|
GENÇ kuşak okurlarımdan sık sık aldığım e.postalarda; şiir yazmayı nasıl öğrenebilirim gibi sorularla karşılaşıyorum.
Derkenar Dergisi'nde (Ocak-Şubat 2004, Sayı: 1) İskender Pala ile Seyfullah Aslan'ın yaptığı söyleşide Pala, şiir eğitimi üzerine şöyle diyor:
‘‘Şiir eğitimi herhangi bir yerde şiir üzerine fakülte yahut da lise okumak demek değildir. Şiir eğitimi şiir okumaktır. Pek çok şairin şiirini bilmektir.
Ben mesela şiir lisesi açılmasını çok lüzumlu görüyorum. Sadece şiir öğreten bir lise açılmalı.’’
Şiirin, önce bir yetenek gerektirdiğine ben de onun gibi inananlardanım. Ancak yetenek eğitimle geliştirilebilir, iyi şair olmanın ilk koşulu da budur.
Şiir lisesi açılması önerisine gelince... Hayalle gerçek arasında şairane bir dilek. O lisenin müfredat programı üzerinde çok durulmalı, çok tartışılmalı.
Bana şiirlerini getiren, çoğu da yüksek öğrenimlerini sürdüren bazı genç şairlere sorduğum bir soruya aldığım yanıt oldukça şaşırtıcıdır: ‘‘Kimseyi okumuyorum ki, kendi şiir anlayışım bozulmasın, etki altında kalmayayım diye.’’
* * *
ŞİİR okulu gerçekleşir mi, gerçekleşmez mi, bilemem. Ancak, edebiyatçı derneklerinin, hatta üniversitelerin şiir seminerleri düzenlemelerini, iyi şairlerin, eleştirmenlerin burada konuşma yapmalarını, gelenlerin de şiir okumaya yönlendirilmelerini her edebiyat sever destekler.
Türk edebiyatında şiir üzerine düşünen, şiir kuramıyla ilgili denemeler, eleştiriler yazan şairler var.
Şiir yazmak isteyen biri yalnız Türk şiir tarihini değil, Türk edebiyatı tarihini de öğrenmelidir. Eğer böyle bir seminer düzenlenecek ve bir lise açılacaksa, Türk şiirinin yanı sıra başka ülkelerin iyi şarilerini de tanıtmak gerekir.
Her genç kuşak şairine, yazma isteklisine Fransız edebiyatının büyük ustası Andre Malruux'nun çok sevdiğim bir görüşünü hatırlatmalıyım.
Ne demişti Malraux?
‘‘İyi bir manzara resmi yapmak için manzaraya bakılmaz, iyi manzara resimlerine bakılır.’’
Şiir sadece bazı anların duygularını dile getiren bir gençlik hevesi değildir.
Genç şairler Türk edebiyatını, Türk şiir tarihini okuduktan sonra antolojileri taramalıdır. Ondan sonra da tek tek şairleri okumalıdır.
Yazdıklarını beğenmemeyi, yırtıp atmayı, azaltmayı öğrenmelidir.
* * *
İSKENDER PALA'nın konuşmasındaki bir saptamasına katılıyorum, ben de sık sık bu görüşü savunurum:
‘‘Türk dilini korumanın yolu, kelimelere pasaport vermek yahut da şunlar yasaklansın, şunlar kullanılsın demek değildir. Türk dilini korumanın yolu, çocukların ellerine bu dille yazılmış güzel kitaplar vermektir.’’
İyi şair olmak istiyorsanız, iyi şairlerin şiirlerini okuyun, şiir üzerine yazıları ihmal etmeyin.
Eğitimsiz yetenek güdük kalır. |