|
TÜRKİYE'nin saygın kadınlarından biriydi. Atatürk'ün manevi kızı, sadece Türkiye'nin değil, dünyanın ilk kadın savaş pilotu idi.
Bütün yaşamı boyunca saygın kaldı. Değil kadınların, erkeklerin bile binemediği 1930'lu yılların ilkel uçaklarıyla tek başına uçtu, yurtdışında uçağı ile çağdaş Türk kadınını tanıttı. Doğu isyanlarında askeri pilot olarak görev aldı, verilen hedefleri bombaladı.
Yazılarımı okuyor ve çok beğeniyormuş. Bir gün arayıp evine çağırmıştı. Onu tanımak, elini öpmek, sohbet etmek mutluluğuna erişenlerden biriyim.
Ömrü boyunca üzerine bir tek leke konmadı. İsmi hem Türk havacılık tarihinde, hem de İstanbul'daki Sabiha Gökçen Havaalanı'nda yaşıyor.
* * *
İstanbul'da yayınlanan bir Ermeni gazetesinde Sabiha Gökçen için yayın yapılmış.
Ermeni imiş!
Bunu kim söylüyor? Bir Ermeni hanım söylüyor. Sabiha Gökçen onun teyzesinin kızıymış da, televizyonda gördüğünde ninesine pek benzetmiş de!..
Başka bir bilgi, başka bir belge yok.
Tam tersine, elde Gökçen'in resmi nüfus kayıtları var. Babası, padişah Abdülhamid tarafından Bursa'ya sürgün gönderilen Hafız Mustafa İzzet Bey.
Atatürk'le tanışma öyküsünü bana Sabiha Hanım evinde anlatmıştı. Atatürk Bursa'ya geliyor, küçük kız Sabiha'nın aile evinin yanındaki köşkte kalıyor. Sabiha bahçede nöbete giriyor. Bir sabah Atatürk'ü yan bahçede görüyor, el sallıyor, ona doğru koşup kendini tanıtıyor. Hatta onun Atatürk'le tanışmak için neler yaptığını öğrenen ailesi kendisine biraz da kızıyor!
Atatürk bu akıllı küçüğü seviyor, Ankara'ya getirtip okutuyor... Ve pilot yapıyor.
* * *
Şimdi böyle tutarsız, ipe sapa gelmez, belgeden yoksun iddialarla kim neyi kanıtlamaya çalışıyor?
Kaldı ki, Ermeni olsa ne olur? Ermeni olmak ayıp mı?
Önemli olan onun beyninin içi, yaşamı ve geride bıraktıklarıdır.
Anadolu, tarih boyunca nice ırkların ve kavimlerin geçtiği, yaşadığı, savaştığı, altını üstüne getirdiği bir yer.
Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve savaş sürerken, bu topraklarda Türklerle Ermeniler arasında büyük olaylar çıktı. Savaş öncesinde Ermeni isyanları yaygındı. Başkent İstanbul'u bile bastılar.
Savaş süresince Osmanlı vatandaşı Ermeniler, Rusya ile savaşan ordularımızı arkadan vurdu. 1915 yılında zorla başka yerlere göç ettirildiler. Başka çaresi yoktu. Bunun adına tehcir-zorunlu göç diyoruz.
1918 yılında savaş bitmek üzereydi ve ordularımız Ermeni çeteleriyle savaşmaya devam ediyordu.
Aradan uzun yıllar geçti, dünya Ermenilerinin bir bölümü bugün bile Türk ve Türkiye düşmanlığını sürdürüyor. Çeşitli ülkelerde soykırım iddialarıyla zavallı Ermeniler (!) için anıtlar dikiliyor, parlamentolar Türkiye'yi kınayan kararlar alıyor.
* * *
İşte böyle bir ortamda yaşlı bir Ermeni kadını ortaya çıkıp ‘‘Sabiha Gökçen Ermeni'ydi’’ diyor ve İstanbul'da yayınlanan bir Ermeni gazetesi bu dayanaksız, tutarsız sözleri gündeme taşımayı başarıyor. Hadise hep ‘‘mış mişlerle’’ anlatılıyor!
Bir kez daha yineliyorum:
Ermeni olmak suç değildir, ayıp değildir.
Ama ortaya böyle belgesiz iddialarla çıkmak ayıptır. Yakışık almaz.
Şimdi bu haberler birilerinin ekmeğine yağ sürecek. Kimlerin nasıl yapacağını bilemem ama bunun tantanası mutlaka yapılacak.
Sabiha Gökçen 21 Mart 2001 günü aramızdan ayrıldı. Burada 24 Mart 2001 tarihli yazımı şöyle bitirmiştim:
‘‘Sabiha Gökçen'e Allah'tan rahmet diliyorum. Bu dünyada onurların en büyüğüne sahip oldu. Öbür álemde yeri cennet olsun, nur içinde yatsın.’’
Şimdi birkaç cümle daha ekliyorum:
Bir gün onun sırtından böyle oyunlar oynanacağı ve Ermeni ilan edileceği hiç aklıma gelmezdi.
Ölmüş insanlar yalanlara, iftiralara yanıt veremez. Onların üzerinden oyun oynamak en kolay yoldur.
Yazık, ayıp, günah. |