|
KENDİ kendine vehmettiği 'devlet ideolog'luğunu 'nasyonal cumhuriyetçi' vaazla sürdüren 'Radikal' yazarı eski elçi, Başbakan Erdoğan'ın Kıbrıs müzakerelerine 'Annan Planı' bazında oturulacağını söylemesine pek kızmış.
Burnundan soluduğu dünkü makalesinde, önce, yine kendi kendine sıraladığı dört şartın gerçekleşmesi için 'hükümetin dua etmesi' (!) gerektiğini vurguluyordu.
Sonra da, aynı tehditkar üslupla gaipten haber vererek, aksi takdirde, yıl sonundan itibaren 'bizi kötü bir kış beklediği' mülahazasında bulunuyordu.
Eh, ebedi ve ezeli Rauf Denktaş'ın dışında böyle bir yaklaşımı 'kurumlar'ın da reddettiğini - artık o 'kurumlar' (?) her kimse - belirttiğine göre, sabık diplomatın mutlaka uzun vadeli 'meteorolojik tahmin'lere (!) dair bir bildiği vardır. Dolayısıyla, zemheri kışa hazırlanalım ve şimdiden çeki çeki odun istifleyelim.
* * *
YANSITTIĞI, daha doğrusu yansıtmak istediği 'güçler'i görerek, 'nasyonal cumhuriyetçi' elçinin tehdit ve hiddetini asli çerçevesine oturtmak gerekiyor.
O da şu ki, daima aba altından yaba gösteren 'statüko zaptiyeleri'nin 'değişim dinamikleri'ni tek bir 'höt'le susta durdurduğu dönem artık kapanıyor.
Henüz tam kapandı demeye cesaret edemiyorum ama, 'gidişat' bu yöndedir.
Ve, Kıbrıs'ın çözümlenebilmesiyle de en hayati viraj dönülmüş olacaktır.
Zaten de Akdeniz'deki Ada buzdağının görünen kesimini oluşturmaktadır.
Konu Kepez burnunun doğal olarak uzandığı Türkiye bütününü kapsamaktadır.
Çelişki ise demokrasi, özgürlük ve refah coğrafyasıyla bütünleşen bir açık toplum projesiyle; otoriter, yönlendirici ve şabloncu bir kapalı toplum modeli arasındaki uzlaşmazlıkta odaklanmaktadır.
* * *
İŞTE, 'statüko güçleri'yle 'değişim güçleri' arasındaki bu uzlaşmazlık meridyeni de Lefkoşa'nın 'Yeşil Hattı' üzerinden geçmektedir.
'Neo faşizan' tezlerin elçisi gibi Ankara'nın 'durağanlık frenleri', kendileri için ya yenilgiye, ya da zafere sahne olacak olan esas mevziyi tam orada çizmiştir.
Bugün burada, böylesine bir zafer ihtimalinin geçici bir 'Pirüs zaferi'ne mi; yoksa ülkemizi otoriter ve o güçleri totaliter konumlarda ebedileştirecek korkunç bir kalıcı zafere mi tekabül edeceği konusunu tartışmayacağım.
Fakat, yukarıdaki mevzii stratejiktir!
Her iki taraf için de stratejiktir!
Ve, kaçın kurası bir 'statüko' kendi hayat memat meselesini oluşturduğunu bildiğinden, durumu, toy ve ürkek davranan diğer kesimden daha iyi kavramaktadır.
Bu açıdan da, 'Annan Planı'nın esas alınacağını söylediği için Başbakan'ın bombardımana uğraması, söz konusu stratejik cepheyi tutmakta 'taktik hücum'dur.
'Statüko güçleri', kaçınılmazlığına rağmen 2002 Kasım’ından beri 'höt'le engellendikleri planın devreye girdiğini; üstelik de, kaybedilmiş çok kıymetli zamanın faturasının kendilerine çıkacağını gördüklerinden, böyle bir atağa mecburdurlar.
'Hükümet dua etsin de...' tehditkarlığının ve 'yoksa, kötü kış bekliyor' müneccimbaşılığının arkasında yatan esas gerçek budur.
* * *
ANCAK hayır, kötü kış beklemiyor!
Tam tersine, Kıbrıs mevsimleri gibi mis kokulu ve limon gibi bir kış bekliyor.
Yeter ki hükümet 'nasyonal cumhuriyetçi' emekli diplomatların 'meteoroloji tahmini'ne (!) uyup yağmura dua değil, Kıbrıs'ta çözüme sebat etsin!
|