|
BABAMIN mezar taşı son derece sadedir. Üzerinde sadece şu ifadeler yer alır: ‘‘Matbaacı Şükrü Özkök. Doğumu: 1917, ölümü 2000’’
Mezarını yaptırmaya karar verdiğimiz zaman annem aradı.
‘‘Öteki mezarlardan farklı, gösterişli bir şey yaptırmayalım. Burada ádet böyle’’ dedi.
OSMAN KİBAR'IN KABRİ
Bayramın ikinci günü İzmir Bornova Mezarlığı'nın kapısından içeri girerken sağ tarafta dikkatimi ilk çeken mezar, İzmir'in efsanevi belediye başkanı rahmetli Osman Kibar ve eşininki oldu.
Kibar Ailesi varlıklı insanlardır. Ama bu iki mezar son derece sade, tertemiz ve basitti.
Eşiyle yan yana, o sade mezarda yatıyordu.
Mezar çok bakımlıydı. Üzerinde yeni açmış çiçekler vardı.
Babamın mezarına doğru ilerlerken çevredeki öteki mezarları dikkatle inceledim.
Hepsi birbirine benzeyen sade mezarlardı. Hepsi de bakımlıydı.
Bütün mezar taşlarının üzerinde sadece isimler, doğum ve ölüm tarihleri ile bir de ‘‘Ruhuna Fatiha’’ kelimeleri vardı.
Bu mezarlığa ne zaman gelsem, içimden belediyeye teşekkür etmek gelir.
Çünkü bu mezarlık hep bakımlıdır.
Mezarlar arasındaki yollar düzenlidir.
Yakınınızın mezarının bakımını yaparken, yandaki mezarların üzerine çıkma saygısızlığı yapmaya ihtiyaç yoktur.
Annem, büyük kız kardeşim ve kayınbiraderim, babamın mezarının başında bir süre durup dua ettik.
Hemen arkadaki bir mezarın taşına sarılı yemeni dikkatimi çekti.
Huzur dolu bir kadının başına atılmış tül gibi duruyordu.
Bu mezarlıkta, ölümün insanları eşitleyen ahengini hemen hissediyorsunuz.
Dikkat ettim, ötekilerden farklı sadece iki mezar vardı.
Bu iki mezarın da mermer kısımları ötekilerle aynıydı.
Ama ikisinin de üzerine küçük bir ahşap çardak konmuştu.
Bir de önlerinde uzun bir bayrak direği ve ucunda dalgalanan Türk bayrakları.
Bunlar Güneydoğu'da şehit olmuş iki İzmirli gencin mezarıydı.
Biri onbaşı, öteki komando eriydi.
O mezarların başında da dua ettim.
Bu sade farklılık, hoşuma gitti.
Onların bu farklılığa hakları olduğunu düşündüm.
Katolik mezarlıkları beni ürkütür. Aşırı süslü lahitler arasında dolaşırken tuhaf olurum.
Buna karşılık Amerikan mezarları daha basit ve huzur vericidir.
Büyük taşlar yerine küçük plaketler tercih edilir.
Mezarlar arasında fark yoktur.
Bizim şehit mezarlarımız da bu zihniyeti yansıtır.
ZİNCİRLİKUYU
Her yıl mart ayında Zincirlikuyu Mezarlığı'nda rahmetli Çetin Emeç'in mezarı başında toplandığımızda beni çok rahatsız eden bir şey olur.
Bir kere mevsim nedeniyle yollar hep çamurludur.
Mezarlar arasında yollar olmadığı için, yan parselde yatan insanların mezarlarının taşları kirlenir.
Oysa burası Türkiye'nin en varlıklı insanlarının yattığı mezarlıktır.
Ama herkes sadece kendi yakınının mezarı ile ilgilendiği için İzmir'deki düzen yoktur.
Zincirlikuyu'da beni rahatsız eden öteki şey ise mezarlar arasındaki derin uçurumlardır.
Zincirlikuyu bu görüntüsüyle bana daha çok Katolik mezarlıklarını hatırlatır.
Bazı aile kabristanlarını gereğinden fazla gösterişli ve zevksiz bulurum.
Oysa ölümün bütün farklılıklar üzerine bembeyaz bir şal örtmesi gerekmez mi?
Bunte’de bir fotoğraf altı
Biz Türkiye'de medyanın bazı olayları veriş biçiminden şikáyet ediyoruz.
Ama dünyanın en gelişmiş ülkelerinde de benzer olaylar oluyor.
Dün Almanya'da yayınlanan dergilerin son sayılarını gözden geçirirken, Bunte Dergisi'nde fotoğrafımı gördüm.
Geçen ay New York'ta Hillary Clinton için düzenlenen yardım toplama partisine iki sayfa ayırmışlar.
Partiye katılanların en az bin dolar verdiklerini anlatmışlar. Ancak benim fotoğrafımın altına öyle bir yazı koymuşlar ki, sanki benim de para verdiğim gibi bir anlam çıkıyor.
Hemen dergiyi arayıp düzeltmelerini istedim. Çünkü ben davetliydim ve para vermedim. Zaten Bunte Dergisi'nin editörü de davetliydi ve onun da benim gibi para vermediğini tahmin ediyorum.
Ayrıca Amerika'da bu para toplama işleri çok sıkı kurallara bağlı. İsteyen kimin para verdiğini rahatlıkla öğrenebilir. Derginin editörünün böyle bir kastı olmadığını biliyorum. Ama yine de bu yanlış anlamaya yol açabilecek bu ifadenin düzeltilmesini istedim. |