca bir an bile petrolden uzaklaşmamış. Sebep mi? Tüpraş'ta kocaman borular arasında çalışmak ilgisini çekmiş ve tabii yüksek bir maaşla hayata atılmak da.

1970 İzmir doğumlu. 1992 yılında ODTÜ Kimya bölümünden mezun. Aynı yıl Tüpraş rafinerisine girmiş ve 8.5 yıl sürecek bir tecrübenin ilk adımını atmış. Başlangıçta laboratuvarda çalışmış. Tam olarak sahadan geliyor yani. Bunun son iki yılında operasyon planlama şefliğine geçmiş. 3 yıldan beri de Petrol Ofisi'nde. 2003 yılından bu yana da Teknik hizmet ve kalite koordinatörü olarak devam ediyor kariyerine.

Akaryakıt sektöründe teknik hizmet ne demek? Yani cerrah dediğiniz zaman ameliyat yaptığını anlarız ama teknik hizmet neyi kapsıyor?

Bizim kendi şirketimizin içinde bir tanımlama aslında. Ama gerçek anlamda baktığımız zaman ürünün kalitesini tespit edebilmek için yapılan bilimsel çalışmaları organize ediyoruz biz. Bu çalışmalar neler? Bölümlere ayrılıyor. Yeni bir ürün oluşturmaya karar verdiğinizde ki bu her zaman olan bir iş değildir ama olacağına karar verdiğimiz zaman çok büyük bir organizasyondur. Öncelikli olarak kullanacağımız katkıyı tespit ediyoruz. Bunun için literatür araştırması yapıyoruz. Gelişmeleri takip ediyoruz. Avrupa'da benim bir kontak merkezim var, oradan sürekli bilgi alırız. Seminerlere, toplantılara katılırız ve dünya genelindeki adımları takip ederiz. Daha sonra o gelişmeyi uygulamaya karar verirsek bu kez de testler başlar. O aşamada benim işim artık aksiyon almaya başlar. Ondan öncesinde soyuttur ve testlerin yapılmasıyla somut bir hale geçer. Yakıtları yurtdışında bizim tercih ettiğimiz katıklarla testler yaptırırız. Oradan almış olduğumuz o bilgilere paralel bir de Türkiye'deki kabul görmüş olan kuruluşlarla çalışırız. Yaklaşık üç yıldan beri Tübitak'la çalışıyoruz. Bütün laboratuvar çalışmalarımızda, motor testlerimizde gözetmen olarak bulunuyorlar ve nihai raporu hazırlıyoruz. Tabii ki çalıştığımız başka kurumlar da var. Ortadoğu Teknik Üniversitesi Petrol Araştırma Laboratuvarı, Tüpraş gibi kuruluşlarla da çalışıyoruz. Sonuçları elde ettikten sonra marketing departmanımıza bu bilgileri aktarıyorum. Onlar da ürünü tanıtabilsinler diye. Hazırlanacak tüm çalışmaların altında kullanılacak olan tüm kelimeler benim kontrolümden geçiyor. Bu koordinatörlüğün onayı olmadan onların yayınlanması mümkün olmuyor. Tüketiciye doğru bilgi aktarmak lazım.

Yani oluşturalacak ürünün A'dan Z'ye ne içereceğini, ne olması ve ne kadar olması gerektiğini burada organize ediyoruz. Tespitten uygulama noktasına gelinceye kadar herşey.

Nedir peki bu ürünler, yeni bir ürün oluşturmanın periyodu nedir? Herhalde moda sektöründeki gibi her sezon ayrı bir koleksiyon çıkarmıyorsunuz orası kesin.

Evet doğru söylüyorsunuz. Bunu her zaman yapmıyoruz çok sık yapılan bir şey değildir bu. Teknolojinin getirdiği şeyleri, yenilği takip edip onu uygulamak. Zamanı geldiğinde. Biur de nabzı tutuyorsunuz, müşteri ne istiyor, nerede tepki veriyor? Piyasada ne boşluk var?

