29/01/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yaşam
29.01.2004
Doğan HIZLAN
Türk sinemasının görkemli dönüşü
  
dhizlan@hurriyet.com.tr
 

‘ARTIK yerli filmler yabancıları geçiyor’ haberi (Salı, 27 Ocak 2004, Hürriyet), beni bir yandan çok mutlu etti, bir yandan da eski günleri anımsattı.

Türk sineması birkaç yıldır seyirci buluyor, Türk seyircisi kendi sinemasını yaşatıyor.

Unutmayalım, yıllar önce Türk filmi oynatan sinema salonları boştu, iyi salonların gümüş ekranına bu filmlerden biri bile yansımazdı.

Kötü günlerin suçlusunu/suçlularını arayalım mı, yoksa bugüne sevinerek belleğimizin bir lobunu iptal mi edelim?

Boş salonlar döneminin suçunu ikiye bölüyorum; yarısı sinemacılara ait, yarısı da seyircilere.

Türk filmleri seyredilemeyecek kadar kötü müydü?

Bir ülkenin sinemasını toptan karalamak, yok saymak, gerek sinema tarihi, gerek bir ulusun kültür tarihi ve toplumsal tarihi açısından çok yanlıştır. Bunu yapanların aşağılık kompleksi derecesinin yüksekliğini tahmin etmek istemiyorum.

Sinemacılar, özellikle prodüktörler, ‘‘halk böyle istiyor’’ gerekçesiyle düzeyi çok düşürdüler.

Oysa bugün anlaşıldı ki, halk iyi filmlere gidiyor.

Türk filmlerini çok kötüledik, aşağıladık, hatta kültürel megalomanisini ispatlayanlar, tek cümleyle sinemamıza dudak bükerlerdi:

‘‘Ben Türk filmi seyretmem.’’

İthal züppeliklerin en zavallısıydı bu tavır.

* * *

KÜLTÜR milliyetçiliği yaptığımı sanmayın. Ne var ki, her ulusun kendine özgü bir sinemasının varlığını da inkár etmeyelim.

Amerikan sineması, Çin sineması, İran sineması, Türk sineması var. Bizim bu sinemayı uluslararası tanıtım alanına sokmamız gerekiyor.

Çoğu zaman şikáyet ettiğimiz, kıyasıya eleştirdiğimiz televizyonun, Türk filmlerini sevdirme konusunda çok önemli, tarihi bir görevi yerine getirdiğine inanıyorum.

Genç kuşaklar bizim sinemamızı, televizyondaki gösteriler aracılığıyla öğrendi.

Yalnız yerli sinema mı? Yerli edebiyatımız da bir zamanlar aynı kaderi paylaştı, yanlış algılanan bir Batı hayranlığı altında serpilemedi.

‘‘Ben tercüme okurum, bizimkileri okuyamıyorum,’’ diyen, göstermelik okur tavrının tanığı olan bir kuşaktanım.

Şimdi bizim yazarlarımızın eserlerinin satışı çoğu zaman yabancı yazarların satışını geçiyor ya da onlarla eşitleniyor.

Kısacası sanatın, edebiyatın, sinemanın yerel-evrensel dengesi kuruldu.

* * *

DİLERİM Türk sineması iyi filmlerle seyircinin daha çok ilgisini çeksin.

Türk filimlerini seyretmeliyiz. Sinemalara giderek, salonları doldurarak onları biz yaşatacağız.


Doğan HIZLAN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Vergi kaçırma barışı...
 
    Bekir COŞKUN
  Yoksullar...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Eğitimde yapılması gerekenler
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Hayırlı doktorluklar olsun!
 
    Ercan KUMCU
  Kamu sektöründe şeffaflık
 
    Erdal SAĞLAM
  Bankalar: Disiplin sırası reel sektörde
 
    Hadi ULUENGİN
  ABD’de bir damat
 
    Pakize SUDA
  Fuzuli halat
 
    Sedat ERGİN
  Oval Ofis’ten ne çıktı, ne çıkmadı
 
    Yalçın BAYER
  ‘Özgürlük’ işgal edildi
 
    Yalçın DOĞAN
  27.5 metre/s'de kapatmak gerek
 
    Güzin  Abla
  Para karşılığı köpek katleden adam
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    İlhan SÖYLER
  Yanlışlıklar zinciri
 
    Korkut GÖZE
  İyi uykular
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Bunları yapacaktık da, aklımız neredeydi?
 
    Latif DEMİRCİ
  Latif Demirci
 
    Şükrü KIZILOT
  Balık tutulan tekne
 
    Şükrü KÜÇÜKŞAHİN
  ‘Yolu yapın geçen araç çıkar’
 
    Osman MÜFTÜOĞLU
  Genç ‘yaşlılar’ çoğalıyor
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com