TÜSİAD'ın düzenlediği ''Yükseköğretim, Bilim ve Teknolojide Yeni Yönelimler'' konulu seminerin açılışında konuşan Çelik, eğitimin ilköğretimden yüksek öğretime kadar ne kadar önemli olduğunun, ''Güneşin doğudan doğduğunu'' söylemek kadar bilindiğini, sivil toplum kuruluşlarının eğitim ile ilgili çalışmalar yapmasının kendisine büyük memnuniyet verdiğini ifade etti.
Bakan Çelik, ''Eğer bir toplum bütün fertleriyle, sivil toplum örgütleriyle, özel sektörüyle ve kamusuyla eğitimin önemine inanmışsa, bu konuda sızlanma ve eleştiriler ortaya koyma yerine alternatifler sunmuşsa o ülke doğru yola girmiş demektir'' dedi.
Zorunlu eğitimin 8 yıla çıkarılması ile okullaşma oranında sıçrama ve ciddi ilerlemeler olduğunu kaydeden Hüseyin Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü.
''Türkiye, zorunlu eğitimini 8 yılda bırakmamalıdır. 8 yıllık zorunlu eğitim çağdaş bir toplum için yeterli değildir. Ancak, alt yapısı hazırlanmadan sadece kağıt üzerinde alınacak kararların da sonuç vermeyeceği ortadadır. Biz hükümet olarak 12 yıllık zorunlu eğitimi hedeflemekteyiz. Bunun zamanlamasının da çok iyi yapılması gerekiyor.''
Türkiye'de sekiz yıllık zorunlu eğitimin isabetli olduğunu ancak sıkıntılarıda beraberinde getirdiğini ifade eden Çelik, ''Biz zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarmak istiyoruz. Hatta okul öncesi eğitimi yaygınlaştırarak, Belçika'da olduğu gibi keşke 15 yıla çıkarabilsek'' diye konuştu.
KAMU YÖNETİM REFORMU
Milli Eğitim Bakanlığı'nı devraldığında Türkiye'de okul öncesi eğitimin yüzde 11 seviyesinde olduğunu, şu anda bu rakamın yüzde 15.7'ye çıktığını belirten Hüseyin Çelik, bu konuda merkezi yönetimden ziyade yerel yönetimlerin daha etkin ve fonksiyonel olması gerektiğini vurguladı.
Siirt'te okul öncesi eğitimde okullaşma oranının yüzde 63'e ulaştığını bildiren Çelik, ''Bizim çıkartmakta olduğumuz Kamu Yönetim Reformu'nun da ne kadar isabetli olduğunu bu örnek ortaya koymaktadır.Türkiye'deki eğitim organizasyonun ne kadar merkeziyetçi, hantal olduğunu göz önünde bulundurursanız, Kamu Yönetim Reformu'nun da ne kadar gecikmiş bir faaliyet olduğunu görüyoruz'' diye konuştu.
Prens Sebahattin'in 1899'da Cenevre'de geliştirdiği projede yer alan 'Kişisel Gelişimcilik ve Yerinden Yönetime Geçme' anlayışının modern dünyanın bugün üzerinde durduğu konular olduğunu ifade eden Milli Eğitim Bakanı Çelik, şunları kaydetti.
''Aradan 105 yıl geçti. 105 yıl sonra biz Kamu Yönetim Reformu'nu çıkarıyoruz ve birileri (Türkiye'yi bölüyorsunuz, eyalet sistemine geçiyorsunuz, memleket elden gitti) diyor. Biz de buna sadece gülüyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı'nın da aslında buna tabi olması gerekiyor.
Van'ın Bahçesaray ilçesindeki lise binasının tamiratı ile Ankara niçin uğraşsın.
Biz niçin bunlarla vakit kaybedelim? İlkokul binasının kırılan kapısı ile eğer Ankara'daki bakanlığı uğraştırırsanız işte bugünkü gibi olur. İlköğretimi, ortaöğretimi düzenlemeden yüksek öğretimin kalitesinin artırılmasından söz edemezsiniz''
Milli Eğitim Bakanı Çelik, YÖK Yasası ile ilgili değişiklik yapıldığında çok ciddi tepkiler çıktığını belirterek, ''O zaman (Niye bu tepkiler var) dediler. Dedim ki (Eski alışkanlıkları söküp atmak paslı çivileri söküp atmak gibidir) Orada sözüm meclisten dışarı... Herhangi bir şahsa yönelmiş bir söz değildir'' dedi.
LİSELERİ 4 YILA ÇIKARMA HEDEFLERİMİZ ARASINDA
Bazı alışkanlıklar, yanlışlıklar, eksiklikler ve aksaklıklara kendilerinin alıştırıldığını ifade eden Hüseyin Çelik, ''Yanlış olduğunu bile bile bizde bunlar kanıksanmış. Bu kanıksanmadan dolayı bunlar bize normalmiş gibi geliyor. Dolayısıyla birileri bunları değiştirmeye kalkıştığında feryat figan kopuyor'' şeklinde konuştu.
Okul öncesinden yüksek öğrenime kadar eğitim sisteminin ele alınması gerektiğini kaydeden Çelik, ilköğretim yönetmeliğinde öğrenci merkezli bir anlayış olduğunu, Dünya Bankası ile yürüttükleri bir proje çerçevesinde orta öğretimin yeniden yapılandırılmasının gündemde olduğunu, Türkiye'deki 73 çeşit liseyi genel orta öğretim, mesleki ve teknik orta öğretim olmak üzere iki ana eksende toplayacaklarını bildirdi.