Ne istiyor müşteri peki?

Müşteri artık yüksek teknolojiye sahip araçlar kullanıyor. Bu bir gerçek dolayısıyla aracında problem istemiyor. Problemsiz bir şekilde sürmek istiyor aracını çünkü çok para ödüyor. Ve o ödediği paranın hakkını almak istiyor. Aracın üretim teknolojisi çok önemlidir, bir de yakıt, yedekparça, yollar gibi her türlü etken o aracın sürüşünü etkiler. Dolayısayla biz de bu müşterinin düşündüklerinin bir parçasıyız. Ama önemli bir parçasıyız. Yakıt kalitesi bu aşamada çok önemli oluyor. Yakıttan kaynaklanabilecek herhangi bir sorun onun hayatını zehir edebiliyor. Özellikle erkekler için bu çok önemli. Arabası herşeyden önemlidir, iyi araba almak ister, iyi bir hayat sürdüğünün göstergesidir arabasının kalitesi, teknolojisi. Onlarla örtüştürürler. Dünyada böyle genelde. Biz müşterinin istediği aracındaki rahatlığı yakıtla örtüştürmek istiyoruz. Yakıt ekonomisi örneğin. Yakıttan elde edeceği performans çok önemli. Çünkü yüksek teknoloji akla daha hızlı araba getiriyor. Daha hızlıyı sağlayabilmek için yakıtın performansının da ona göre daha yüksek olması lazım. Biz bunları sağlamaya çalışıyoruz.

Sadece yakıtı vermek değil ama hizmet. Onu destekleyen başka unsurlar da var. İstasyona girdiğiniz andan itibaren hatta belki o istasyona girmenizi sağlayan.

Tabii ki o da çok önemli. Benim anlattığım sadece yakıttan beklentileri kısmıydı. Size katılıyorum. İstasyona girdiği anda hizmet görmek istiyor. Çünkü yakıt almak zorunlu bir şeydir ama hiç istenmeyen bir şeydir.

Ya evet gerçekten çok doğru söylüyorsunuz. Benzin ışığı yanar ve ona rağmen bir sonraki istasyon diye geçiştiririz, bu daha gider deriz. Çünkü feci angarya gelir benzin almak.

Evet öyle. Ama almak da zorundasınız. Neden çünkü ihtiyacınız var o araç için. Tercihinizi rahatça girip aracınız sıkışmadan, kolayca parkedip benzin alacağınız bir istasyonda kullanırsınız. Çünkü istemediğiniz bir işi yapıyorsunuz orada. O yüzden olumsuz etkenleri görürsünüz ve hep olumlu bir şey beklersiniz. Sonra gidip kredi kartıyla ödeme yapacaksınız ve düzgün temiz bir yere girmek istersiniz. Güzel kokan bir yere girmek istersiniz çünkü dışarsı kötü kokuyordur. Çıktığınız zaman herşey bitmiştir ve arabanıza binip gideceksinizdir. Bunu kısa tutmak istersiniz. Biz marketlere çabuk alınabilen şeyleri koyarız çünkü kimse evinin alışverişini o marketten yapmaz. Dolayısıyla görüntü, hizmet, satılan ürün kalitesi birbiriyle çok ilintili ve bağlantılıdır.

Koordinatör olduğuma inanmadılar

Mesela otomobille seyahate çıktığınızda mutlaka Petrol Ofisi istasyonların da duruyorsunuzdur. Ve mutlaka bir kalite kontrol yapıyorsunuz değil mi?

Mutlaka. Yakıtı gider koklarım. Neden yapıyorum bunu diyorum bazen içimden.

Nasıl yani, yakıtı koklayarak kalitesini mi anlıyorsunuz?

Onun içine bir şey karıştırılıp karıştırılmadığını anlayabiliyorum. Ama bu uzun yıllardan sonra olan bir şey. Eğer yakıt düzgünse renginden de anlaşılır zaten. Göz ve kokuyla anlıyorum. Çünkü ellemek sağlıksız. Kanserojyen bir madde. Kokusunu da çok sevdiğim için kokluyorum zaten. Öyle bir saplantım var.

