|
ALMAN Hıristiyan Demokrat Parti lideri Angela Merkel Hanım Türkiye'ye AB bünyesinde 'imtiyazlı ortaklık' (!) önermek lütfunda bulununca ben de Perşembe günkü yazımda, 'Avrupa Hristiyanlık üzerine mi oturuyor' sorusunu sormuştum.
Ayrıntıya girmeden verdiğim cevap ise 'hem evet, hem hayır' olmuştu.
Bu ikircikli ve 'düalist' yanıtı açıklayabilmek mutlaka tarihe çıkmak gerekiyor.
* * *
AVRUPA oluşumunu belirleyen Ortaçağ'ın son dönem Roma İmparatorluğu kendini asla Yaşlı Kıta'yla özdeşleştirmedi. Zenci konsüller de bunun en iyi delilidir.
Ancak İmparatorluk 'İsevileşerek' yıkılırken, Edgar Morin'in deyişiyle, bir kavram olarak değil belki bir 'uygarlık sathı' olarak mevcut olan Avrupa Akdeniz yatayının doğu - batı ekseninden kayarak, güney - kuzey eksenine doğru dikeyleşti.
Ama 8., 9. ve 10. Yüzyıllarda ve Charlemagne'nin 'misyon' hükümranlığıyla eksen artık epey Hıristiyanlaşsa bile, yine de 'Avrupa bilinci' diye bir şey doğmadı.
Böyle bir bilincin istavrozlu dinle bütünleşmesi ise hiç mi hiç olmadı.
Kabul, Endülüs ve sonra haçlı seferleri düzenlecek olan 'Kutsal Topraklar' Müslümanları; veya kah kovulan, kah katledilen Kıta Yahudileri 'kafir' sayılmaktadır.
Fakat Mesih'in 'M'sini dahi reddeden Cermenya Prus ve Tötonları; İskandinavya Viking ve Normanları; step Macar ve Slavları da aynı ölçüde 'kafir' addedilmektedir. Oysa, Bizans'tan Tunus'a Şark Hristiyanlarının varlığını herkes biliyor.
Kaf dağının ardındaki dev İsevi alem efsanesi de kolektif hafızadan silinmiyor.
O halde özetlersek, 'öteki'ni din temelinde tanımlayan Ortaçağ Avrupalısı kendisini 'Avrupalı' diye değil, mensup olduğu kavme, klana, etnisiteye; bulunduğu yöreye, köye, siteye; üst kimlik olarak da senyörüne ve kralına göre tanımlamaktadır.
Zaten, tek tük istisna hariç hiçbir metin Avrupa'yı Hıristiyanlıkla özdeşleştirmez.
* * *
BU özdeşleştirmeye ilk kez ve Ortaçağ nihayetinde, biz Türkler sebeb olduk.
2. Sultan Mehmet'in fethi ve sonra Bosna ve Kırım'a ulaşmamız ertesinde, Papa 2. Pia 1475 yılında tarihin ilk 'Europa', yani 'Avrupa' başlıklı 'mukaddes layiha'sını yayınlamıştır ki, burada tüm Yaşlı Kıta'yı Hristiyanlıkla bütünleştirir.
'Ümmet-i İsevi'yi de 'Koca Türkün kılıcına karşı' mücadeleye çağırır.
'Coğrafi - imani' kavram özelliği ve bilinci getiren böyle bir dönemeçten itibaren, 'Avrupa, eşittir Hristiyanlık' formülünden söz edebiliriz.
Ancak, bir yere kadar!
* * *
BİR yere kadar, zira aynı Hristiyanlık daha Ortaçağın ilk hümanist ve skolastik açılımlarıyla birlikte iç bünyede 'sekülerleşme' nüvelerini de üretmeye başladı.
Hem 'Aydınlanma', hem de benim 'evet ve hayır' yanıtım orada kök bulur.
'İnsaniyetçilik' vaaz eden eski Erasmus'ları geçiyorum, 'Avrupa - İsevilik' özdeşleşmesini yapmış 2. Pia'nın arkadaşı Cermen filozof Cuesli Nicolas o Papayla olan yazışmalarında dahi dinlerin ortaklığı temasını işler.'Dışlama' fikrini reddeder.
Biraz daha önce yaşamış olan Krakov üniversitesi rektörü Leh teolog Pawel Wlodkowic ise putperest Prus ve Letonlarla Müslüman Türklerin de 'kendilerine göre değerleri' olduğunu vurgulayarak, yine 'öteki' kavramını göreceli kılar.
Ve, 'Batı düşüncesi'nin oluşumunda bunlar da zıtları kadar rol oynamıştır.
Dolayısıyla, zaten ancak çok sonra kendini Hristiyanlıkla özdeşleştiren Avrupa 'nın o Hristiyanlığında dahi, 'hem evet, hem hayır' cevabımın tohumları mevcuttur.
Yeri geldikçe konuyu işlemeyi sürdüreceğim. |