22/02/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Politika
22.02.2004
Ertuğrul ÖZKÖK
Hoş geldin Erman Abi
  
 

GEÇEN perşembe günü Hıncal Uluç'la konuşuyorum. Viyana Havaalanı'ndaymış. Keyifli bir kahkaha atarak, ‘‘Biliyor musun başıma ne geldi’’ diyor.

Uçaktan inip Viyana Havaalanı'na girdiği sırada karşıdan biri koşup elini sıkmış ve ‘‘Hoş geldin Erman Abi’’ demiş.

Onu Erman Toroğlu ile karıştırmış.

Aynı kahkahayı bir kere daha atıp, ‘‘Bana bu yapılır mı’’ diyor.

O akşam Hürriyet binasında ‘‘Altın Kelebek’’ ödül töreni vardı.

Ben de törenin açılışını yapmak üzere kürsüdeydim.

Konuşmam bitip kürsüden inerken birden muziplik nöbetim tuttu ve tekrar kürsüye dönüp, ‘‘Şimdi size en son gelişmeleri aktarıyorum. Bundan iki saat önce Viyana Havaalanı'nda çok ilginç bir olay meydana geldi’’ diyerek bunu anlattım.

Salonda büyük bir kahkaha koptu.

* * *

Erman Toroğlu
ile Hıncal Uluç'un atışmaları artık Türk kamuoyu tarafından bilinen bir şey.

Ama Hıncal Uluç'un bunu espri ile anlatması çok hoşuma gitti.

Demek ki en büyük, en kırıcı, en acımasız tartışmaların bile böyle esprili anları olabiliyormuş.

Böyle şeyler benim başıma da gelir.

Öyle anlarda hep kendi kendime sorarım.

Acaba o esprili durum, bir anlık ateşkes midir?

Ne yazık ki ateşkes iki taraflı bir tasarruf.

O nedenle çoğu kez, esprili anın etkisi gidince eski öfkeler, eski tahammülsüzlükler insan ruhu denilen o imparatorluğun hákimiyetini yine ele geçiriyor.

* * *

Geçen hafta Hürriyet'in iki manşeti öfkeli bir tartışmaya yol açtı.

Almanya'da iki Türk eşcinselin evliliği haberi okuyucularımız tarafından iki farklı tepkiyle karşılandı.

Büyük bölümü, ‘‘Böyle bir haberi niye manşet yaptınız’’ diye tepki gösterdi.

Aynı gruptan bir bölüm okuyucu da, ‘‘Hiç olmazsa bu duruma tepki gösteren bir ifade kullansaydınız’’ diyerek eleştirdi.

‘‘Almanya'da skandal’’ veya ‘‘Rezillik’’ gibi tepkimizi gösteren ifadelere yer verilmesini istiyorlardı.

Buna karşılık, sayısı daha az okuyucu ise ‘‘Haberi hiçbir yargıda bulunmadan nötr ifadelerle verişimizden dolayı’’ bize kutluyordu.

Bunları normal karşılamak lazım.

Çünkü dünya, eşcinsellik ve kürtaj gibi konularda henüz tartışmasını tamamlamadı.

Bazı ülkeler eşcinsel evliliğe resmen izin verdiği halde bu tartışma bütün şiddetiyle devam ediyor.

Ama tartışmanın devam etmesi, eşcinselliğin bu yüzyılın bir olgusu olduğu gerçeğini de ortadan kaldırmıyor.

* * *

Dünyanın en muhafazakár toplumlarından biri olan ABD'de geçen yıl gösterime giren bir dizi var.

Adı, ‘‘Six feet under!’’

‘‘İki metre aşağısı’’
diye çevirebilirsiniz.

Konusu, ABD'de, evinin bir bölümünü cenaze işleri şirketi olarak kullanan bir aile etrafında gelişen olaylar.

Her bölüm bir ölümle başlıyor ve onun etrafında gelişen hem komik, hem trajik olayları anlatıyor.

