|
BAŞBAKAN Erdoğan'ın, dün Beyaz Saray'da Başkan Bush ile yaptığı görüşmenin dün akşam yapılan açıklamalar ışığında ilk değerlendirmesini şöyle yapabiliriz:
BAŞKAN BUSH KUVVETLİ AÇIKLAMADAN KAÇINDI
Amerikan tarafı, dünkü görüşmeyi gerek Irak, gerek Kıbrıs konusunda uluslararası kamuoyuna kuvvetli mesajlar vermek yönünde değerlendirebilirdi. Bu yapılmadı. Bush'un gazetecilerden soru almaması dikkat çekti. Irak'la ilgili açık mesajları, ‘‘toprak bütünlüğü korunan demokratik bir Irak’’ taahhüdünü aşmadı. Bu taahhüt, zaten bilinen resmi Amerikan tutumunu yansıtıyor. Bush'tan bunun ilerisine geçen, örneğin Irak'ta gelecekte kurulması söz konusu olan federasyonun sınırlarını çizen ayrıntılı bir açıklama gelmedi. Bush, Kıbrıs konusunda da Erdoğan'ın kendisine verdiği bilgilerden memnuniyetini belirtmekle yetindi. Kuşkusuz, Türk tarafı, Bush'un ağzından bu açıklamaların daha ilerisine giden, daha kuvvetli mesajlar duymak isterdi. Bu olmadı.
BUSH KÜRTLERLE İLGİLİ GÜVENCE VERDİ
Buna karşılık, baş başa görüşmede Bush'un, Erdoğan'a, Kürt grupların etnik bir federasyon kurulması taleplerini kabul etmeyecekleri yönünde, kuvvetli bir güvence verdiği ortaya çıktı. Erdoğan, görüşme sonrası, ‘‘Başkan Bush, bana Kürtler'in taleplerini kabul etmeyeceklerini açık bir şekilde söyledi’’ diye konuştu. Bush'un bu güvencesi üzerine, Erdoğan'ın nasıl olsa istediğini elde ettiğini düşünerek, masaya Irak konusunda ayrıntılı talepler getirmekten kaçındığı söylenebilir.
ERDOĞAN TÜRKMENLER VE KERKÜK'Ü AÇMADI
Nitekim, Başbakan Erdoğan görüşmenin bu şekilde seyrettiğini gizlemedi. Görüşmeden sonra ayak üstü yaptığımız sohbette Başbakan’ın, Kerkük'ün gündeme gelip gelmediği sorumuza, ‘‘hayır’’ yanıtını vermesi dikkat çekiciydi. ‘‘Kerkük'ün adı hiç mi geçmedi?’’ sorumuza da Erdoğan ‘‘hayır, geçmedi’’ karşılığını verdi. Erdoğan basın toplantısı sırasında yöneltilen bir soru üzerine, Türkmenler konusunun da görüşmede açılmadığını söyledi. Erdoğan'ın bu konuları açmaktan geri kalması, kuşkusuz, ziyaret öncesinde Türk kamuoyunda yaratılan beklentilerin gerisinde kalıyor.
Başkan Bush'un Ankara'nın Kıbrıs sorununda üstlendiği inisiyatifi büyük bir memnuniyetle karşıladığı anlaşılıyor. Nitekim, görüşmeden sonra Beyaz Saray sözcüsünün, Erdoğan'ın Davos'ta sergilediği olumlu tutumu överek, Kıbrıs Rum Yönetimini de adım atmaya davet etmesi, Amerikan tarafının Rumlar üzerinde baskı kurmaya başladığını gösterdi. Gelgelelim Amerikan tarafı, bu aşamada özel bir temsilci atama eğiliminde gözükmüyor. Bunun yerine, Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın ‘‘kolaylaştırıcı’’ bir rol oynamak üzere devreye girmesi söz konusu. Nitekim, Bush dünkü görüşmede, Powell'a, BM Genel Sekreteri Annan ile temasa geçmesi talimatını verdi. Bu noktada Amerikan diplomasisinin Türkiye’ye destek çıkmak üzere harekete geçtiği söylenebilir. Powell'ın Yunan Dışişleri Bakanı Papandreu ile temasa geçmesi de yine bu bağlamda değerlendirilmeli.
ANNAN PLANI’YLA FAZLA OYNAMAYIN
Bu arada Washington, Annan Planı'nın içeriğiyle bu aşamadan sonra çok fazla oynanmaması beklentisini taşıyor. Bu beklentinin Türk tarafına hissettirildiği anlaşılıyor. Dolayısıyla, Türk tarafının planda yapılmasını istediği değişikliklerin ne ölçüde hayata geçirilebileceği belirsizlik gösteriyor. Ayrıca, Türk tarafının yaptığı bütün kuvvetli açıklamalara karşılık, Annan Planı'nda yapılması düşünülen değişikliklerle ilgili tutum belgesi BM Genel Sekreteri'ne iletilmiş değil. Bir başka deyişle, henüz ortada bir resmi belge yok. Yalnızca taahhütler var. Sonuçta, Amerikan tarafı da, tutumunu netleştirmeden önce Türk tarafının masaya ne koyacağını görmek istiyor.
IRAK'TAKİ PKK İÇİN TAAHHÜT TEKRARLANDI
Bush, Kuzey Irak'ın PKK unsurlarından arındırılacağı yolundaki resmi Amerikan taahhüdünü bir kez daha tekrarladı. Ayrıca, ABD'nin Irak'taki Genel Valisi Büyükelçi Paul Bremer'ın dün bu doğrultuda yaptığı açıklama, Türk tarafını memnun etti. Ancak, ABD'nin ne zaman somut adım atacağı henüz açıklık kazanmış değil. ABD, önümüzdeki ayın ilk haftasında yürürlük süresi dolacak olan Pişmanlık Yasası'nın bir süre daha uzatılmasını önerdi mi? Başbakan, dün bu soruya ‘‘hayır’’ karşılığını verdi.
|