Böyle bir kontrol sırasında ilginç bir olay yaşadınız mı?

Bir gün oldu. Bursa'dan iş seyahatinden geliyordum. Yalova girişinde bir istasyondan yakıt almam gerekti. Motor testi yaptığım için üzerimde spor bir kıyafet vardı. İlk önce beni kaale almadılar PO çalışanıyım dememe rağmen. Sonra kimliğimi çıkarttım. Yine de ‘müdür yok’ gibi cümlelerle savuşturmaya çalıştılar. Müdür geldi o sırada. Ürünü gösterdiler. Herşey normal çıktı. Sonra ismimi söyledim. ‘Ah siz misiniz. Ben sizi daha yaşlı zannediyordum. Böyle gencecik görünce şaşırdık, kusura bakmayın’ dedi.

Petrol sektöründe çalışmak benim hayalimdi dediniz. Bu nasıl bir hayal. Ayrımcılık gibi anlaşılmasın ama bu bir kadın için çok sıradışı bir hayal değil mi? Daha çok bir erkeğin kendine çizdiği bir yol gibi geliyor.

Zaten erkeklerin sektörü. Ben üniversitede üçüncü sınıftayken Petkim'de staj yaptım. Ama oraya girerken de petrol sektörünün çok para kazandırdığını düşünürdüm. Amaç oydu. Petkim'de çalışırken bir grup arkadaşım Tüpraş'ta staj yaptı. Ve onlarla konuşurduk. Hem çok para kazanacağımı tahmin ederdim hem de borular koku falan. Sonra stajımı bitirdikten sonraki yıl petrol dersi aldım. Mezuniyet tarihim 3 Temmuz Cuma günüydü. Bir dilekçe yazdım. Pazartesi günü Kırıkkale'ye Tüpraş'a gittim. Dilekçeyi elden verdim ben burada çalışmak istiyorum diye. Hatta güldüler bana. Aynı yıl 20 Ağustos'ta orada işe başladım. Ve amacıma ulaştım. Hem petrol sektöründe borularla beraber çalışacağım hem de iyi bir ücret karşılığı çalışacağım. Kariyerimi belirledim.

Marker bizim namusumuz oldu

Hep gündemde olan hileli yakıt konusu var bir de. Bununla nasıl mücadele ediyorsunuz? Suistimallere karşı ne gibi yaptırımlarınız var?

Benim görevlerimin arasında bu da var. Kalite kontrol diyoruz biz buna. Bunun için de tabii ki değişik çalışmalar yapılıyor. Kalite bu sektörde çok önemli. Neden biliyor musunuz? Çünkü bu ürünün ambalajı yok. Açıkta. Pazarda satılan bütün ürünlere baktığımız zaman en yüksek vergi de bu üründe. O yüzden çok cazip. Hem açık, hem yüksek vergiye sahip. Devlet politikası bu. Devletin vermiş olduğu bir kararla uygulanan bir sistem. Suistimale çok açık. Bu suistimali caydırmaya yönelik büyük bir operasyon düzenliyoruz. Sistemimizde otomatik enjeksiyonlar var. 12 tane tesisatımız var. O tesisatlarda otomatik enjeksiyon sistemleri kurduk. Sadece Türkiye'de PO'da var. Bir tek Batman rafinerisinde manuel veriyoruz. Biraz önce bahsetmiş olduğum katkıyla beraber bir de marker koyuyoruz yakıta.

Yani ürünü bir nevi etiketliyor musunuz?

