|
Bütün bedeni kaplayan bazen dokunmanın bile büyük ızdırap verdiği, ancak doktorlar nedenini çözemedikleri için uzun süre hayal ürünü sandıkları Fibromiyaljiyi tedavi için adımlar atıldı..
Beyin tarama teknolojisindeki gelişmeler sayesinde, dünyadaki 6 milyon fibromiyalji hastasının ‘hayal ürünü’ değil, gerçek ağrılarla boğuştuğu anlaşıldı.
Yasemin Hanım yıllarca mücevher takamadı, çünkü kolye veya bilezik gibi takılar cildini bir alev makinesi gibi yakıyordu. Pamuk çarşafların altında yatmak dayanılmaz ağrılara yol açıyordu. Bir dost ile el sıkışmak dahi canını yakmaya yetiyordu.
48 yaşındaki Yasemin Hanım, kendisine fibromiyalji teşhisi konuluncaya kadar 37 doktora göründü.
Fibromiyalji bütün vücutta ağrı, temasa duyarlılık ve yorgunluk şeklinde tanımlanan bir hastalık.
Teşhis konulan şanslı hastalardan biri olarak şöyle konuşuyor: ‘Benim durumumdaki insanlar onlarca yıl doktordan doktora koşuşturmasına karşın ağrılarının nedenini öğrenemiyebiliyor. Dolasıyla tedavi de görmediklerinden bu ağrı işkencesini çekmek zorunda kalıyorlar.’
Yeni sayfa açıldı
Son yıllara kadar doktorlar fibromiyalji ağrılarının gerçek olduğuna inanmıyordu. Bu ağrıların genellikle kadınlarda görülen, hastaların zihinlerinde yarattıkları, gerçek ile ilgisi olmayan duyarlılıklar olduğunu düşünüyorlardı.
Ülkemizde de doktorların yeni yeni teşhis koyduğu bu hastalığı, Illinois Üniversitesi’nden Muhammet Yunus 1977 yılında incelemeye başladığı zaman meslektaşları kendisini uyardı; mesleki yaşamını gerçek olmayan bir hastalıkla uğraşarak tehlikeye attığını söylediler.
Onlara göre ağrılardan şikayet eden kadınların akıl sağlıkları pek yerinde değildi.
Ancak yaklaşık 6 milyon kişinin çektiği ağrıların nedeninin bulunamaması, bu ağrıların olmdığı anlamına gelmiyordu. Son birkaç yıldır bilim adamları gelişmiş beyin tarama teknolojisi ile bu ağrıların gerçekten varolduğunu kanıtladılar.
Şimdi genetik mutasyonun bu hastalıkta rolü olduğunu düşünüyorlar ve ilaç şirketleri etkili ilaçları geliştirmek adına birbirleriyle yarışıyor. Seattle’da çalışan romatolog Dr. Andrew Holman yeni ilaçları deniyen doktorlardan biri: ‘Artık fibromiyalji konusunda yeni bir sayfa açıldı. Bu savaşı kazanacağımıza inanıyorum.’
Ağrının kaynağı
Fibromiyaljinin hayal ürünü olarak değerlendirilmesinin en büyük nedeni, görünürde ağrıya neden olabilecek bir kaynağın Ğyaralanma, eklem aşınması veya sıkışmış sinirler gibi- olmaması.
Körfez-savaşı sendromu ve kronik yorgunluk gibi, nedeni tam olarak bilinmeyen hastalıklar sınıfına giren fibromiyalji, merkezi duyarlılaşma veya sinir sistemindeki hormonal ve kimyasal dengesizlikten kaynaklanır.
Fibromiyaljide beyne giden duyusal mesajlar yoğunlaşır; öyle ki ılık bir köpük banyosunu işkence haline dönüştürebilir. Beyinden gelen karşılama mesajları, ağrıya verilen tepkiyi kapatamayacak kadar zayıftır. Bu iki etki biraraya gelince ağrının şiddeti iyice artar.
Michigan Üniversitesi’nden romatolog Dr.Daniel Clauw, fonksiyonel MRI taramalarından yararlanarak fibromiyalji ağrısının gerçek olduğuna ilişkin ilk nesnel kanıtı ortaya koydu.
Geçen yıl yayımlanan bir çalışmada Dr.Clauw, 16 fibromiyalji hastasının ve 16 sağlıklı gönüllünün sol başparmaklarına az miktarda basınç uyguladı. Fibromiyalji hastalarında beynin ağrı algılama bölgelerine kan hücum ederken, sağlıklı gönüllülerde manikür yaptırıyormuş gibi en ufak bir değişiklik saptanmadı.
Sağlıklı grupta hasta grubun gösterdiği tepkiyi oluşturmak için Clauw, uyguladığı basıncı iki misline çıkartmak zorunda kaldı.
Ağrının nedeni
Şimdi doktorlar ‘niçin’ sorusunu yanıtlamaya çalışıyor. Son yapılan testler genetik yatkınlığın çok önemli bir etmen olduğunu gösteriyor. Hastalık daha çok aile içinde görülüyor ve bilim adamları bu çerçevede en az bir geni tespit edebildiler.
Ancak yaşam şekli ve kişilik yapısı da hastalığın oluşumunda önemli. Çoğunlukla hastaların ‘işkolik’ oldukları ve fiziksel ve zihinsel sınırlarını zorladıkları biliniyor. Bir gün araba kazası veya viral enfeksiyon gibi bir dış etmen tetikleyici olarak devreye girince, insanlar duvara çarpmış gibi oluyorlar ve sinir sistemleri iflas ediyor.
Bilim adamları bu hastaların omurilik sıvısında ağrı-taşıyıcı bir kimyasal madde olan P maddesinin diğer insanlardan üç misli daha fazla miktarda bulunduğunu, ağrı-azaltıcı serotonin ve norepinefrin maddesinin çok az olduğunu keşfettiler.
Sendrom ne kadar iyi tanınırsa tedavisi de o denli etkili olabilir. Halihazırda terapi yöntemleri daha çok düşük teknoloji içeren yöntemlere odaklı. Sözgelimi uyku kalitesinin artırılması, çok yorucu olmamak kaydıyla aerobik gibi.
Fakat Pfizer şimdi P maddesini azaltan bir ilaç üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Cypress Bioscience ise ağrı-baskılayıcı norepinefrin ve serotonin düzeyini artıran bir ilaç geliştiriyor. Bir zamanlar ağrılarından dolayı yaşam sevincini yitirmiş olan Matallana şimdi, bütün bu gelişmelerin ışığı altında, geleceğe umutla bakıyor. |