|
Kulak ve beynin ses perdesini nasıl ayrımsadığı yönünde yüzyılı aşkın bir süredir sürdürülen tartışma sonuçlandı...
Ses dalgaları kulağın salyangoz biçimindeki koklea bölgesinde yer alan zarda titreşimlere dönüştürülür. Bu titreşimleri alan oradaki tüy hücreleri işitme siniri aracılığıyla beyne sinyaller gönderir. Bir kurama göre, beyin ses perdesini bu sinirlerden gelen sinyallerin zamanlamasına göre belirler. Sinyallerin zamanlaması sesin frekansına göre değişir.
Bu görüşe karşı çıkan ikinci kuram ise, perdenin bu sinyallerin kokleanın neresinden geldiğine ve, farklı sinir hücrelerinin farklı frekansları belirlediği gerçeğine bağlı olarak, sinir sinyallerinin zamanlamasına dayandığını öne sürer. Kokleanın ucu çok yüksek frekanslı sesleri alırken, daha iç kesimlerine doğru frekans düzeyi de giderek düşer.
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden Andrew Oxenham ve arkadaşları sorunu çözdüklerini öne sürüyorlar.
Bu kuramlardan hangisinin geçerli olduğunun ortaya konması amacıyla kokleanın yüksek frekans bölgesinin yanıltma sonucunda düşük frekanslı ses üretmesinin sağlandığı zekice bir yöntem uygulandı.
Yüksek frekanslı titreşimlere ayarlı kulak zarı, yüksek frekanslı bir ses dalgası aracılığıyla devinime geçiriliyor. Ancak bu ses dalgası kırılarak sinirlerde düşük frekanslı bir dalga etkisi yaratan güçlü ses atımlarına dönüştürülüyor.
Bu tür ‘değişime uğratılmış tınılar’ üzerinde daha sonra yapılan deneyler de deneklerin, bu seslerin nereden geldiğini fark edebildiklerini ortaya koyuyordu. Bu da, değişime uğrayan tınıların gerçekten de çok daha düşük frekansa özgü sinir sinyallerini tetiklediğini gösteriyor. Elde edilen bulgular, yön belirleme söz konusu olduğunda, sinyallerin kokleanın neresinden kaynaklandığının çok önemli olmadığını da gözler önüne seriyor. |