|
Evrim SÜMER
Hindistan alışkanlık yapar. Hem gidenlerde, hem de bizim ekimizde. Hürriyet Seyahat'in bu haftaki konuğu Altan Yağcı. Her fırsatta Hindistan'a giden Yağcı, ülkeyi bir ucundan öbürüne gezmiş.
Varanasi'de güneş doğuşunda ölülerin yakılışını izlemiş, Alapi'de tekne gezisi yapmış, Jaisalmer'de gerçek Hint müzisyenlerinin evlerinde ona özel konser verilmiş. Altan Yağcı kim mi? Tabii ki İstanbul'un gece hayatının kraliçesi, Safran'ın sahibi, herkesin bildiği ismiyle Aslı Altan. Mümkün olduğunca sık ve ani kararla seyahate çıkan Altan, seyahatte, kendi tabiriyle kötü huylarından arınıyor, hatta her şeye evet diyor. Aslı Altan beş kere gittiği Hindistan'ı anlattı.
Hindistan ilginizin sebebi nedir?
- Oradaki naiflik ve renkler çok hoş. İlkel ama gerçek renkler. Hindistan çok büyük bir ülke, bir sürü yolu arabayla gidiyorsunuz. Yolda kilometrelerce kimse yok, sonra birdenbire gözünüzü alan, parlak bir turuncu görüyorsunuz ve ona doğru gidiyorsunuz. Yaklaştıkça anlıyorsunuz ki o sarili bir kadın. O renkler coğrafyayla, oradaki hayatla birleşince inanılmaz bir büyü oluyor. Bir de doğuya yaptığım yalnız seyahatler bana iyi geliyor. İstanbul'daki hayatımın biraz fazla hareketli olmasından mıdır nedir! Orada dikkatim dağılmıyor. Yani New York'ta olsam aman şu sergiyi kaçırmayayım, Paris'te aman şu yeni lokantaya gideyim, derim. Fakat Hindistan'da bütün burada yaşadığım şeylerden ve beni ilgilendiren durumlardan, yerlerden, hallerden tamamen uzaklaşıyorum. Yalnız olmak, saatlerce yürümek, bir yerde oturmak, farklı yemekleri yemek, hiç konuşmamak...
DÜNYACA ÜNLÜ MÜZİSYENLER KÜÇÜK BİR ODADAYDI
Hiç Ashram'a gidip meditasyon yaptınız mı?
-Evet, bir kere gittim. Beyoğlu Safran'ın son senesiydi. Çok sıkıldığım, kapatayım diye telaşlandığım bir dönemdi. Sessiz durup, disiplinli oturmak ilgimi çekti. Hadi bir deneyeyim dedim. Orada 10 gün oturdum. Hiç konuşmamak çok kolay bir şey, hatta bayıldım. Bir daha hiç konuşmasam olurmuş dedim ama hep oturmak çok zormuş. Fakat oradan çıktıktan sonra bir kere bile yapmadım. Beni cezbeden orada olmak, orada yapmaktı. Devamını getirmek için ciddi bir disiplin lazım. Her sabah ve akşam bir saat çok zor. Buradaki hayata adapte edilemiyor. İstanbul'da bilmem kaçıncı katta yoga, meditasyon yapamıyorum ben.
Son seyahatinizde ilk nereye gittiniz?
- Çöldeki Jaisalmer'deydim. Orada İstanbul'da tanıştığım Belçikalı bir arkadaşımla karşılaştım. 2005'te yapılacak bir festival için Hindistan'da sanatçı arıyormuş. ‘‘Buraya kadar gelmişken, müzikten senin kadar anlayan birine mutlaka bir şeyler göstermem lazım’’ dedi. Aldı beni, kalenin arka tarafında artist bölgesi denen yere gittik. Orada bir eve girdik. Bayağı yaşlı bir adam ve ailesinin eviydi. Meğerse o adam New York'ta, Paris'te dünyanın her yerinde konser vermiş, çok tanınan bir sanatçıymış. Bir anda şarkı söylemeye başladı. O sırada kapının önünde başka birileri birikmiş, onlar da uluslararası müzisyenlermiş, biz de bir şeyler çalıp söyleyeceğiz diye tutturdular. Tabii bunu para için de yapıyorlar, ne kadar iyi olurlarsa olsunlar, bu insanlar sonuçta fakir. Orada öyle bir müzik ziyafeti çektiler ki bize, herkesin karşılaşabileceği bir şey değil bu. Damardan Hint müziği.
Başka nerelere gittiniz?