Hüseyin Çelik, bütün liseleri dört yıla çıkarmanın da kısa zamandaki hedefleri arasında olduğunu söyledi.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, ekonomideki iyileştirmelerle birlikte yüksek öğretim kurumlarının özellikle araştırma fonlarını geliştirerek oraya kaynak aktarmanın boyunlarının borcu olduğunu bildirdi.
TÜSİAD'ın düzenlediği ''Yükseköğretim, Bilim ve Teknolojide Yeni Yönelimler'' konulu seminerde konuşan Çelik, YÖK Yasa Tasarısı'na değinirken, akademik özgürlüğü, kurumsal özerkliği, ürettiği bilgiyi teknolojiye uygulamak üzere sanayi ve işbirliği halinde olan, ülke ve dünya gerçekleri ile iç dışlı bir üniversite için yasal alt yapının hazırlanması gerektiğini söyledi.
Bakan Çelik, bunu hazırlarken de özellikle de ideolojik saplantılardan kendimizi arındırmamız gerektiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
''Dogmaları bir tarafa bırakarak dünyanın yaptığı neyse onu yapmak zorundayız. Burada da Türkiye'nin birikiminden yararlanmak istiyoruz. Marx'ın sözünü ettiği insan bedenini örnek alarak özellikle insan kolunu taklit eden teknoloji artık demode olmuştur. Marx'ın üretim ve sınıf çatışmaları ile ilgili teorileri demode olduğu gibi bu konudaki anlayış da demode olmuştur.''
Türkiye'de ulusalcılık adına globalleşmeye karşı çıkanların hem kendilerine hem de bulundukları topluma haksızlık ettiği görüşünü dilegetiren Hüseyin Çelik, şunları kaydetti:
''Milli hassasiyetlerimiz sonuna kadar var olacaktır. Milli değerlerimiz her zaman başımızın tacı olacaktır. Ama globalleşmeye direnmek aklın karı değildir. Globalleşme akan bir su gibidir. Suyun akışını (Ben durdururum, keserim) iddiasında bulunanlar kendilerine fenalık ederler.
Suyu regüle ederseniz, kontrol edebilirseniz ondan gerektiği şekilde yararlanırsınız. Suyun önü herhangi bir setle kesilirse dolduğu zaman mutlaka taşar ve akmaya devam eder. Hatta kontrolsüz olarak patlarsa çok daha kötü sonuçlar doğurur. Akıllı insanlar suyun önüne baraj çekerler.''
''GOL MÜ YEDİNİZ?'' SORULARI
Hüseyin Çelik, YÖK Yasası'nda bazı ertelemeler yapılınca ''Geri mi çekildiniz, gol mü yediniz?'' şeklinde sorulara muhatap olduklarını belirterek, ''Karşımızda sanki bir rakip var. Bir başka düşman gücü ile çatışıyoruz ve bu konuda geri çekildik, yeniden saldırıya geçeceğiz! Böyle bir şey olabilir mi? Kim kiminle ne için savaşıyor. Görüş ayrılıklarımız olabilir'' diye konuştu.
Çatışma ortamı yerine dayanışma ve uzlaşma kültürünün gelişmesi gerektiğini kaydeden Çelik, bundan dolayı ilkokul öğrencilerinin dahil olacağı okul meclisleri ve demokrasi eğitimi projesi başlattıklarını bildirdi.
Hüseyin Çelik, ''Ağaç yaş iken eğilir, aynı zamanda ağaç yaş iken düzelir. Hepimiz aynı şeyleri düşünmek zorunda değiliz ama bu konuda mesafe almalıyız'' dedi.
ÜNİVERSİTELERE 6.600 KADRO
Milli Eğitim Bakanı Çelik konuşmasında, Türk ekonomisinin ölümcül bir hastalıktan kurtulduğunu da ifade ederek, şunları kaydetti:
''Ciddi bir operasyon geçirdi. Şu anda nekahat dönemindedir. Dolayısıyla ekonomideki iyileşmelerle birlikte yüksek öğretim kurumlarımızın özellikle araştırma fonlarını geliştirerek oraya kaynak aktarma boynumuzun borcudur.
Herkesten çok biz bunu düşünüyoruz. Bu yıl geçen yılın iki katından fazla üniversitelerimize kadro tahsis ediyoruz. 6.600 kadroyu üniversitelere dağıtacağız''
Bilimsel kalkınma sır konusu olduğunda bugünü konuşma yerine geçmişe sığınmanın tercih edildiğini belirten Çelik, ''Mazi düşmanlığı ne kadar kötü bir şey ise maziperestlik de o kadar kötü bir şey. Hedeflerimizi geleceğe yönelik yapmak zorundayız'' diye konuştu.
Eğitimin okul öncesinden yüksek öğretime hatta lisans üstü dahil olmak üzere yeniden ele alınması gerektiğini vurgulayan Çelik, ''Dünyadaki güzel örnekler ve bizim potansiyeli göz önünde bulundurup yeni bir yüksek öğretim alanı oluşturmak zorundayız'' dedi.