Evet kimlik kartı veriyoruz Petrol Ofisi ürünüdür diye tesisatımızdan çıkarken. Orada kodlamış oluyoruz artık. Bizden tanker geldiği anda kodlanmış malı alıp gidiyor. İstasyonda döküyor. Sonra biz gidip bunları sürekli olarak kontrol ediyoruz. Numune alıyoruz. Çok basit bir cihazımız var. Numune kabına koyup okuyoruz. İnfrared dalga boyuyla beraber okunan geliştirilmiş bir teknoloji. Sadece Türkiye'de biz uyguluyoruz bunu. Yakıtın PO'ya ait olup olmadığını çok kısa bir test metoduyla test edebiliyoruz.

Bunu düzenli olarak mı yapıyorsunuz?

Düzenli olursa bayi bu sefer ben kontrol edildim nasıl olsa 15 gün sonra bir daha gelecek diyebilir ve bu şekilde yaparsak öyle bir programa konulursa o süre içinde suistimal edebilir. Çünkü eğer çok satışı varsa bir depo bir günde bile bitebiliyor. Özellikle büyük şehirlerde tüketimi çok hızlı olabilen, istasyonlar var. Dolayısıyla biz rastgele zamanlarda beklemedikleri anlarda gidiyoruz.

Kaç istasyonunuz var?

3 bin 850 tane istasyonumuz var.

Peki hepsini bu şekilde kontrol edebilmek nasıl bir planlama gerektiriyor kolay olmasa gerek.

Çok zor. O yüzden büyük bir operasyon. Sadece bu işi yapan bir ekibimiz var. Aynı zamanda saha müdürlerimiz var bayi ile şirketimiz arasındaki ticari ilişkiyi kontrol eden. Marker test kiti bagajlarında hep durur. Onlar da test yaparlar. Dolayısıyla bu işi yapan 45 saha müdürümüz, 7 tane sadece bu işi yapan ekibimiz var. Ekipler ikişer kişilik ve sürekli dolaşan bir araçta kontrol halindeler. İstasyona bir kere gidiyorlar. Telefonda konuşuyoruz ve öğleden sonra bir kez daha git diyorum mesela.

Şüphe çeken yerler de vardır mutlaka.

Tabii. Daha sık gidilir onlara. Para cezaları kesilir. İhtarnameler gönderilir. Eğer hala devam ediyorsa bayiliğin iptaline kadar gider. Bu kadar ciddi boyutta. Bayilerimizde bizim ürünümüzü sattığımızı garanti altına almaya çalışıyoruz bu projeyle. Bunun iki faydası var. Birincisi bizim ürünümüzü satıyor olması ticari olarak daha fazla ürün satmamızı sağlar, bu anlama gelir. İkincisi de biz ürün kalitesinin en yüksek seviyede olmasını hedefliyoruz. PO tesislerinden çıkan ürünün tamamı standartlara uygun olarak verilir. Bunun müşterinin deposuna kadar gitmesini sağlamamız lazım. O yüzden marker şirketimizin namusudur. Biz öyle deriz yani kalitesi.

Çalışmak beni diri tutuyor

İşinizden keyif alıyorsunuz ve zamanınızın büyük bir kısmını kaplıyor. Peki kendinize vakit ayırabiliyor musunuz?

Bu yoğunluk beni mutlu ediyor. Ben hep kimse işsiz kalmasın derim. Çünkü o işsizlik, o boşluk insanı yıpratır. Yoğunluk beni diri tutuyor. Bazen durup düşünürüm kendi kendime hayatından memnun muyum diye. Ona göre bir ayar çekmek lazım. Şu ana kadar memnun değilim diye bir şey söylemedim çünkü bu yoğun tempo beni diri tuttuğu gibi hayata da bağlıyor. Hobilerim var. Spor yapıyorum, squash oynuyorum, koşuyorum. Şimdi de Thai Bo'ya başladım. Kayak yapıyorum.

Kariyerinizin daha ileri ki adımları neler?

Tecrübelerimin ve bilgimin doğrultusunda daha da ileriye gitmek. Hiçbir zaman haketmediğim bir noktaya gelmek istemedim. Bunu hakettiğime inandığım zamanlarda zorlarım. Bu şekilde daha ileriye gideceğime inanıyorum.
 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com