Şirket geleneğini sürdüren ciddi ve ağırbaşlı büyük ağabey eşcinsel ve siyah bir erkek polisle ilişkisi var.

Aşağı yukarı her bölümde ikisinin ilişkileri, hatta öpüşmeleri gösteriliyor.

Bu film Amerika gibi muhafazakár bir toplumda iki yıldır gösteriliyor.

Tartışma sürüyor ama film de gösteriliyor.

* * *

Geçen hafta tartışılan ikinci manşetimiz ise Sabiha Gökçen'in Ermeni olduğuyla ilgili iddiaydı.

Bazı okurlarımız buna da tepki gösterdi.

Aralarından bazıları, ‘‘Şimdi bazı Atatürk düşmanları bunu kullanacak’’ endişesini taşıyordu.

Bu endişeleri anlıyorum. Çünkü bu ülkede bazı ilkel kafalar, ‘‘Ermeni’’ sözcüğünü hálá kötü bir şey olarak algılıyorlar.

Bunlar arasında Atatürk düşmanlarının çoğunlukta olduğu da bir gerçek.

Ama bu mantıksız insanların tepkisini ciddiye alıp endişelenmek için bir neden yok.

Sabiha Gökçen'in annesi babası gerçekten Ermeni'yse, bu Atatürk'ün büyüklüğünden başka bir şeyin kanıtı olamaz.

Cem Karaca'nın annesinin Ermeni olması neyi değiştirdi ki, Sabiha Gökçen'in mazisi bir şeyleri değiştirsin?

Galiba birlikte yaşama adabını tam olarak öğrenmek için, daha çok havaalanı esprilerine ihtiyacımız var.


Ertuğrul ÖZKÖK
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Tavuk yemi...
 
    Ali Atıf BİR
  Ne güzel şeymişsin sen kir!
 
    Ayşe ARMAN
  İki Türk erkek evlendi Türkiye birbirine girdi
 
    Bekir COŞKUN
  Sıfır yok oluş...
 
    Doğan HIZLAN
  Viyana'da Anadolu coğrafyasının müziği
 
    Doğan ULUÇ
  50 Cent’in hikayesi
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Sabiha Gökçen
 
    Enis BERBEROĞLU
  Kırmızı çizgiyi ticaretle aşmak
 
    Ercan KUMCU
  Ekonomide zor konular (9)
 
    Erkan ÇELEBİ
  Fotoğraf sektöründe ‘Titanik’ canlılığı
 
    Ferai TINÇ
  New York'un gözleri donuk
 
    Gila BENMAYOR
  Eyvah yıldızlar fos çıkıyor
 
    Hadi ULUENGİN
  İkindi kestirmesi
 
    Yurtsan ATAKAN
  Çin işi Hint işi kanmanız hayret bişi
 
    Murat BARDAKÇI
  Veto yediklerine şükretsinler, eskiden olsa top güllesi yerlerdi
 
    Pakize SUDA
  Üçüncü sayfa cumhuriyeti
 
    Sedat ERGİN
  Sosyal demokratlar Ankara'yı çok sever
 
    Uğur CEBECİ
  Havacılığın Oscar’ları sahiplerini buldu
 
    Yalçın BAYER
  Taş yerinde ağırdır
 
    Yalçın DOĞAN
  Diktatöre yaş günü armağanı
 
    Mehmet YAŞİN
  Amerika'nın bittiği ada
 
    Özdemir İNCE
  Amerikan şiirine Türk damgası
 
    Oğuz ARAL
  Görünmeyen adam
 
    İlhan SÖYLER
  Sadece Mondi
 
    Korkut GÖZE
  Kardan adam
 
    Vedat OKYAR
  Afedersini var
 
    Şükrü KIZILOT
  Askerliğini yapmayan kızlar memur olamayacak
 
    Osman MÜFTÜOĞLU
  Sendrom X
 
    Ebru ÇAPA
  Kızları güzel, havası güzel jantları niye olmasın?
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com