30/01/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Bilim
30.01.2004
‘Agu agu’larla dil öğreniminde bebek yetişkinlere fark atıyor
 

Bebeklerde dil öğrenimi, beynin ses veya işaretle birlikte çalışan kısmına bağlı olarak gelişiyor. Küçük kel başına, beynini görüntülemeye çalışan tuhaf aletler takılan Rebecca, daha çok Frankeştayn’ın laboratuarlarından çıkmış gibi gözüküyor.

Beyaz bir bant, kafatasının her iki tarafına yerleştirilmiş plastik kareleri sabitliyor. Bu karelerden her biriyse, kablo yığınlarından oluşan bağlantılar içeriyor. Rebecca, aletten habersizce başını sağa sola çevirirken aynı anda etrafa gülücükler dağıtıyor.

Bebek henüz 5 aylık bile olmadı, ancak bilişsel sinir bilimci Ann Petitto’ya göre, çoktan beyninin lisanla ilgili bölümlerini kullanmaya başladı bile. Başındaki mekanizma ile izleniyor.

‘Yakın infrare spektroskopi’ olarak bilinen bu sistemin amacı, beynin tükettiği oksijene bakarak hangi yeteneği yönettiğini saptamak.

Petitto, bebeğin dil yeteneğinde öncül rol üstlenebilen, sol kulak üzerindeki bir beyin bölgesini tanımlamayı umuyor.

‘Dilin, bireyin en önemli temellerinden biri olan bilinçle bağlantısı giderek önem kazanıyor. Şu anda ne hava içinden geçen ses dalgaları gönderiyorum. Senin de kafanda anlam patlamaları yaşanacak. Türümüz, bu muhteşem başarıyı hangi mekanizma sayesinde gerçekleştirdi?’ diyor uzman.

Bebeklerin üstünlüğü

Bebekler bir kara kutu gibidir. Küçük, sürekli gelişen beyinleri içinde olan bitenleri hiçbir şekilde anlatamazlar, ancak işte burası gramer ve sözcüklerin tüm karmaşıklığının, yani dilin oluştuğu yerdir.

Wisconsin’deki Bebek Öğrenme Laboratuarı’ndan Jenny Saffran, ‘Bebeklerin, herhangi bir alanda büyüklerinden daha iyi olamazlar. Ama bir dil öğrenmekte büyüklerden çok daha iyiler’ diyor.

‘Ba, ba, ba, ga, ga, ga’ gibi bebeklerin ilk çıkardıkları sesler, dilin kazanılmasının en birinci aşamalarından biri. Anlaşılmaz sesler çıkarmak, bebeklerin bir gün konuşabilmek için kullanılacak sesleri öğrenmelerini ve bu seslere alışmalarını sağlar.

Bebeklerin kendi çaplarında konuşmaları evrenseldir. Hangi dilin konuşulduğu ülke olursa olsun bebekler, ilk 5 ila 10 ayı arasında heceleri sürekli yinelerler.

Rastlantısal olarak, bu sesleri ritmik olarak çıkarırken ellerini ve ayaklarını da aynı ritimle oynatırlar. Petitto, bebeklerin özellikle sağ ellerini veya ellerindeki bir çıngırağı salladıklarını kaydediyor. ‘Dilin, bizim üretme ve konuşmaları duyma yeteneğimizle birlikte gelişme gösterdiği söylenir. Bu doğru olsaydı, konuşmadan mahrum bırakılan bir çocuk, dili farklı bir şekilde öğrenmeliydi. Aslında bebekler, işaret dilinde bile bu sesleri yaratabilirler.’

Birkaç yıl önce Petitto ve çalışma arkadaşları, işaret dilini ve konuşma dilini öğrenen bebeklere ayrı ayrı ışık yayan diyotlar bağladı. Elektronik bir cihaz, deneklerin ellerinin hareketlerine ilişkin yönelim, hız ve frekans verilerini topladı. Sonuçlara göre, her iki grubun da el hareketleri yaklaşık olarak 3 hertz frekansına sahipti. Ancak işaretleri yapmaları istenen bebekler, 1 hertz frekansında ve 1 saniyelik ek bir hareket daha yapıyorlardı.

