|
BENCE değişik bir Cumhurbaşkanı.
Bir cebi devamlı şişkin, çünkü içinde fotoğraf makinesi var. En sinir bozucu müzakerelerde çıkartıp makinesini masadaki vazonun fotoğrafını çekiyor.
Masadakilerin kafası ‘‘Acaba iyi çıktı mı?’’ diye karışırken, o diplomatik hamlesini yapıyor.
Sevimli...
Anlatmaya çalıştığım bin yıllık Rauf Denktaş, ama eminim çoğumuz onu yeni yeni tanıyoruz.
*
Sanki kendi göbeğini sollayıp önüne geçmek istermiş gibi ufak ama hızlı adımlarla giderken, arkasında hafif sakalı ile oğlu küçük Serdar yürüyor.
İnsana sanki baba-oğul, evdeki muslukları ters bağlamış tesisatçıya hesap sormaya gidiyorlarmış gibi geliyor.
Ama BM'de ‘‘Kıbrıs müzakeresine’’ gidiyorlar.
Öndeki Cumhurbaşkanı, arkasındaki Başbakan Yardımcısı.
Birazdan girecekler içeri, BM Genel Sekreteri Annan dosyayı açacak, o ise fotoğraf makinesini cebinden çıkarıp, arkadaki aynalı büfenin fotoğrafını çekecek.
Genel Sekreter ve Rum heyeti, ‘‘Acaba nasıl çıktı?’’ diye hep birlikte dönüp aynalı büfeye bakarken, o hamlesini hazırlayacak.
Diyelim ki görüşmelerin en kritik yerinde, çektiği Rum liderin fotoğrafını çıkartıp gösteriyor:
‘‘Gördün mü gendini?..’’
*
Duygusal ve iyi insan...
Köpeği ‘‘Boncuk’’ olmadan olmuyor.
Birçok görüşmede ‘‘Boncuk’’ sanki arabulucu, kucaktan kucağa dolanıyor. En son dünkü Hürriyet'te bizim Ertuğrul Özkök'ün kucağında gördünüz.
Ve Hürriyet ekibinin hazırladığı haber ve yorumları okuduysanız, müthiş bir dava adamı, akıllı, zeki ve inançlı...
Ankara'ya son geldiğinde onu kimse karşılamadı.
Çünkü o günlerde Kıbrıs görüşmelerini kilitlediği düşünülüyordu ve neredeyse ‘‘vatan haini’’ sayılıyordu.
Çok değerli yazarlarımız TRT-1'de, ‘‘Onun derhal görevden alınması gerektiğini’’ haykırıyorlardı.
Ankara'da uçaktan indiğinde yalnız-şaşkın ve üzgündü.
AKP eziyordu onu...
(Önümüzdeki günlerde yine Ankara'ya gelecek, yurtseverlerin ona bir sürprizi var)
Şimdi?..
O bir kahraman... |