20/02/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yazarlar
20.02.2004
Sedat ERGİN
Kıbrıs'ta kırılma noktası
  
seergin@hurriyet.com.tr
 

KIBRIS sorununda bugün girilmiş olan hareketliliği doğuran en önemli kırılma noktası, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 24 Ocak günü Davos'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile yaptığı görüşme olmalıdır.

Erdoğan, Kıbrıs'ta müzakerelerin başlatılması için getirdiği bütün koşulları ve bu çerçevede ‘‘boşlukların doldurulması’’ koşulunu Ankara olarak benimsediklerini Annan'a bu görüşmede aktarmıştır.

Başbakan, bu mesajıyla, müzakereler sonunda anlaşmazlıkla kapanan başlıklarda Annan'a kendi adını taşıyan plan üzerinde istediği gibi değişiklik yapabilmesi için yeşil ışık yakmış oluyordu.

Burada yanıt aramamız gereken çok hassas bir soru var:

Erdoğan, Annan'a hakemliğini kabul edeceğine ilişkin açık bir çek vereceğini KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile önceden koordine etti mi?

ERDOĞAN'IN AÇIKLAMASI BİZE SÜRPRİZ OLDU

Denktaş,
geçen salı günü Hürriyet yazarlar grubu olarak yaptığımız görüşmede kendisine yönelttiğimiz bu soruya hiç tereddüt etmeden ‘‘Hayır, benim için sürpriz oldu’’ karşılığını verdi ve hemen ardından ekledi:

‘‘Görüşmeye hazır olduğumuzun Annan'a belirtilmesi sürpriz değildi. Ama bu koşulları kabul ederiz şeyi tam sürpriz oldu. Bize söylenenin tam aksidir.’’

Denktaş'
ın bu sözleri, Erdoğan'ın KKTC'nin müzakere masasındaki konumunu doğrudan ilgilendiren çok kritik bir konuda kendisine danışmadan hareket ettiğini açıkça gösteriyor.

Bu durumda Erdoğan'ın başbakan olarak yetki kullanıp KKTC üzerinde fiili (de facto) bir durum yarattığı ortaya çıkıyor.

SONRA DA BİZE GÜVENCE VERDİ

Erdoğan, ‘‘boşluk doldurma’’
koşulunu benimsediğini Davos'ta gazetecilere de açıkladı, aynı günün akşamı Ankara'ya döndü.

Erdoğan, ertesi günü (25 Ocak) Ankara'da bulunan Denktaş'la Başbakanlık Konutu'nda bir araya geldi. Hemen ardından Çankaya Köşkü'ne çıkan Erdoğan, buradan doğruca Esenboğa Havaalanı'na giderek ABD'ye hareket etti.

Peki, Davos'ta Annan'ı yöntem ve koşullar konusunda cesaretlendirmiş olan Erdoğan, ertesi günü Denktaş'la görüşmesinde bu konuyu kendisine açtı mı?

Denktaş, şöyle yanıtlıyor:

‘‘Bize tam aksi bir garanti verdi. Hakemliğin kabul edilmeyeceğini söyledi.’’

Erdoğan
bunu söyleyince, Denktaş kendisine Davos'ta yaptığı açıklamayı hatırlatmadı mı?

Denktaş'ın yanıtı, ‘‘Hayır, niye hatırlatayım?’’ oluyor.

Muhtemelen, Erdoğan'dan bu güvenceyi alınca, Denktaş kendisinin üstüne gitmek istemiyor. Belki de, Başbakan ile çatışmak istemiyor.

ZİYAL, TALİMATI YERİNE GETİREN BİR DİPLOMAT

Şurası çok açık: 24 Ocak ile 25 Ocak tarihleri arasına sıkışan 24 saat içinde Ankara ile Denktaş arasında bir karambol yaşanıyor.

Erdoğan'ın Davos'ta ortaya attığı Annan'ın hakemliğinin kabul edilmesi şeklindeki tutumunun geçen hafta New York'ta yapılan müzakereler sırasında Denktaş'a kabul ettirilmesinin de kolay olmadığı anlaşılıyor.

Ankara'nın telkinleri Denktaş'a Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal üzerinden aktarılıyor.

Zaten Denktaş da New York görüşmelerinin seyrini anlatırken, sıkça Ziyal'in kendisine Ankara'dan getirdiği mesaj ya da kriptolara atıf yapıyor.

Denktaş, Ziyal için ‘‘Biz bürokratız, aldığımız talimatı yerine getiririz diyen bir diplomat. Güzel, gayet başarılı bir diplomat’’ diyor ve ardından şu eklemeyi yapıyor:

‘‘Ama aldığı talimatı yerine getiren bir bürokrat.’’

New York'ta Ankara ile Denktaş arasında yürüyen hassas diyalog sırasında Ziyal'in talimat dışına çıkmayan, Denktaş karşısında esnemeyen tutumunun Erdoğan'ın arzu etmediği bir kaymanın ortaya çıkmasını önlemede önemli bir rol oynadığı söylenebilir.

NOT: Geçen salı günü bu sütunda ‘‘Paris'te çalan tehlike çanları’’ başlıklı yazımızda, 2001 yılında dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in saldırı helikopteri ihalesinde Fransız şirketinin elendiğini açıklamasının Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın tepkisine yol açtığı yazılmıştı.

Sayın Ecevit, bu konuda bizi arayarak şu açıklamayı yaptı:

‘‘Bu açıklama başkanlığını yaptığım ve Genelkurmay Başkanı ile Milli Savunma Bakanı'nın da katıldığı Savunma Sanayii Üst Kurulu toplantısından sonra yapılmıştır. Toplantıya geniş bir heyet de katılmıştır. Konu uzmanlar tarafından büyük bir titizlikle yapılan ve çok uzun süren bir teknik çalışmadan sonra kurula getirilmiştir. Dolayısıyla Bülent Ecevit'in kararı değildir, olmadı, olamazdı.’’


Sedat ERGİN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Reform olmaya reform ama...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Bilin bakalım bu konuşan kim
 
    Ali Atıf BİR
  Gothica korku atmosferini iyi kuruyor, sonrası fos
 
    Bekir COŞKUN
  O bir kahraman...
 
    Doğan HIZLAN
  Sibel konusunda Mumcu ile aynı fikirdeyim
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Konutta vatandaş konutta vekili
 
    Ercan KUMCU
  Koltuk teorisi
 
    Fatih ALTAYLI
  Irak’ta Şiiler ile Kürtler uzlaşıyor
 
    Ferai TINÇ
  Annan Planı ve belirsizlikler (1)
 
    Gila BENMAYOR
  Karslı bebeklere 400 bin Euro'luk resmini verdi
 
    Kanat ATKAYA
  Vatandaşı Safinaz görmek
 
    Tufan TÜRENÇ
  Kıbrıs için neler yapmadık ki biz!
 
    Yalçın BAYER
  Sayın Haberal çok üzülüyoruz
 
    Yalçın DOĞAN
  Mahşerin üç atlısı bize yakın
 
    Özdemir İNCE
  Tarih dersleri (6)
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Kıbrıs’ta asıl kazanan Türkler olacak (2)
 
    Vahap MUNYAR
  Tereddüt yok, el koyma yasal
 
    Erman TOROĞLU
  Ya Terim ya Denizli
 
    Latif DEMİRCİ
  Latif Demirci
 
    Doğan Hakyemez
  Başka bahara
 
    Mehmet Nuri YILMAZ
  Ötanazi
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com