-Ashram’da kaldığım seyahatte Madurai'ye gittim. Orası meşhur Sri Menakşi Tapınağı'nın olduğu şehir. Müthiş bir yer. Sri Menakşi, bir köyden daha büyük, labirent gibi, devasa bir tapınak. Bir ucundan girip, öbür ucuna varmak saatler alıyor. Sadece bir noktada oturup, önünüzden geçenleri izleyerek bile sekiz saat geçirebilirsiniz. Sadece insan geçmiyor, filler de var. Çiçekçiler, meyve satanlar, her köşede bir başka tören yapanlar. Farklı kasttan insanların, farklı törenlerini izleyebiliyorsunuz. Hindistan'ın kalbine geldim galiba dediğim bir yer.
ÖLMEYE GELENLER VARDI
Kerala'ya gittiniz mi?
- Madurai'den Kerala'daki Periyar denen vahşi hayvan parkına gittim. Çok büyük bir arazi. İçinde adalar, göller, her şey var. Bufalodan kaplana, acayip kuşlara kadar her türlü hayvan var. Ben kaplanlara çok düşkünüm. Tam da doğum günümün sabahında suyun karşı kıyısında geyik avlayan bir kaplan gördüm.
Varanasi'de neler hissettiniz?
- Orayı unutmak mümkün değil, hatta Varanasi'yi görmeyen bence Hindistan'ı görmemiş sayılır, ben üç kere gittim. Çok sert bir yer. Gidenler tedirgin olabilir, ürkebilir ama başka hiçbir yere benzemiyor. İnanılmaz çekici. Ben gittiğim yere adapte olmaya çalışırım, onun için ölülerin yakılmasını izlemek veya ceset kokusu beni rahatsız etmedi. Bir de orada ölmeye gelenler var. Orada ölünce, sonraki hatalarında bir üst kastta doğacaklarına inanıyorlar.
seyahatte ne okuyor
Uçakta ve geceleri roman okuyor. Özel bir tercihi yok, elinde ne varsa onu okuyor. Son Hindistan seyahatinde Sidarta'yı yeniden okumuş.
ne dinliyor
O sırada ilgisini çeken müzikleri yanında götürüyor, gittiği yerden de alıyor.
ne yiyor ne içiyor
Her şeyi deniyor ama Hindistan'da sokaktaki her şeyi denemeye cesaret edememiş. Çok sebzeci değil, etobur.
ne giyiyor
Seyahatte de İstanbul'da olduğu gibi rahat giyiniyor. Bermuda şortları var. Bir de Hindistan seyahatlerinde takıp takıştırmayı çok seviyor. Hindistan'a gidip gelmeye başladığından beri her tarafından bir şeyler sarktığı için arkadaşları dalga geçiyor.
neyle seyahat ediyor
Karayolunda seyahati seviyor. Özellikle Hindistan'da şehir içinde Rickshow denen motosiklet taksilere biniyor. Bir tane getirsem, burada kullanabilir miyim acaba diye de düşünüyor.
nerede kalıyor
Karakteri, tarihi olan otelleri tercih ediyor. Lüks olmasında hiçbir sakınca görmüyor, hatta tercih ediyor. Ancak nerede kalırsa kalsın, otel odasını kendine benzetiyor. Sağa sola, lambaların üzerine kumaşlar atıyor, yatağı sevmediyse hemen açısını değiştiriyor.
kimle seyahat ediyor
Birkaç arkadaşı var ama en çok yalnız seyahati seviyor.
çantasının olmazsa olmazları
Blendax marka şampuanı, CD çalıcı, kitap, çok sevdiği, giyilmekten üzerinde eriyen tişörtleri, küçük kafa feneri, Birkenstock terlikleri.
KÜÇÜK ŞEYLERİN TANRISI
Alapi Kerala'da, Hindistan'ın Venedik'i denen kanallar arasında bir bölge. Oradan tekne kiralayıp kanallarda yolculuk yapabiliyorsunuz. Müthiş bir sefa. Kanalların sağı solu yerleşim bölgesi. Kerala kesinlikle diğer bölgelerden bir adım daha ilerde. Ama büyüyü kaybettiren bir gelişme değil bu. Ben iki gecelik bir tur yaptım, şansıma iki katlı büyük bir tekne düştü. Dört kişilik bir mürettebatı vardı. Aşçı sabah-öğlen-akşam yemekler yapıp, sonra da tepemde durup yiyip yemediğimi, hangisini daha çok beğendiğimi izliyordu. O tekne seyahatinde Arundati Roy'un Küçük Şeylerin Tanrısı kitabını okudum, o da Alapi'de geçiyormuş meğerse. Kitap Türkçe'ydi ama yazarın ismini gören Hintliler çok memnun olup heyecanlanıyorlardı. |