Bu süre çok önemli, çünkü bu aynı zamanda ‘ba’ veya ‘ga’ seslerinin süresine eşittir. Petitto’ya göre dil, beynin ses veya işaretle birlikte çalışan kısmına bağlı olarak gelişiyor. Bu kısım, sözcüklerin temel taşları olan görsel veya işitsel iletişimi algılamaya ayarlıdır.

Ebeveyni ve çevresi tarafından yönlendirilen bebekler, duydukları milyonlarca sesten hangilerinin gerçek sözcükler olduğunu belirlemeyi aşamalı olarak öğreniyor. Sözgelimi, birisi ‘güzel bebek’ dediğinde, hem ‘güzel’in hem de ‘bebek’in sözcük olduklarını, ancak ‘-el be-’ olmadığını öğrenirler.

Şakaktaki dil

Petitto, kulağın tepesinde kıvrılan ve sol beynin ‘superior temporal gyrus’ bölümünün bir parçası olan planum temporale üzerinde yoğunlaştı. İşaret parmağı boyutunda ve şeklinde olan superior temporal gyrus, yetişkinlerin bir dili duyma ve üretmede kullandıkları geniş sinir ağının da bir parçasıdır.

Petitto, yetişkinler üzerinde yaptığı araştırmalarda hem duyan hem de sağır kimselerin, işaretle veya seslerle konuşurken planum temporale’yi kullandıklarını gördü.

Yakın infrare spektroskopinin en güzel yanı, bebeklerin beyinlerinin, uyanıkken ve konuşmayı öğrenirken nasıl çalıştığını gözler önüne serebilmesidir. Hitachi tarafından üretilen cihaz, önce kafatasına oradan da beynin aşağı yukarı 2.5 santimetre içine giren lazer bir diyot kaynaklı, zayıf infrare ışık kullanıyor. Beynin herhangi bir alanda kullandığı kan ve oksijen oranı, geri gönderilen ışığın miktarını belirliyor. Daha fazla oksijen kullanılması, beynin daha fazla çalıştığının bir göstergesidir.

Discover dergisinde (12/03) yayınlanan araştırmaya göre, annesinin kucağına oturan Rebecca’nın başındaki cihaz çalışmaya başladığında oda karanlığa ve sessizliğe bürünüyor. Bir video görüntüsünde genç bir kadın, bir trafik polisi gibi havada tuttuğu elini, bir avuç içini bir elinin tersini gösterecek şekilde hareket ettiriyor. Üzerinden bir dakikadan daha az bir süre geçtikten sonra Rebecca, hem sesler çıkarmaya hem de tekme atmaya başlıyor.

Tüm bunlar olurken bilgisayar da beynin çalışmasını inceliyor. Petitto, aktif olan beyin bölümünün planum temporale olduğunu ve Rebecca’dan önce test edilen 10 bebekte de aynı sonuca varıldığını savunuyor. Petitto, kesin bir sonuca ulaşmadan önce en az 100 bebeği incelemek istiyor.

Bebek konuşmasının 5 aşaması

1- Seslenim (0-2 ay) Bebekler, ağlama dışındaki ilk seslerini çıkarırlar. Ağızlarını açmadan çıkan bu sesler ‘hmm’ şeklinde olabilir.

2- İlkel telaffuz (1-4 ay) Bebekler yeni sesler çıkarmak için dili ve çeneyi kullanırlar. Örn: ‘gleh’.

3- Genişleme (3-8 ay) Bebekler, sanki ağzın çıkarabileceği sesi ve açılabileceği genişliği ölçer gibi çığlık atar, bağırırlar.

4- Acayip sesler çıkarma (5- 10 ay)Bebekler ilk hecelerini yaratmaya başlarlar. Örn: ba, ba, ba, veya de, de, de.

5- Karmaşık ses çıkarma (9-18 ay):Bebekler ba ve de hecelerini gerçek sözcükler halinde birleştirirler; baba ve dede şeklinde. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com